Sayfalar

8 Nisan 2021

Endişe (2021) ve Filmin Yönetmeniyle Söyleşi

Çiçeği burnunda bir yönetmenin bir filminden bahsedeceğiz bugün. Bu yazı deneysel bir filmin deneysel bir incelemesi olacak anlayacağınız. Ulaş Işık, Nişantaşı Üniversitesi’nin Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünden mezun. Fotoğrafçılık ve felsefe ile ilgileniyor. Fotoğraf ile ilgilenmesi kısa filmlerindeki fotografik kadrajlardan, felsefe ile ilgilenmesi filmlerindeki felsefik sorgulamalardan belli oluyor. Gelelim genç yönetmenin ilk ciddi çalışmam dediği filmine: Endişe.


Endişe, 2021 yapımı deneysel bir kısa film. Filmin kurgusunu, seslendirmesini yönetmenin kendisi yapmış, metnini de yine kendisi yazmıştır. Film ilgi çekici görüntüler üzerine okunan güzel bir metin şeklinde özetlenebilir. Kullanılan görüntüler oldukça güzel. Örneğin filmin başındaki ay manzaralı pencere sahnesi romantik hisler uyandıran hoş bir kadraj. Bunun dışında silah olan sahne ve balık temizleme sahnesi beni geren sahnelerdi. 

Ormandan çıkmakla büyük bir hata yaptığını düşünen primatların soyundan geliyorum.

Filmin bende bıraktığı genel düşünce şu oldu ‘ilham verici’. Filmde modern dünyadan kaydedilmiş bazı görüntüler art arda kullanılmış. İnsan bu görüntüler arasında bir bütünlük sağlamak da zorlanıyor belki ama bu zorlanma kafa açıyor. Bu nedenle ilham verici buldum. Bunun dışında filmin süresi bir tık kısa olsaydı etkileyiciliği artardı diye düşünüyorum.  Yönetmen kendi filmi için şu yorumu yapıyor: “Çağımızın tüm endişelerini ve korkularını kafasında taşıyan insanların genel krizini deşifre etmeye çalışan bir karakter hakkında bir film.

Endişe için yüz yıllar önce endişe ile ormandan çıkan insanın bugün büyük şehirlerde daha büyük endişelerle yaşamaya çalışmasını konu alan bir film diyebiliriz. Modern dünya insanının her ne kadar tiksindirici bulsa da bu dünyadan kaçışının mümkün olmadığını anlatıyor. Ve kendi içine kaçmayı başardığında karşılaşabileceği bastırılmış öfkelerini karşımıza çıkarıyor.


Ulaş Işık ile Kısa Bir Konuşma 

Kendi filmini yapmak isteyen sinemaseverler olarak hepimiz bu işi deneyerek öğreniyoruz. Üstelik bunu minimum imkanlarla yapıyoruz. Bu konu ile alakalı hepimizin ortak problemleri var. Ulaş Işık ile film yapmak üzerine yaptığımız, bu soruları da kapsayan kısa konuşmayı da yazıyı ekleyeceğim. 
 
Ayşenur Özdemir: Bir eser ortaya çıkarabilmek için en önemli şey bir derdinin olmasıdır. Dünyayla, hayatla bir derdi olmayan bir insan böyle çabalara girmez. Senin de bir şeylerin çabası içinde olduğunu gördüğüm için soruyorum bu soruyu, senin dünyayla derdin ne? 
 
Ulaş Işık: Bir pet şişe, yeşil yosun, meşe kütüğü ya da rakun var olmakla neye hizmet ediyorsa ben de ona hizmet ediyorum. Hiyerarşik üstünlüğümden kaynaklanan bir ayrıcalık istediğimi düşünme tabii. Dünya belirsizlik ve endişe üzerine kurulmuş bir çember; bu çember gün geçtikçe daralıyor ve biz öğütülüyoruz. Nedenini hiçbir zaman bilemeyeceğimiz bir sebepten ötürü dünyanın kiracıları olarak belirdik. Bu devasa büyüklüğün içinde yaşımızın, eylemlerimizin, yakarışlarımızın hiçbir anlamı yok. Dünya çıkışsız bir labirent, bu benim aklımı lime lime ediyor. 
 
Ayşenur Özdemir: Anlıyorum. Peki aklın lime lime olduktan sonra seni harekete geçiren şey nedir? Bir şey üretmekteki motivasyonun ne? 
 
Ulaş Işık: En ulvi amaçlara sahip olduğunu sandığımız insanların yaptığı şey bile aslında birbirinin çok benzeri. Herkes dünya zamanının içindeki boşlukları doldurmanın peşinde. Kendimiz için yapay anlamlar üretiyoruz. Binlerce yıldır 5-10 kavramın etrafında kıvranıp durmaktan başka bir şey yaptığımız da yok aslında. Bir amacımız, motivasyonumuz ya da yerimiz yok bu dünyada. Kendimizi kandırıyoruz. Hiç olmazsa kalan zaman boş geçmesin. 
 
Ayşenur Özdemir: Ortaya koyduğun işler ve aldığın geri dönüşler seni tatmin ediyor mu? 
 
Ulaş Işık: Basit dünya heveslerine kapıldığım çok olur benim. İnsan bünyesi evrimsel olarak arzuluyor bunları. Başarı ve itibarı kimse elinin tersiyle itmez. İttiğini sandığımız insanın itibarı da o itiş üzerine kurulmuştur. Benimle aynı yaşama sancısını paylaşan insanların yalnız olmadığını görmesini istiyorum. O sancıyı paylaşmayanları da rahatsız etmek istiyorum. Haliyle rahatsız edilmiş bir kitlenin de benim için tatmin yaratması beklenemez. 
 
Ayşenur Özdemir: Son olarak bir önceki filmin hakkında konuşmak istiyorum. Sen her ne kadar Endişe filmi için ciddiye aldığım ilk işim desen de ben Boşluk filmini de çok beğendim. Senin bu film hakkında ayrıca söylemek istediğin bir şey var mı? 
 
Ulaş Işık: Söylenmesi gerekenleri filmde anlattım. Yine ilk 3 soruya çıkıyor kapı. 
 
Ayşenur Özdemir: Teşekkür ederim. Çabalarının karşılığını almanı umuyorum.






0 yorum :

Yorum Gönderme