Sayfalar

8 Mart 2021

İlk Kadın Yönetmen: Alice Guy-Blaché

Bugün 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü. Bir nevi kadın emeğinin bayramı. Eril tarih her ne kadar görmek istemese de kadınlar hayatın birçok farklı alanında emek harcamıştır. Şükür ki feminist bakış bugün eril tarihin sayfalarında yitip giden “kadının emeğini” bulup çıkarmaktadır. Ben de Maksat Sinema Olsun’un kadın üyesi olarak, sinemanın unutulan emekçi kadınlarından Alice Guy’ı anlatmayı boynuma borç bildim. Kadına ve emeğe olan hassasiyetimle birlikte, sinema ve feminizm okumalarımdan edindiğim bilgileri de alıp bilgisayarın başına geçtim.
 

İlk Kadın Yönetmen 

Sinema tarihinin ilk kadın yönetmeni olarak bilinen Alice Guy-Blaché, 1873-1968 yılları arasında yaşamıştır. Fransız sinemasının endüstrileşmesine katkı sağlayan yapımcı Leon Ernest Gaumont’a ait film şirketi Gaumont’un yönetmenlerindendir. Neon Ernest Gaumont’un sekreteri olarak işe başlayan Guy, ilerleyen zamanlarda şirketin stüdyo çalışmalarına katılmıştır. Sinemanın teknik işlerini Gaumont yönetirken sanatsal yönü ile Guy ilgilenmiştir. Sinema tarihindeki öykülü filmlerin başlangıcını Alice Guy yapmıştır. Guy, çok geçmeden  Gaumont'un önemli yönetmenlerinden biri haline gelmiştir. Konulu filmler çeken yönetmenlerin öncülerinden olmuştur. Filmlerindeki “kadın bakışı” dikkat çekmiş, sinemaya “kadın eli” değdiği hissedilmiştir. Filmlerine, A Daughter of the Navajos (1911), The Girl in the Arm-Chair (1912), The Woman of Mystery (1914), The Heart of a Painted Woman (1915) ve The Monster and the Girl (1914) gibi isimler tercih ederek feminist tutumunun arkasında durmuştur. 
 
İlk Konulu Film 

Alice Guy ilk filmi olan Lahana Perisi’ni (La Fee aux Choux) 1896’da çekmiştir. Film, Gaumont’un evinin bahçesinde çekilmiştir. Lahana tarlasında yetişen bebekleri konu alan bir filmdir. Film sahip olduğu masalsı anlatım ve fantastik yapısıyla Melies’in filmlerine benzerlik göstermektedir. Bu filmin ilk konulu film olduğu iddia edilse de filmin yapım tarihi net değildir. Bu nedenle ilk konulu film olup olmadığı tartışılmaktadır. Film, ilk olarak 1901 yılında Gaumont kataloğunda görülmektedir. 1900 yılının Eylül ayında çekildiği iddia edilmektedir. Fakat sinema tarihçilerinin yaptığı araştırmalara göre film 1896’da ya da 1897’de çekilmiş olabileceği söylenmektedir.


Fransa’daki Kariyeri 

Alice Guy, bu filmden sonra Fransız Opera şarkıcıları ve palyaçoları ile filmler çekmiştir. Masallar, fantastik filmler, korku filmleri, komediler gibi birçok farklı tür denemiştir. Görüntü hileli filmler üzerinde çalışmış, yakın planlar kullanmış (La Premiere  Cigarette), çift görüntü ve maskeleme gibi yeni sinematik teknikler (Pierrot's Christmas) denemiştir. En ünlü filmi 1905 yapımı La vie du Christ’tir. Film, kalabalık bir ekip ile çekilmiş, büyük bütçeli bir filmdir. Filmde İsa’nın çarmıha gerilişi ve göğe yükselişi anlatılmaktadır. Set tasarımı ve dekorlar oldukça başarılıdır. Guy, 1906-1907 yılları arasında ilk sesli film denemeleri de yapmıştır. Gaumont’un yaptığı ses kayıt cihazı chronophone ile senkronize kayıt alarak sesli filmler çekmiştir. 
 
Solax Studios 

Alice Guy, 1906 yılında evlenmiş ve Amerika’ya yerleşmiştir. Gaumont’un Amerika şubesinde çalışmaya başlamıştır. Amerika’da kendi şirketi olan Solax’ı kurarak Edgar Lewis, Edward Waren ve Wilbert Melville gibi yönetmenler yetiştirmiştir. Solax şirketi 1910-1914 yılları arasında 300 film yapmıştır. Bu filmlerin dağıtımını Gaumont üstlenmiştir. Alice Guy, 1953 yılında Fransa Şeref Nişanı’na layık görülmüştür.


Sinemada Kadın Emeği 

Alice Guy; renkli filmler, sesli filmler, konulu filmler gibi yeniklere öncülük etmiştir. Konu olarak kadını ele aldığı filmler yapmıştır. Filmlerinde feminist bir duruş görülmektedir. Sinemanın estetik gelişimine büyük katkısı vardır.  Alice Guy’ın birçok filmi kayıptır. Kendisi de sinema tarihinde önemli bir yere sahip olmasına ve onca katkısına rağmen unutulmuştur. Fakat tarihin ilk kadın yönetmeni Alice Guy’ı, feminist tarihçiler tekrar keşfetmiştir. Çünkü hayatta erkekler kadar (hatta bence daha fazla) var olma mücadelesi gösteren kadınların emeği tarihte kaybolmayacak kadar güçlüdür ve parlamaktadır. Ben de üzerime düşen görevi yapmak adına, her 8 Mart’ta, bu platformda, sinemada ki emekçi kadınlardan bahsetmeyi kendime borç biliyorum. Sinemada, tiyatroda, bilimde, edebiyatta, sporda, tıpta ve geri kalan tüm alanlarda emek veren kadınların Emekçi Kadınlar Günü’nü içtenlikle kutluyorum. Biz kadınlar alanımız ne olursa olsun birbirimizden ilham almalı ve başarılarımızı desteklemeliyiz.  Kadınlar! Mücadeleniz her ne ise emeğinize, emeğimize sağlık!

Kaynakça

Mehmet Aslantepe. (2012). Sinema Okuryazarlığı. Kocaeli: Umuttepe Yayınları.


İlgili diğer yazılar:


0 yorum :

Yorum Gönder