Sayfalar

13 Mart 2021

Bela Tarr, Ertesi Zaman - Jacques Ranciere

Macar sinemasıyla tanışmam üniversite dönemimde hocamızın ödev olarak verdiği György Palfi’nin “Hukkle” filmiyle olmuştu. Ayrıksı kurgusu ve başarılı ses kuşağıyla filmi etkileyici bulmuştum. Daha sonrasında yönetmenin “Final Cut: Ladies and Gentlemen” ve “Taxidermia” filmlerini izlemiş, yeni projelerini bekler olmuştum. Hatta hiç unutmam 2018 yılında yönetmen İzmir’e gelmişti ve gidemediğim için çok üzülmüştüm. Sonrasında aynı hocamız sınavda sorumlu olduğumuz filmi açıklamıştı: “Satantango”. Bela Tarr sineması ile tanışmam da acılı ve zahmetli olacaktı. Yedi buçuk saatlik filmi izlerken işkence çektiğimi hatırlıyorum. Ne yalan söyliyeyim henüz hazır değildim belki de. Lemis Yayınları, Bela Tarr sinemasına giriş mahiyetinde filozof Jacques Ranciere’in yazdığı “Bela Tarr, Ertesi Zaman”  kitabını yayınlayarak izleyicilerin Macar yönetmenin vizyonunu daha iyi kavrayabilmeleri adına önemli bir işe imza atıyor…
 
80 yaşındaki Fransız filozof Ranciere kitabında başta “Satantango” ve “The Turin Horse” filmleri olmak üzere Tarr’ın filmleri üzerine derin analizlerde bulunuyor. Bunu yaparken okuru sıkmadan, herkesin anlayabileceği bir üslup tutturmuş. Tarr auter bir sinemacı. Uzun plan sekansları, kendine has stili, Nietzsche ve Baudrillard gibi düşünürlere yaptıgı atıflarla kendisine aslında filozof-yönetmen diyebiliriz. Bu sebeple Ranciere’nin de Tarr’ın filmleri hakkında kalem oynatması şaşırtıcı değil. Kitabı piyasadaki bilindik film çözümlemeleri olarak algılamamak lazım. Ranciere, 78 sayfalık bu kitapta filmin arka planında kalan görünmeyenleri açığa çıkarmak için kalem oynatıyor. Yani klasik önce filmi anlatayım sonra karakter tahlili ve nihayetinde bu film şunu anlatıyordu demektense yönetmenin kafasının içindekileri tahlil etmeye çalışıyor. Bunu yaparken filmlerindeki kamera hareketleri ve yapıtlarının özünde bir bütünlük arayışına gidiyor. Ranciere diyor ki: “Tarr aslında hep aynı filmi çekiyor”. Filmlerindeki ortaklıkları ve benzerlikleri bulan Ranciere, bunu anlatırken  fikirlerini destekleyici argümanları vermekten de kaçınmıyor.


Tarr sinemasını izlemek zordur. Rahat bir kafa ister. Hollywood aksiyon filmleri izler gibi izlemeyi düşünenler büyük hata eder. Üniversitede film festivali zamanında bir başka hocamız konuşması arasında “The Turin Horse” filmini izledikten sonra uzun bir süre patates yiyemediğini söylemişti. İster istemez Tarr filmleri, izleyende kalıcı hasarlar bırakabiliyor. Sonuçta kaç yönetmenin yedi buçuk saatlik filmi var ki…  

5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivaline de gelen Tarr ülkemizde de sevilen ve bilinen bir yönetmen. Bunun sebeplerinden biri de bana kalırsa bir derdinin olması ve bunu sinema yoluyla izleyiciye aktarması. Bu sebeple az film çekiyor ve yapıtları büyük uğraşlar sonunda ortaya çıkıyor. “Satantango”da 4 senelik bir emeğin ürünü. Tüm gayretin sonucu olarak da birçok ödül olan Tarr sinemasına yakından bakmak için “Bela Tarr, Ertesi Zaman” kitabı çok ideal. Üstelik dünyanın en önemli filozoflarından biri olan Ranciere elinden çıkma bu yapıt, sayfa sayısı olarak az ancak içerik olarak zengin bir konumda duruyor. Althusser ekolünden gelen Ranciere’nin bugün bile söyledikleri geçerliliğini koruyorsa durup sözü söyleyen kişiye bir kulak kabartmak gerekiyor diye düşünüyorum.

Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi ülkemizde sinema kitapları oldukça az ve çıkanların çoğu da ne yazıkki niteliksiz ürünler. Lemis Yayınları’nın kitap arşivine baktığımızda belirli bir çizgi doğrultusunda önemli yönetmenlerin anlatıldığı kitapları basmakta olduklarını görüyoruz. Bu sebeple önemli bir açığı dolduran Lemis Yayınları’nı tebrik etmek istiyorum. Bu gözler 3 ayda 4 sinema içerikli kitap çıkaran yazarda gördü! Bela Tarr sinemasını ilgiyle takip edenler için şiddetle önereceğim ancak yönetmen hakkında hiç bir fikri olmayanlar için zorlayıcı olabilecek bu eseri önce yönetmenin filmlerini izlemelerini sonra kitabı edinmelerini tavsiye ederim.

Bela Tarr, Ertesi Zaman kitabını bana hediye eden Lemis Yayınları’ına bu ince davranışı için teşekkür ederim. 


Yazar: Umut Uçan

0 yorum :

Yorum Gönderme