Sayfalar

16 Aralık 2020

Şark'ın Şiiri: İran Sineması - Cihan Aktaş

Sinema içerikli kitapların sayısında gün geçtikçe artış görülüyor. Yabancı kaynakların çevrilmesiyle birlikte yerli yazarlarımızın da birbirinden farklı konularda çalışma yapması sevindirici. Ülke sinemaları üzerine yazılmış kaynaklar ise yok denecek kadar az; daha çok Amerikan sineması hakkında kitaplar basılıyor. Dengesizliği anlamak adına örnek vermek gerekirse; Macar sineması üzerine ülkemizde yayımlanan tek bir kitap varken, Japon sineması  üzerine dört kitap ve diğer Avrupa ülkeleri üzerine ise yine tek tük çıkan eserler mevcut. Daha çok yayınlanan kitapların, yönetmen sineması üzerine olduğunu görmekteyiz. Bu kısır üretimin yanında iyi haberler de gelmiyor değil. Komşumuz İran hakkında, ülkenin uluslararası arenada başarılarıyla paralel bir şekilde kaynak kitaplar çıkmaya başladı. Bu kitaplardan biri de İz Yayıncılık’tan çıkan Cihan Aktaş’ın Şark’ın Şiiri: İran Sineması kitabı.

Cihan Aktaş’ın daha önce sitemizde incelediğimiz “Hayallerin Ötesi” ve “Hatırladığım Filmler” kitaplarının da İran sinemasına değindiğini belirtmiştim. Bu iki kitapta, Dünya sinemasının yanında İran sineması ayrı bir başlık altında inceleniyordu. Tabii ki bu inceleme limitli sayıda filmlerle sağlanmaya çalışılıyordu. Şark’ın Şiiri: İran Sineması’nın ise bu alanda hazırlanmış, Türk bir yazar tarafından çıkan en kapsamlı eser olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kitap 5 bölüme ayrılmış. Bu bölümler sırayla, 1979 İran’ına kadar İran Sineması, Devrim’den Sonra İran Sineması, Yeni Bir Sinema Arayışı, Sinema ve Kadın  ve İran Sinemasının Arka Planı olarak sınıflandırılmış.

Kitabın önsözünde belirtildiği gibi bu kaynak kitapta, modern çağda İslami bir yaşantı sürdürmenin yollarını arayan bir insanın hayatında tasvirin yeri, sinema ile değerlerin iletilmesi, kadının sinemadaki varlığı, dini sinema eksenli düşünceler gibi sorular ve daha fazlasının masaya yatırıldığını görmekteyiz. Kitabın birinci bölümünde Devrim öncesi İran sineması ve yabancı film egemenliği hakkında detaylı bilgiler var. 1900 yılında ülkeye ilk sinematografın gelmesi ve sinema çalışmalarının Manaki kardeşlerin ülkemizde sarayda yaptıkları gösterimler gibi İran’da da sarayda başladığını görüyoruz. Farsi filmler ve Üçüncü Cephe Sinemacıları’nın organizasyonlarını okuyoruz. Diğer bölümlerde ilk bölüm gibi tutarlı, detaylı ve açıklayıcı bilgilerle dolu.


Cihan Aktaş konularını anlatırken birçok kaynağa başvurmuş. Bu sebeple elimizdeki kitabın sahici bilgilerle bezeli olduğunu anlayabiliyoruz. Sempozyum konuşmacılarından alıntılar, kitaplardan alıntılar, yazar, yönetmen, oyuncu, din bilgini, siyasi kişiler vb. kimselerden her konu hakkında hemen hemen her sayfada bir alıntı görmek mevcut. Üstelik bu alıntılar yanlı da değil. Yani sadece tek bir bakış açısına sahip kişilerin görüşleri alınmamış, karşıt fikirler de kitaba yedirilmiş. Bu sebeple yazarın kitabı tek taraflı bakış açısıyla hazırlamadığına ikna oluyoruz. Tabii bu karşıt fikirler şunu da gösteriyor ki İran’ın sinema konusunda kafası çok karışık ve herkesin uzlaştığı bir mecra değil. Sinemada kadının görünümü, hicap, festival filmleri, taziye konusu gibi konular hala netlik kazanmamış ve uzun bir sürede belirsizliğini koruyacak gibi gözüküyor.

Yazarın bu kitabında kullandığı yazım dili diğer iki kitabına göre çok daha sade ve anlaşılır olmuş. Sadece son bölüm olan Taziye’nin anlatıldığı kısımda çok fazla geriye dönüşler ve tarihi bilgilerle dolu olduğundan biraz kopma yaşadım. Tam olarak sinema ile alakalı olmadığını düşündüğüm bu konu daha kısa tutulabilirmiş diye düşünüyorum. Yine de İran’ın tasvir geleneği ve sinema öncesi izlencesi olan Taziye hakkında bilgi edinmekte önemliydi.

Ermeni asıllı Ovans Oganyan’ın Abi ve Rabi’sinden, günümüz sinemacıları Mahmelbaf, Mecidi vb. yönetmenlerin eserleri yakın plan yapılıp anlatılmış, sayıları iki elin parmaklarını  geçmeyen kadın yönetmenlerin filmleri de masaya yatırılmış. Yazar Cihan Aktaş öyle bir hazırlanmış ki hiç bir argümanı göz ardı etmemek için çalıştığını anlayabilirsiniz. Ama bunu bilgileri boca etmiş olarak algılamamak lazım. Farklı kaynaklardan alıntılar yerli yerinde kullanılmış ve konunun anlaşılmalarına hizmet ediyorlar. Bundan sonra çıkacak İran sineması üzerine yapılacak çalışmalarda Cihan Aktaş’ın kitabı da kaynak olarak belirtilecektir diye düşünüyorum. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki İran sineması üzerine çalışacaklar için önemli bir eser Şark’ın Şiiri: İran Sineması. Sinema severleri bu kitapla buluşturan İz Yayıncılık’a, bu kitabı bana hediye ettiği için teşekkür ederim.


Yazar: Umut Uçan

0 yorum :

Yorum Gönderme