Sayfalar

10 Aralık 2020

Fareyi Öldürmek - İrfan Yalçın

Necmi Bey annesini görmeye mezarlığa gittiğinde, arkadaşı Sabri’nin mezarını da görür ve hikayeye bu şekilde giriş yaparız. Anlatıcı Necmi Bey, Sabri ile yakın arkadaştır ve o öldükten sonra onun romanını yazmaya koyulmuştur. Sabri’nin yakınlarından Sabri hakkında görüşlerini öğrenir ve aslında İrfan Yalçın’ın Fareyi Öldürmek romanı, 4 farklı kişinin birbirinden farklı beyanları ile Sabri kişisini anlatması olarak açıklanabilir.

Girizgah bölümü haricinde Sabri’yi başkalarının anlattıkları kadar biliriz. Bu tabii ki kim haklı sorusunu ortaya çıkarıyor? İki iş arkadaşı, eşi ve kardeşinin Sabri’yi anlatışları birbirinden farklı. Sabri aslında kimdi diye meraklanıyor okuyucu. Ama şunu öğreniyoruz ki Sabri hayatı boyunca zorbalığa maruz kalmış ve farelere karşı bir takıntı geliştirmiş. Yazar İrfan Yalçın’ın etkilendiği yazarlardan biri de Kafka’ymış. Bu bilgiyi öğrenmeden önce Kafka esintileri hissetmiştim.  Leo Perutz hikâyelerinin tekinsizliği de yer yer sinmiş satırlara. Kafka veya Perutz gibi Yalçın’da bir kişinin hikayesini anlatırken aslında topluma meylediyor. Sorunlar aslında koca bir ülkenin yaşadığı sorunlar ama biz sadece ufak bir ailenin içinde yaşananları izliyoruz ama bu yaşananlar birçok kişinin yaşayabileceği benzer şeyler…

Kafka’nın “Dönüşüm” kitabında Gregor Samsa bir sabah uyandığında böcek olarak bulmuştu kendini. Alegorik bir anlatı oluşturan yazar; kendi iç bunalımlarını, sıkıntısını, varoluş kaygılarını karakteri Samsa’ya yüklemiş diyebilirdik. Herkesin gördüğünde terliğini çıkarıp ezmeye çalışacağı böcek olma hali, metaforik anlatımların belki de zirvesiydi. Fareyi Öldürmek kitabının merhum karakteri Sabri ise geçmişinde yaşadıklarının da sebebiyle bazen kişileri fare olarak görüyor. Bu hal dünyanın en sakin, en iyimser insanını bile çileden çıkartabilecek bir olay olarak şekilleniyor kitapta. Psikozlara bağlı bir durum mu yoksa başka sebepleri mi var okura bırakıyorum. Ama yazar düzleminden bakarsak metaforik okumalara açık bir durum olduğu söz konusu…


Yazarın daha önce Genelevde Yas romanını okumuştum. Bu okuduğum ikinci romanı. İrfan Yalçın yazdıklarıyla ödüller almış, kendini ispatlamış birisi. 90 yaşına basmış yazarın, tekrardan yazmak istediği, olmamış gözüyle baktığı bir romanmış Fareyi Öldürmek. Açıkçası olmamış olarak bahsedilen roman buysa diğer yapıtları nasıldır merak etmeden duramıyorum.

Hikayenin oluşturulması gerçekten yazıldığı dönemi düşünürsek yenilikçi olmuş. Farklı karakterlerin monoloğa dayalı şekilde fikirlerini beyan etmeleri ve bu karakterlerin her birinin Sabri’yi tanıdıkları kadar ya da kendi karakterlerini yansıtarak anlatmaları, hikayenin sonuna yaklaştıkça bulmacanın eksik parçalarını tamamlamak gibi adeta. Sabri’yi daha fazla tanımak isteyecektir okuyucu. Neden bu kadar iyi birisi , kendisine yapılan zorbalıklar karşısında niçin devamlı gülüyor. Herkes namussuz ve rüşvetçi iken, yozlaşan bir dünyada iyilik timsali olarak nasıl ayakta kalabiliyor gibi soruların cevabını da merak edecektir okuyucu.

2015 yılında yönetmen Aydın Sayman hikayeyi “İçimdeki İnsan” ismiyle film olarak görselleştirdi. Oyuncu kadrosunda Vedat Erincin, Macit Koper, Şebnem Bozoklu ve Füsun Demirel gibi oyuncuların yer aldığı yapım, ufak değişikliklerle aslına sadık kalmış diyebiliriz. Ama bazı romanları da film olarak görmesek mi diye düşünüyorum. Tolkien, Salinger gibi yazarlar katiyen eserlerinin film olmasını istememişlerdir. İrfan Yalçın izleyince ne demiştir film için bilemiyorum ama eserin kuvveti ve hissiyatı bazen filmlerde anlaşılamayabilir. Yani demek istediğim edebiyat sinemanın üretim fabrikası olarak işlev görmemeli, arka bahçesi olmamalı…

Aile içi şiddet, rüşvet, psikolojik tahliller, romanını yazmak isteyen bir yazarın eski arkadaşını anlama çabaları ve fareler. Haşere değeri gören insanlar. Onlar aramızdalar, her yerdeler. Haşerelere belli bir süre dayanabiliriz. Daha sonrasın da öldürülmek makus talihleridir haşerelerin. Ama düşünmeden edemiyorum ya Sabri’yi de çevresindekiler fare olarak gördülerse…

Fareyi Öldürmek romanını bana hediye eden h2o Kitap’a bu ince davranışı için teşekkür ediyorum.


Yazar: Umut Uçan

0 yorum :

Yorum Gönderme