Sayfalar

8 Kasım 2020

Yönetmen Levent Demirci ile Röportaj 2: Kısa Film Sponsor Desteği

Kısa filmleriyle tanınan, geçtiğimiz sene "Sonbahara Doğru" isimli uzun metraj filmiyle karşımıza çıkan Levent Demirci ile yapmış olduğum bu röportajda, kısa filmlere sponsor desteği bulma üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Umarım okurken keyif alırsınız.


Röportaj: Umut Uçan


Levent Abi, kısa filmlere sponsor desteğini konuşalım istiyorum. Bu konuda anlatacaklarınız vardır eminim. Fon bulmak için nerelere başvuruyorsunuz?

Uğraştığımız sanat dalı çok pahalı bir sanat dalı. Dolayısıyla paraya çok ihtiyacımız var. Parayı üretebildiğimiz sürece bu sanatı devam ettirebiliyoruz. Burada bir filmin olmazsa olmazı tabii ki bütçesi. Çok yüksek bütçelere de çekebiliyorsunuz, çok düşük bütçelerle de çekebiliyorsunuz. Ama ben bu zamana kadar yaptığım 8 kısa filmde de öncelikle çevremden yararlanmak istedim. İşimin yardımını çok aldım. Ben tekstil sektöründe pazarlama işiyle uğraşıyorum. Burada önemli olan hedef kitledir. Film neyi anlatıyor, sponsorluk için gideceğiniz kişi veya firmanın ne gibi faydaları  olabilir diye düşünmek gerekli. Mesela bir yemek şirketine gideceksiniz, oraya yemekle alakalı bir şey götürmeniz gerekiyor belki de. Bir giyim firmasına yemek ile alakalı bir şey götüremiyorsunuz, onların hedefi değil çünkü o. Onlar da destek olurlar ama sanatı seviyorlarsa destek olurlar.

Sponsorluk destekleri kaça ayrılır?

Birinci destek ayni destek, ikinci destek nakdi destek olarak ikiye ayrılır. Şimdi ben gidiyorum yemek firmasına diyorum ki bizim setimizin yemek ihtiyacını karşılayın sizin de reklamınız geçsin o şekilde halledelim ve kabul ediyorlar. Bu kabul edilebilir bir şey. Bu ayni sponsorluk oluyor. Mesela bir servis firmasına gidiyorsunuz, setimizin servisini sağlayın diyorsunuz bu da ayni sponsorluk oluyor. Nakdi sponsorluk da direkt para konusunda anlaşıyorsunuz. Bunda da biraz kişisel becerinizi konuşturmanız gerekiyor. Gideceğiniz firmanın öncelikle projenizi beğenmesi lazım, sizi biraz benimsemesi lazım. Benim 500 lira sponsorluk ücreti aldığım da oldu, 2000 lira aldığım da.  İnanın 100 lira bile çok değerli bir para. Hele ki şu günümüz Türkiye’sinde. İnsanların cebinden o 100 lirayı almak bile bir mesele aslında. 20 kişiden 100 lira alsanız 2000 lira para yapıyor.

Sponsorlar ile yapılan toplantılarda neler konuşuluyor? Sponsorluk anlaşmalarındaki gerekli prosedürler nelerdir?

Hedefiniz çok önemli, ne yapmak istediğiniz. Ne kadara ihtiyacınız var, nasıl toplayabilirsiniz ve gideceğiniz kişiye ya da firmaya nasıl sunum yapacaksınız? Filme reklam vermek firmaya ne kazandıracak mesela. Sanata çok değer veren firmalar var, vermeyenler de var. Hiç ummadığın kimseler projenin içinde bulunmak istiyor, içinde olur dediğin kimseler ise maalesef hiçbir şekilde içinde bulunmak istemiyor. Günümüzdeki gibi ekonomik krizler gündeme geldiğinde daha zor bir durum aslında. Meseleye bir de bu açıdan bakmak lazım. Hele bir de küçük bir yerde yaşıyorsanız işiniz daha zor. Çevrenize bakıp gözlem yapmalısınız. Nerelerden fon bulabilirim, reklamla alakalı ne anlatabilirim, reklam estetiğine nasıl önem verebilirim. Onların tabelalarını gösterebilir misiniz, bu size ne katar, hikayenize ne katkı sağlar. Alışveriş sahnesi varsa, o dükkandan alışveriş yaptırabilirsiniz, onun reklamı karşılığında size nakdi destekte de bulunabilir.


Kısa filmlerine sponsor desteği bulmak isteyenler ne yapmalılar, kimlere başvurmalılar?

Artık birçok kişi destek veriyor. Sponsor arayan arkadaşlarıma tavsiyem şudur: Utanmadan sıkılmadan her kapıya gitsinler. 100 lira da olsa kapılarını çalın. O 100 lira inanın sette çok lazım oluyor. Kısa filmci olarak ben, seti bitirdikten sonra cebimde 2 lira dolmuş parası kaldığı zamanları biliyorum. Çok şükür o dönemler geçtik artık. Bu anlattıklarım kısa filmci arkadaşlara örnek olsun. Hedef kitleye uygun bir şeyler yaparlarsa eğer  reklam şansları daha fazla olacaktır.  Bulunduğunuz yerin önemli markalarını gezin, onları ziyaret edin. Şimdi vergiden düşme durumu da var. Sponsorluk sözleşmeleriyle bunları vergiden düşebiliyorsunuz, Kültür Bakanlığı'nın onayını alarak. Bunları da göz önünde bulundurun. Çok vergi veren şirketler de buna yanaşacaktır. Mesela ben şöyle yaptım: 20 firmadan az az toplayıp kısa filmlerimi çekmeye çalıştım. İnanın o daha güzel ve kolay oluyor. İnsanlardan 1000 lira istemek yerine 300 lira istemek daha mantıklı geliyor. İnsanlar 300 lirayı daha çok verdiler benim filmlerime. Ben 20 kişiden 300 lira toplayarak filmimin bütçesini yapmıştım. Bir kişiden 1000 lira istenildiği zaman o rakam çok gelebiliyor onlara. Hele ki bu ekonomik krizde insanlara 1000 lira çıkartmak zor gelebiliyor. Ama 300 lira derseniz, insanlar o parayı yeri geliyor bir yemek masasında harcayabiliyorlar. Bir yemeğe gittim deyiveriyorlar o 300 lirayı size vererek. Hatta bir rakam koymayıp insanlar ne verebiliyorsa vermeleri için çaba gösterebilirsiniz. Kısa filmci arkadaşlara tavsiyem çok kişiden ne verebiliyorlarsa, çevrelerindeki büyük esnaflardan toplayarak bütçelerini oluşturabilirler. Filmin sonunda, afişte firmaların isimlerini yazarsınız, 20-30 liraya yaptırdığınız bir plaket bile insanları mutlu ediyor ve bir daha  size destek olmak için borçlu hissediyorlar kendilerini. Ben mesela çekeceğim kısa filmim için bir sürü destek sözü aldım.

Son olarak kısa film çekmek isteyenlere ne demek istersiniz?

İnanın yolunuz çok zor. Akıntıya kürek çekmek gibi. Hele bağımsız sinemacılık çok daha zor. İnsanlar sinemaya gitmiyor. Belli bir kültür seviyesindeki insanlar sinemaya hiç gitmiyor. Bunları da göz önüne alarak sinemacılığı ilerletmek lazım. Tüm olumsuzluklara rağmen “dünyayı sanat kurtaracak” diyorum. Teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim Levent Abi. Yeni filmlerinde başarılar...



0 yorum :

Yorum Gönderme