Sayfalar

12 Kasım 2020

Konuş Maria - Bernardo Fernández (Çizgi Roman Eleştirisi)

Genelde insanlar, anlamadıkları şeyleri yok saymaya, bunu yapamıyorlarsa da ötekileştirmeye bayılır. Bu tarz insanlar için “normal” olmayan her birey, acınması ama daha önemlisi uzak durulması gereken ruhsuz bir varlık gibidir. Tabii ki otistik bozuklukları olan çocuklar da toplumun bu vicdansızlığından nasibini alır. Ama çoğu durumda onlar bunun farkında bile değildir. Zira onlar aslında yaşamla baş etmenin yollarını arar. Öte yandan ebeveynleri ise bir bataklığın içine düşmüştür; tahayyül edilemeyecek kadar dipsiz, karanlık ve çaresizlikle dolu bir bataklık! Bu konuda okumalar yaptığımızda karşımıza çıkacak durum kısaca şudur: çocuğunun otizmli olabileceğini öğrenen ebeveynler önce bunu şiddetli bir şekilde reddediyor; daha sonra da bundan emin olmak için ilgili bütün testleri yaptırıyor. İşte bir cümleye sığan bu süreç, haftalarca hatta aylarca sürecek çileli ve acımasız bir yolculuk demek. Üstelik sonunda alacağınız cevabın, size umut mu vereceğini yoksa umutlarınızı mı yıkacağını da bilmiyorsunuz… Sola Unitas Yayınları’ndan çıkan ve “Bef” adıyla da bilinen Meksikalı çizer Bernardo Fernández’in yazıp çizdiği “Konuş Maria” isimli çizgi roman, işte bu çileli ve acımasız yolculuğun kısa ama suratımıza inen bir tokat kadar çarpıcı özetini sunuyor.

Bef ve Maria’nın Umuda Yolculuğu

Bef’in otobiyografik bir öyküye imza attığı bu çizgi romanda aslında baş karakterimiz, Bef’ten ziyade kızı Maria oluyor. Kızının otizmli olduğunu öğrenen Bef’in kendi yaşadıkları çerçevesinde  inşa ettiği bu küçük dünya, aslında otistik bozuklukları olan çocukları anlayabilmemize olanak sağlayacak kadar büyük bir dünya tasvir ediyor. Bunu yaparken de ancak sayfalarca yazının verebileceği bilgiyi, minimal ama etkileyici bir görsellikle bir solukta vermeyi başarıyor. Bef’in umutsuz başlayan yolculuğu, Maria’yi anlayıp kabul etmesiyle birlikte umuda doğru meşakkatli ama unutulmaz bir yolculuğa evriliyor. Bu noktada Meksikalı çizer, çocuğunun otizmli olabileceğini öğrenen ebeveynlerin vereceği tepkileri tüm çıplaklığı ile gözler önüne sererken, bununla nasıl başa çıkacakları konusunda bir fikir kıvılcımı çakmayı da beceriyor.


Rengârenk Bir Dünya

Bef’in kalın konturlu mizahi çizgilerinin, “Persepolis” çizgi romanından tanıdığımız Marjane Satrapi’nin çizgilerini anımsattığını söyleyebiliriz. Tıpkı onun gibi Bef’de arka planı ve mekanları neredeyse tamamen hiçe sayarak karakterleri ön plana çıkarmayı tercih ediyor. Ama bununla birlikte Bef’in panellemesinin gerçekten alışılmışın dışında olduğunu söylemeliyiz! Bazen geniş panelleri ile storyboard benzeri bir anlatım dili ortaya koyuyor, bazen resimli bir çocuk kitabını anımsatıyor ve bazen de bütün sayfayı kaplayan kapak niteliğindeki çizimleri ile karşımıza çıkıyor. Üstelik Bef, diyalog ve açıklama balonu kullanmadan meramını anlatmada ne kadar iyiyse, çizimlerini sade ve gerçekçi diyaloglar ile desteklemek konusunda da o kadar iyi olduğunu ispatlıyor. Ama belki de çizgi romanı görsel anlamda kuvveti kılan en önemli unsur, renklerin atmosfer yaratmak için kullanılmasındaki ustalık oluyor. Başlangıçta hakim olan kasvetli tek renkler, Bef’in umudu arttıkça daha canlı renklere yerini bırakıyor. En sonunda da her şeyin “normal” rengine kavuştuğunu görüyoruz. Umutsuzluk ve umut, renkler kullanılarak ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi!

Gerçekçi Olduğu Kadar Yol Gösterici

Kâh çileli kâh erinçli anıları arasında dolanmamızı sağlayan Bef, bu çizgi roman ile hem otizmi anlamaya çalışan bir babanın samimi itiraflarına imza atıyor hem de otizmli bir çocuğun iç dünyasını büyük bir özenle görselleştiriyor. Tüm bunlar düşünüldüğünde, Bef’in ya da nam-ı diğer Bernardo Fernández’in yapılmamış bir şeyi yaparak bu konuda kıymetli bir eser ortaya koyduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Son tahlilde “Konuş Maria”, otizmli bir çocuğun dünyasına girmemizi sağlayacak, hüzünlü olduğunu kadar eğlenceli, gerçekçi olduğu kadar yol gösterici bi çizgi roman olduğunu unutulmayacak bir şekilde ortaya koyuyor.

Son olarak, bana bu kitabı hediye eden Sola Unitas Yayınları’na teşekkür ediyorum.


Yazar: Uğur Tatar
 

0 yorum :

Yorum Gönderme