Sayfalar

20 Kasım 2020

Hayvanların En Tehlikelisi - Gary L. Stewart & Susan Mustafa

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı, arkasından gelen Vietnam Savaşı, Amerikan halkında bir kırılma yaşanmasına sebep oldu. Ekonomik buhran yılları, işsizlik, siyahi insanlara  yapılanlar başta olmak üzere ırkçılığın artması, savaşlarla bunalan halkın psikolojisini iyiden iyiye gerdi. İntihar oranlarının yükselmesinin yanında, bireysel şiddet önlenemez bir şekilde artış gösterdi. Bu gelişmelerden sonra 1969 senesi, özgürlükler ülkesinde adeta bir dönüm noktası olacaktı!


Seri Katilliğe Giden Süreç

Woodstock Festivali, Amerika’da isyanın sesi oldu... 450 bin kişinin katıldığı konser de o dönemin en ünlü yer altı müzisyenleri ve sanatçıları konser verecekti. Hippiler çağı başlıyordu. Özgürlükleri kısıtlanan halk, umudu başka yerlerde arıyordu. Bu dönüşüm ne yazık ki sancılı oldu...

1969 yılındaki gelişmelerden sonra Amerika’da daha önce eşine rastlanmamış cinayetler işlenmeye başlandı. Seri katil tanımı bu cinayetler sonrası konuşulmaya başlanacaktı... Mason, kendisine inananlardan bir cemaat kuracak ve aralarında Roman Polanski’nin hamile eşi Sharon Tate’in de olduğu bir sürü cinayet işleyecek ve bir sürü cinayete azmettirecekti. 18 Kasım 1978 günü Guyana toprakları üzerinde kurulmuş “Jonestown” kasabasında yaşayan Peoples Temple (Halkın Tapınağı) Tarikatı'na mensup 900'den fazla kişi, tarikat liderleri Jim Jonnes’un vaazı üzerine siyanür içerek intihar edecekti. İntihar etmek istemeyen üyeler ise vurularak öldürülecekti. Bu olaydan kısa bir süre sonra tarikatla bağlantısı olan ilk eşcinsel politikacı Harvey Milk ve onun en büyük destekçilerinden San Francisco Valisi George Moscone, Dan White tarafından suikaste kurban gidecekti. Öldürmeden önce kurbanlarının resmini çizdiği için “Kara Kalem” (The Doodler) lakabı takılan seri katil 16 kişiyi öldürecekti. Zebra cinayetleri, siyahilerin rahat bir şekilde sokağa çıkması için en büyük engeldi. 18 kişi Zebra cinayetlerinde katledilecekti...

Charlize Theron’un oynadığı 2003 yapımı “Monster” filmiyle tanınırlığını artıran Amerika’nın en ünlü kadın seri katili Aileen Wuornos, seri katil tanımının ilk yapıldığı yakışıklı ve kibar katil Ted Bundy, öldürdüğü insanların derisini yüzüp onlardan kendine kemer ve süs eşyaları yapan Ed Gein, “The Silence of the Lambs” filmine ilham olacak Albert Fish... Liste daha uzayıp gidiyor. Ancak aralarından biri var ki  tarzı ve yöntemiyle hepsinden ayrılıyor. Günümüze kadar hala kim olduğu bulunamayan, kapanmamış bir dosya onunkisi. Kendisine “Zodyak” diyor. Zodyak Katili...


Yazar Babasını Arıyor!

12 Şubat 1963 yılında Earl Van Best Jr. ve Judy Chandler’in oğlu Earl Van Dorne Best  dünyaya gelir. Bu talihsiz ufaklık babası tarafından bir apartman boşluğuna bırakılıp terk edilir. Lody ve Leona çifti Earl Van Dorne Best’i evlat edinir ve adını Gary Loyd Stewart olarak değiştirir. Yıllar boyunca sıradan, mutlu ve huzurlu bir yaşamı olan Stewart’ın hayatı, bir gün biyolojik annesi Judy’nin aramasıyla artık eskisi gibi olmayacaktır. Yıllar sonra annesine kavuşan Stewart’ın içini kemiren bir şeyler vardır. Onu terk eden babasını bulmak ister ve arayışları sonucunda kendisini şeytana götürecek bir yolculuğa çıkar. Zodyak Katili babasıdır ve bu da onu şeytanın oğlu yapıyordur...

Paloma Yayınevi’nin “Gerçek Suç Hikayeleri” serisinin 5. kitabı olan “Hayvanların En Tehlikelisi” yazarlık tecrübesi olmayan Gary L. Stewart’ın, polisiye ve seri katil romanları yazan profesyonel bir yazar olan Susan Mustafa ile ortak kaleme aldıkları bir eser. 372 sayfalık bu kitap üç bölüme ayrılmış. Birinci kısım Gary’nin Zodyak Katili olduğunu iddia ettiği babasının çocukluğunu anlatarak başlıyor. Dedesi ve babasının Amerika ve Japonya yaşamlarını, babasının kişiliğini, yaşadığı sorunları, çevresinden gördüğü zorbalıkları ve anne sevgisizliği sebebiyle diğer insanlardan farklı, kırılgan bir kişiliğe bürünmesini okuyoruz. Daha sonra Judy ile tanışıp “Bonnie ve Clyde” tarzı yaşamlarını öğrendiğimiz Zodyak Katili’nin şifreli mesajlarını, kriptolarını çocukken babasından öğrendiğini okuyoruz.

50 yıldır çözülemeyen Zodyak’ın şifreli mesajını ben çözerim diyenler için… 
Şimdiden kolay gelsin...

Yazar kendisinin de belirttiği gibi tarihi ve yaşanmış olayları roman tarzında kaleme almış. Bu sebeple Zodyak’ın yaşamını kendisinin gözünden görme şansımız oluyor. Bu ilk bölüm anne, eş sevgisizliği ve edindiği çevre sebebiyle onu katil olmaya götürecek yol aslında. Earl Van Best Jr.,  Zodyak olmadan önce Anton Szandor Lavey ile tanışıyor. Lavey, “Şeytan Kilisesi”ni kuran kişi. Amerikalı deneysel film yapımcısı Kenneth Anger ile aynı ortamda bulunuyor. Bu ilk bölüm, kitabın tamamına da yayılan roman tarzı sayesinde hayli keyifli olmuş.

İkinci bölümde Zodyak’ın işlediği cinayetleri ve polisin bu cinayetleri çözmeye çalışmasına ayrılmış. “Bay Heineken, Geçti, Kurtuldunuz!” kitabında olduğu gibi bu kitapta da o döneme ait bulgular, ipuçları, parmak izleri, Zodyak’ın yazmış olduğu mektuplar ve şifreli kripto mesajları, aile fotoğrafları, gazete küpürleri ve aranıyor posterleri gibi bir sürü detay bulunuyor. Benim “Gerçek Suç Hikayeleri” serisinde en sevdiğim detay bu tarihi fotoğraflar ve belgeler oldu. Okuru bir zaman sonra dedektif gibi hissettiriyor…

Son bölüm ise Gary L. Stewart’ın babasına ait bulabildiği tüm kanıtlarla onun Zodyak olup olmadığını araştırması ile geçiyor. Babasının yaşayan arkadaşları, bu soruşturmaya bakan dönemin dedektifleri, hastane kayıtları, kütüphaneler, eski eşler, kayıp kardeşler, hayatta kalan kurbanlar... Ömrünün 30 yılını babasını aramakla geçiriyor Gary L. Stewart. İtiraf etmeliyim, katil bile olsa -DNA sonuçları hala verilmediği için babasının Zodyak olduğu kesinlik kazanmış değil- babasına duyduğu özlem, onu bulup gözlerinin içine bakma isteği ile dolup taşan Gary L. Stewart’ın duygularını kitaba aktarma biçimi okurken beni duygulandırdı. Zodyak’ın canavarca işlediği cinayetleri göz ardı etmeden, bu yaptıklarının sebebinin aileden gelen nedenlere bağlaması, Zodyak ile yani Earl Van Best Jr. ile empati kurmamı sağladı.


Zodyak’ın Sinema Yolculuğu

Zodyak cinayetleri hala gizemini korumaya devam ediyor. Katil, olayların üzerinden 50 yıl geçmesine rağmen hala bulunamadı. Arthur Leigh Allen katile uyan en yakın şüpheli olmasına rağmen hiç bir zaman suçlu olduğu ispatlanamadı. 1991 yılında kalp krizinden öldüğü için artık sorgulanamaz da. İnternette geçen gazete haberlerine göre Zodyak benim babamdı diyenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çokmuş! Tabi bu benim ufak bir şok yaşamama neden oldu... Kendimi kitaba o kadar kaptırmıştım ki tüm detaylar, ipuçlarının uyuşması, robot resmin benzerliği gibi sebeplerden benim için Zodyak dosyası kapanmıştı. Meğerse Amerika’da hala polise isimsiz kişiler tarafından Zodyak ihbarları gelirmiş ve babalarını hatta kendilerini Zodyak ilan edenler olurmuş. Gerçeğe en fazla yaklaşan bana kalırsa Gary L. Stewart’ın söyledikleri…

Zodyak, Chronicle'a “The Exorcist” filmini 
“gördüğüm en iyi satirik komedi” olarak nitelendirecektir.

Bu konunun popüler kültürden nasibini almaması düşünülemezdi tabi ki de... Zodyak katilini anlatan bir sürü film ve belgesel çekildi. Bunlardan ilki 1971 yapımı “The Zodiac Killer” filmi olduğunu görüyoruz. Çok ses getiremeyen bu filmin ardından aynı sene içerisinde “Dirty Harry” filmi vizyona giriyor. 1969 senesinde ilk cinayetini işleyen Zodyak’ı takıntı haline getiren Dedektif Dave Toschi’nin bir türevi olan Kirli Harry karakterini Clint Eastwood canlandırıyordu. İzleyiciden beklediği ilgiyi alan film daha sonra 4 devam filmi ile yoluna dolu dizgin devam edecektir. Bu seride sadece ilk filmde Zodyak katili işlenecektir. 2005 yılında “The Zodiac”, 2007 yılında “Curse of the Zodiac” gibi gerçekleri çarpıtarak anlatan başarısız yapımlar çekildi. Zodyak efsanesini layığıyla anlatan eli yüzü düzgün bir film ancak 2007 senesinde gelecekti. Yönetmen David Fincher oyuncu kadrosuna aldığı Jake Gyllenhaal, Robert Downey Jr. ve Mark Ruffalo gibi başarılı ve kendini ispat etmiş oyuncularla çektiği filmi sinema camiasında taktirle karşılanacaktı. Gary L. Stewart’ın yazdıkları -yazılanlar polis kayıtlarından alınmıştır- ile film uyum içerisindedir. Fincher zaten filmi çekerken polis kayıtlarına ve tarihi bulgulara göre çektiğini söyleyecektir . Kitaptan ayrıldıkları nokta ise  filmin olayları hem gazeteci Paul Avery, karikatürist Robert Graysmith hem de dedektif Dave Toschi’nin ekseninde anlatmasıdır.Daha sonraki tarihlerde televizyon dizileri ve uzmanların boy gösterdiği belgeseller de çekilir. Son olarak 2020 tarihinde kitapla aynı ismi taşıyan 4 bölümlük “The Most Dangerous Animal of All” mini belgesel dizisi çıkar. Yazar Gary L. Stewart bu sefer kamera karşısında meramını anlatacaktır.

Zodyak Katili'nin Robot Resmi ve Görgü Tanıklarının verdiği eşkal ile çizilen hali

Dosya Kapandı!

Hayvanların En Tehlikelisi, kapağından iç dizaynına, kurgusundan yazım stiline kadar sürükleyici bir kitap. Amerika’da yaşanan seri katiller ve işledikleri cinayetler, dönemin konjonktürü , tarihi kişilik ve olaylarını merak edenler için baş ucu kaynağı görevi görüyor. Siz de Zodyak Katili'ni merak ediyorsanız ve bu takibe ortak olmak isterseniz mutlaka bu kitabı okuyun... Bana bu kitabı hediye eden Paloma Yayınevi’ne teşekkür ederim.


Yazar: Umut Uçan

0 yorum :

Yorum Gönderme