Sayfalar

13 Kasım 2020

Filmlerin Özüne Yolculuk: Persepolis (2007)

Marjane Satrapi’nin çok satan çizgi romanı “Persepolis”ten uyarlanan animasyon film, küçük bir kız çocuğunun gözünden İran Devrimi’ni anlatıyor. Marjane ve ailesi, baskıcı Şah iktidarının devrilmesini büyük bir sevinçle karşılarlar ancak bu sevinçleri pek uzun sürmez. Çünkü her şey daha kötüye gider. Sancılı yılların ardından, demokratik bir yönetim sisteminin geleceği umulurken, Şah iktidarı yerini Molla iktidarına bırakmıştır.


1. TANRI ve KARL MARX

Marjane küçüklüğünden beri Tanrı ile iletişim kurmakta, kendisinin seçilmiş kişi (peygamber) olduğunu söylemektedir. Bu yaşadığı coğrafyadan kaynaklı, kafasına çakılarak anlatılan İslam inanışıyla da alakalı olabilir. Ben Satrapi’nin Tanrı ile konuşmalarının onun sağduyusu olduğunu düşünüyorum. Ne zaman sıkışsa, çaresiz kalsa Tanrı ile iletişime geçtiğini görüyoruz. Bu birebir yaratıcı ile hasbihâl ettiğinin göstergesi değildir. İnancı ne olursa olsun, insanlar yaratıcılarına dua ederler. Bu bir nevi tek taraflı iletişimdir. Ama dua eden insanlar yaratıcılarının kendilerini duyduğunu, dualarının kabul olması ile yaratıcılarının onlara cevap verdiklerini düşünürler. Marjane’nin ben peygamberim demesi onun deli olduğunu göstermez. O masumane düşünceleri ile iyilik peşindedir. Küçük yaşta peygamberler gibi günahsız olan Marjane, Avusturya’ya gidince alkol ve sex ile tanışır. O masum, günahsız kız şimdi iyicene bataklığa batmıştır. Bunun haricinde edebiyatla ilgilenmeye başlar. Felsefi kitaplar okur. Bu sahnede Marx’ın görünmesi de Marjane’nin kendini geliştirmesi, okuyup öğrenmesi ile paraleldir. Dini inanışlarının yanına okuduğu, öğrendiği bilginlerin bilgilerini ekler ve kendi düşünceleri ile harmanlar. Kutsal bilgiler ile dünya üzerinde yaşamış (Marx) bilginlerin bilgisi Marjane’nin iç sesleri olurlar. O artık dogmatik bakmaz olaylara. Dini inanışlarını bir kenara koymaz ama yanlarına dünyevi bilgileri de ekler. Marx ve Tanrı’nın aynı karede görülmesi bu düşünceleri destekler.


2. ATATÜRK

İran Şahı ülkesine Atatürk’ün yaptığı gibi Cumhuriyet getirmek istediğini söyler. Sonra sahneye İngiltere lideri çıkar ve Cumhuriyet yerine imparatorluğun daha iyi bir yönetim şekli olduğunu söyler. Başkan olmaktan daha iyi olduğunu belirtir. Bütün güç senin elinde olur der. Dini liderlerin Cumhuriyete karşı çıktığını da ekler. Şahtan sadece istenen ülkenin petrolüdür. Gerisini İngiltere halledecektir. Anlatıcı, diktatör olsa da Şah’ın ülkeyi modernleştirdiğini söyler. Burada emperyalist güçlerin ülke liderlerini bir nevi kandırarak ülkenin doğal zenginliklerini sömürdükleri anlatılır. Amerika’nın ilk keşfinden itibaren sömürgecilik faaliyetleri devam etmektedir ama yöntemler farklılaşmıştır. İngiltere’den icazet alan Şah tüm yetkileri üstüne alır ve  kendini ülkenin sahibi ilan eder. Bu yetkilerin karşılığında ülkenin petrolleri varil varil götürülmektedir. Animasyonun yaratıcısı modernliği Atatürk ile anlatır. Onun Cumhuriyet modeli biricik ve idealdir. Ne yazık ki sömürgeci güçler her seferinde olduğu gibi yine ülkelerin iç işlerine karışarak onları sömürgeleştirir. Burada en ideal ve özgün devlet yönetim şeklinin Atatürk Cumhuriyeti olduğu söylenmektedir. Ama molla zihniyeti, Cumhuriyeti kendi çıkarları için, bağnazca düşünceleri sebebi ile istemez.


3. SÜPERMARKET GEZİNTİLERİ

Bu sahnede yurt dışına (Avusturya) ilk defa ayak basan Marjane’nin kendi ülkesinde olmayan, hiç görmediği süpermarketi görmesini ve günlerce bir şey alsın ya da almasın süpermarket içinde gezmesini görürüz. Bu  İran'da rahatça gezememesi ile ilintilidir. Çünkü Avusturya'da birilerinin usulca gelip ensesinden yakalaması, türbanını düzelt demesi, bu saatte sokakta olamazsın gibi uyarılara maruz kalmadan gezmesi Satrapi’yi kültür şokuna uğratır. Adeta İran günlerine nispet yapar gibi günlerce süpermarkette dolaşır. O artık özgür bir kızdır. Cinsiyet ayrımına maruz kalmadan günlerini yaşayacağı topraklara ayak basması onda bir takım farklılıklar oluşturmuştur. Onlardan biri de fütursuzca süpermarketlerde gezmesidir.


4. MÜZİK 

Satrapi ülkesindeki baskıcı rejimin dayatmalarından ve bir nevi bu açık hava hapishanesinden kurtuluşu, yabancı sanatçıların albümlerini alıp onları dinlemekte buluyor. Sokak köşelerinde kaçak yollarla satılan bu albümler küçük Satrapi’nin fiziksel ve ruhsal kurtuluşu olur. Animasyonun bir yerinde psikolojik olarak harap olmuş Satrapi ayağa “Eye of the Tiger” müziği ile kalkıyor. Yabancı grupların müzikleri Satrapi’ye adeta ilaç oluyor. Ne yazık ki ne yabancı müzik kasetleri ne de marjinal kıyafetler giymek de birçok gibi yasak. Bu yasakçı zihniyetin gediklerini bulan Satrapi kendine bir dünya kuruyor ve kişiliği kurduğu bu dünya yörüngesinde gelişiyor.


5. KURULTAY

Satrapi toplumsal konuların tartışıldığı ve karar alındığı bir kurultaya katılır. Karar mercilerinde hiç kadın olmaması dikkat çekicidir. Bu toplantıda erkekler bir köşede kadınlar farklı köşededir. Aralarında oldukça uzak bir mesafe vardır. Bu toplantıda erkeklerden biri kadınların eşarplarını düzgün takmasını ister. Tahrik olduğunu belirtir. Bu sorunun cevabının Satrapi daha önce ahlak polislerine vermiştir. Otobüse geç kaldığı için otobüsün arkasından koşan Satrapi’yi gören ahlak polisleri ona koşmamasını söyler. Sebebi ise kalçalarının oynaması ve vücut hatlarını belirginleştirmesidir. Satrapi’de öyleyse bakma diyerek cevabı yapıştırır. Bu konferansta da hazır cevaplığını konuşturarak erkeklerinde giyimlerine dikkat etmeleri gerektiğini, açık seçik giyinerek, istedikleri saç kesimini yaparak kadınları tahrik ettiklerini söyler. Niçin kadın erkek eşitliği olmadığını sorgulamaya çalışan Satrapi, adalet mekanizmasının her iki tarafa da eşit muamele göstermesini ister.

SONUÇ

İran, anayasal monarşiden şeriat cumhuriyetine geçti… Halk Şah Rıza Pehlevi’nin devrilişini ve Ayetullah Humeyni’nin İran’a dönüşünü kutladı. Ancak pek çok İranlı bu dönüşün hayatlarını tamamen değiştireceğini henüz bilmiyordu. Bunların başında Satrapi’nin ailesi de vardı. Devrimden sonra ülkenin çehresi değişti ve filmde bu değişim arka planda gösterilerek bize Satrapi’nin gelişimi gösterildi. Avusturya'ya gidip aradığını bulamayan Satrapi, ülkesine dönüp sisteme karşı ayakta durmaya çalıştı. Nihayetinde Fransa’ya gidip çizgi roman çıkartan küçük kız büyüyüp ülkesinin tüm yozlaşmışlıklarını, kendi yaşayış ve düşünce sistemini animasyon film yapıp seyircilere sundu. Film, sistem eleştirisi içerisinde devrimlerle ya da seçimle başa geçen iktidarların sonradan ellerinde tuttukları gücün büyüsüne kapılıp iktidarsızlaşmalarını anlatır.

"Persepolis" ile ilgili diğer yazılar:


Yazar: Umut Uçan

0 yorum :

Yorum Gönderme