Sayfalar

20 Kasım 2020

Filmlerin Özüne Yolculuk: Pan's Labyrinth (2006)

Guillermo del Toro
’nun yazıp yönettiği film, 1944 yılında İspanya’da geçer. İspanya savaş halinde. Kırsal bir kesimde, komutan Vidal önderliğindeki İspanya ordusu, dağlardaki ayrılıkçı birliklerle sürekli çatışmakta. Böyle bir ortama Vidal’in yeni evlendiği karısı Carmen ve üvey kızı Ofelia gelir. Geliş sebepleri ise Carmen’in doğum yapacak olması ve Vidal’in  bu doğum esnasında orada olmak istemesidir. Bu bölgeye geliş esnasında Ofelia labirente rastlar. Bu labirent çevresinde gizemli bir takım olaylar ile karşılaşır ve hayatında çok önemli kararlar vermek zorunda kalır...


1. HEYKELİN SOL GÖZÜ

Önce filmdeki ana karakterlere bir bakalım. Komutan Vidal, Faşizm iktidarının beden bulmuş hali. Filmin antagonisti. Zaman metaforuyla mitolojik karakter Kronos’u da temsil etmektedir. Ofelia, Filmin protagonisti. Kaotik dünyadan hayalleri aracılığıyla kaçma peşinde. Masumiyetin simgesi. Pan, Arabulucu. Öte dünyadan gelen mesajcı, ulak. Carmen, Ofelia’nın annesi. Vidal’in baskılarına boyun eğmiş, pasif bir karakter.

Filmde iki farklı dünya beraber sunulmuş. Faşist yönetimin egemen olduğu İspanya’da sağ-sol çatışmaları sürmektedir. Vidal’i bulunduğu ormanlık alanda, İspanyol tümeni ayrılıkçılarla sürekli çatışma halindedir. Başta Vidal ve emrindeki askerlerin gaddarlıklarını izleriz. Onların ki kontrolsüz şiddettir. Bu evren bizim gerçek dünyamızdır. Diğer dünya ise, Ofelia’nın masallar diyarı, iç dünyasıdır. Ona fantazya evreni de diyebiliriz. Film bu iki kanalı bir arada vermektedir.       

Hikayenin başında Ofelia ve annesi Vidal’in karargâhına giderken yolda Carmen’in doğum sancıları tutar ve arabayı bir süreliğine durdururlar. Ofelia bu sırada arabadan çıkar ve ormanlık alanda gezinmeye başlar. Yerde düzgün şekli olan taş bulur ve bu taşın hemen yanındaki heykelin sol gözü olduğunu fark eder. Bu taşı heykelin sol gözüne yerleştirir ve sonrasında heykelin ağzından bir çekirge çıkar. Göz kavramı bir çok inanışta kullanılan, karşımıza çıkan imgedir. Horus’un gözü en bilinen örneğidir. Yüzüklerin Efendisi kitabının yazarı Tolkien, göz unsurunu öne çıkarmıştır. Tek göz, yaratıcının, ebediliğin, kendi kendine yeterli olmanın sembolüdür. Batı sembolizminde sağ göz güneşin, günün ve geleceğin sembolüdür. Sol göz ise ayın, geleceğin ve geçmişin sembolüdür. Ofelia’nın omzundaki ay sembolünü aklımıza getirelim. Ya da gerçekleştirmesi gereken 3 görevi dolunaydan önce yapması gerektiğini unutmayalım. Göz kavramı gizli, şeytani tarikatlar tarafından da kullanılmıştır. Her şeyi gören göz kavramı olarak bilinen bu unsur modern çağda sıklıkla karşımıza çıkar. Yunan mitolojisinde Cyclops (Tek Gözlü Dev) ile göz organına değinilmiş ve bu organ yüceltilmiştir. Görme ile alakalı “Panopticon” terimi söylenebilir. Foucault bu kavramla alakalı ciltlerce yazı yazmıştır. Ofelia, gözü yerine taktığında büyü aktif olur ve kimsenin göremediklerini Ofelia görmeye başlar. Adamotunu, periyi, Pan’ı sadece Ofelia’nın görmesi buna örnek gösterilebilir.


2. DOĞMAMIŞ KARDEŞE ANLATILAN MASAL

Askeri kamptaki ilk günlerinde Ofelia’nın doğmamış kardeşine masal anlatır: “Evvel zaman içinde kederli ve uzak bir ülkede sert ve kara taşlardan oluşmuş bir dağ varmış. Gün batımında dağın tepesinde, onu yerinden koparana ölümsüzlük veren bir gül varmış. Ama kimse yanına dahi yaklaşmaya cesaret edemezmiş. Çünkü dikenleri ölümcül bir zehirle doluymuş. İnsanlar kendi aralarında ölüm korkusundan, acıdan söz eder ama vaat edilen ebedi yaşamdan kimse bahsetmezmiş. Böylece gül, mirasını kimseye yadigar bırakamadan her geçen gün solmaya devam etmiş. Hem de o unutulmuş, soğuk ve karanlık dağın tepesinde sonsuza kadar tek başına” .

İspanya’nın içinde bulunduğu savaşa vurgu vardır. Bilindiği üzere diktatör Franco hükümeti, ülkede terör estirmiştir. Masaldaki gül ile Cumhuriyet rejimi, etrafındaki dikenler ise faşist diktatörlüğü temsil eder. Gülü alıp sonsuz yaşama hak kazanacaklarını bildikleri halde insanlar kolektif bilince bir türlü ulaşamaz. Gül, kimse almadığı için solmaya başlar. Siyasi okuma yaparsak bu, faşist iktidarların karşısında pasif kalan insanların kaybetmeleridir.


3. PAN’IN ORTAYA ÇIKIŞI

Ofelia’nın odasına, sabah gördüğü çekirge gelir ve bir periye dönüşür. Daha sonra bu peri kendini takip etmesini ister. Peri, kızı bir labirente götürür. Bu labirent, Yunan mitolojisinde geçen, Girit adasında bulunan boğa başlı insan Minator’un hapsedildiği labirenti hatırlatır. Ofelia labirentin sonunda Pan ile karşılaşır.

Yunan mitolojisinde Pan, Hermes'in Arkadyalı bir periden doğma oğlu olup çobanların, sürülerin, avcılığın, dağlık ve tenha arazilerin, pastoral müziğin tanrısıdır. Belden aşağısı keçi biçimindedir, ayrıca keçi gibi boynuzları ve kuyruğu vardır. Mitolojide perileri kovalayıp durması ve ıssız, bakir arazilerde dolaşanların karşısına birden çıkıp onları ürkütmesi ile meşhurdur. Pan karakteri Ofelia’nın görevlerini yapabilmesi ve nihayi sonuca erişebilmesi için orada olan aracı kişidir. Neticede Ofelia’ya üç görev verir.  Ona boş bir kitap ve üç taş bırakarak, bu görevleri dolunay vaktine kadar tamamlaması gerektiğini söyler. Bu görevler sonucunda yer altı şehrinde prenses olabilecektir. Pan burada görev verici konumundadır. Bilindiği gibi aldatıcı bir karakterdi Pan. Yani sözlerinin altında başka manalar vardır ve inanılmaması gerekir. Neticede nihayi amacı başkadır ama bunu ilk başta belirtmez. Pan’ın filmde ısrarcı kişiliğinin yanında adamotu vererek anneye yardım ettiği de görülür. Pan, ne iyi ne kötü, orta halli karakter konumuna çekilmeye çalışılmıştır.


4. HAYAT AĞACI VE KURBAĞA

Ofelia ilk görevinde hayat ağacına musallat olmuş kurbağayı alt etmelidir. Bu ağacın içinde yaşamaktadır kurbağa. Ağaç, kadın rahmine benzemektedir. Ağacın girişi ise vajinayı andırır. Ofelia’nın amacının Yeraltı Krallığı’nın prensesi olmak olduğunu göz önüne alırsak parçalar birleşir. Hayat ağacı; doğumu, ölümsüzlüğü ve yaradılışı simgeler. Ofelia sonrasında kurbağayı yenip içinden anahtarı alır. İlk görevini başarıyla gerçekleştirmiştir. Dışarıya çıktığında şiddetli bir yağmur başlar; adeta arındırıcı bir etkisi vardır. Kirlenmesin diye dışarı astığı elbisesi rüzgarda yere düşmüş ve çamurlanmıştır. Zenginliği temsil eden obur kurbağayı öldüren Ofelia, gerçek dünyada kendisine ait zenginlik sembolünü, yani elbiseyi yok etmiştir. Evde verilen yemeğe yetişemez ama o misyonunu tamamlama adına ilk görevi tamamlamıştır. Kendisi bu görevle arınmıştır ve ikinci görev için yola koyulmuştur.


5. PALE MAN 

İkinci görevde Ofelia hançeri almalıdır. Pan tarafından verilen tebeşirle yeni bir boyut açar ve Pale Man’ın yaşadığı yere gelir. Pale Man, büyük bir sofranın en ucunda tek başına yaşamaktadır. Uykusunda nöbet tutmaktadır. Kurallara uymayanları cezalandırıcı özelliği vardır. Önünde duran gözlerini masadan yemek yenildiğinde kullanıyor, onun haricinde hep uyku modunda. Sofra bir önceki gün Yüzbaşı Vidal’in kurmuş olduğu sofraya çok benzemektedir.

Pale Man yüzbaşı Vidal’in kişiliğini temsil etmekte. Pale Man’ın mekanında duvar resimleri vardır. Bu resimlerde Pale Man’ı ufak çocuk yerken görürüz. Faşist komutan Vidal’in yönetim bilinciyle ortaya çıkan kişiliğini anımsatır. Mitolojideki Kronos’u temsil eder. Bilindiği gibi Kronos, kendi çocuklarını yiyen bir tanrıdır ve zamanı temsil eder. Vidal karakterini de sıklıkla elinde saatle görürüz. Pale Man görevinin başında kum saatini görmemiz parçaları birleştirmemize yardımcı olabilir. Ofelia masadan yememesi gereken üzümlerden iki tanesini yediği için Pale Man uyanır. O da iki periyi yer. Ofelia aç gözlülüğü sonucunda görevinde başarısız olur. Sonrasında onu hayallerine kavuşurken izleriz. O bu dünyayı terk etmiştir ama yeraltındaki medeniyette prenses olarak yaşamına devam edecektir.


Yazar: Umut Uçan

0 yorum :

Yorum Gönderme