Sayfalar

27 Ekim 2020

Bağımsızlığını İlan Etmiş Eller

Ünlü bir piyanist, en büyük korkusunun ellerini kaybetmek olduğunu söylemişti. Bir ressamdan da duymuştum bu sözlerin benzerini. Bu korkular yersiz olmasa gerek; insanın gelişiminde, modern bir canlıya dönüşmesinde en büyük pay sahibi ellerdir. Ateşi bulan insanın elleri şimdi bilgisayar başında minicik tuşlara basarak uzaya roketler yolluyor. Ellerimize ne kadar teşekkür etsek azdır. Onlar olmasa bu gelişmelere tanıklık edebilir miydik acaba? Ancak dost bildiğimiz eller bazı filmlerde insanların en büyük düşmanı olabiliyor. Listemizin başlığı olan "Bağımsızlığını İlan Etmiş Eller" aslında bir hastalık. Alien Hand Syndrome (Yabancı El Sendromu) olarak bilinen bu hastalığın temel sebebi, elleri kontrol eden birincil motor korteks denen beyin bölgesinin, premotor korteksten izole olmasıymış. Çok fazla detaya girmemize gerek yok, böyle bir hastalık olduğunu bilmemiz yeterli. Bu yazıyı okuduktan sonra ellerinize sahip çıkmayı unutmayın...


The Hand (1981)

Başrolde kendi elinin gazabına uğrayan Michael Caine'in canlandırdığı Jonathan Lansdale var. Oliver Stone bu filmden sonra ön plana çıkan yönetmenler arasına girecektir. Filmin konsuna gelirsek, karikatür kitabı yazarı Jonathan Lansdale bir gün karısıyla beraber araba ile giderken korkunç bir kaza sonucu, sağ elini kaybediyor. Kaza sonrası kopan elini olay yerinde bulamıyorlar. Daha sonra gerçekleşen olaylar ise tam bir curcuna. 

Bu filmi ilk olarak lise döneminde izlemiştim; kesik elin başrolümüzle boğuşma sahnelerine çok güldüğümü hatırlıyorum. Yönetmenin bu sahnelerde gerilimi vermek istediğini ama dönemin şartlarının buna el vermediğini düşünüyorum. Ayrıca kim kesik bir elin insanları öldürdüğü bir filmden korkabilir ki? Son dönemin üretken korku filmleri yönetmeni James Wan bile kesik ellerle alakalı bir film çekse o film seyirciyi yalnızca güldürür...


Evil Dead 2 (1987)

Zamanında Digitürk'te izlemiştim. Eskiden Hallmark, MGM kanalları vardı. Film içinde yüzdüğümüz dönemlerdi; 80 ve 90'lı yılların filmlerini gösterirlerdi. Digitürk bir dönemin Parliament Sinema Kulübü gibiydi adeta... 

Evil Dead... Sam Raimi'nin kült eseri... Nereden başlayacağımı bilemiyorum açıkçası. Tecavüzcü ağaçlar, Abdul AlHazred'in yazdığı rivayet edilen "Necronomicon", kötücül güçler, bolca kan, elektrikli testere, çıldırma ve kesik el... Lovecraft romanlarında Necronomicon yüzünden deliren delireneydi; Ash o yüzden kendini şanslı saymalı! Sonuçta bu şeytani gücün karşına şimdilik 4 filmdir çıkıyor. Kendi eli tarafından dayak üstüne dayak yiyen Ash'e de naçizane tavsiyemiz olsun; kapağında eciş bücüş bir surat olan kitabı bir daha açma!


Fight Club (1999)

Siz siz olun, iş yerinizden çıkmak için sakın Edward Norton'un uyguladığı taktiği uygulamayın! Tazminat alacağım derken, kendinizi akıl hastanesinde bulabilirsiniz. Bu sefer diğer iki film gibi kopan ellerin saldırısına uğrayan bir karakterimiz olmasa bile Fight Club filmindeki "bağımsız" ellerimizin diğer iki filmdeki ellerden altta kalır yanı yok. Karakterimiz, kendisini dövdüğü kadar, dövüş kulübünde dayak yememiştir. 

Bu yazıyı okuyan arkadaşlar, bundan sonra ellerinize daha fazla kıymet verin. Hiç değilse günde iki kez yıkayın. Günün birinde kendi eliniz tarafından gırtlaklanmak istemiyorsanız da dolabınıza testerinizi saklamayı ihmal etmeyin...


Yazar: Umut Uçan

0 yorum :

Yorum Gönderme