Sayfalar

17 Mart 2019

Kitle İletişim Araçlarının Gelişimi ve NETFLIX

Muhtemelen mağara duvarlarına yapılan figürlerle başladı insanlığın yazın hayatı. Bir şekilde kalıcı iletişim ihtiyacı ortaya çıktı ve böylesi bir yöntem ilham oldu ilk insanlardan birine ya da birilerine. Zaman ilerleyip insanlık çoğaldıkça, ihtiyaçlarımız arttıkça gırtlağımızdaki seslerde arttı. Ve nihayetinde gırtlağımızdaki sesleri ifade eden semboller geliştirdik.



Önce Kitap Vardı

Harfler ve/veya öbekler için birbirinden ilginç imler icat ettik. Bazılarımız buna dayanamadı!

"Gırtlağımda bir harf büyüyor / buna dayanacağım" Partizan, İsmet Özel

Kitaplarla tanışmak için ne kadar bekledik acaba? Önce taşlar üzerine yazıldı, sonra başka bazı eşya üzerine semboller nakşedildi. Nihayet kâğıt ve kalem değişmez bir ikili olduklarında insanlık en büyük hocasını/öğretmenini bulmuştu. Bilim, sanat, edebiyat ve tarih artık kitaplarca korunmaya alınmıştı. Matbaa icat edilince kitaplar daha fazla basılmaya ve daha fazla okunmaya ve belki de daha az anlaşılmaya başladı. Bu artık her bir insanın yazar olabileceği devrin fark edilmeyen başlangıcıydı.


Gazete ve Dergi

Matbaa icat edilince sadece kitapların basım sayısı artmadı aynı zamanda farklı yayınlar da ortaya çıkmaya başladı. Süreli yayınlarla tanıştı insanlık; dergiler ve gazeteler her geçen gün çeşitlenerek insanların ellerinde gezinmeye başladılar. Siyasetten sanata, yemeklerden komediye o kadar fazla çeşit dergi ve gazete çıkmaya başladı ki her tür insana hitap eden bir şeyler bulunmaya başlanmıştı artık. Bu hızlı gidişe, okuma yazma bilen insanların artırılması da önemli ölçüde katkı sağladı. Önce mal üretildi sonra ihtiyaç... Bunca kitap, gazete, dergi basılırken okuma yazma bilmemek de nedir? Matbaalar bol sıfırlı sayılarla ifade edilen miktarlarda yayınlar basıyorken tabii birilerinin bunları okuması gerekiyordu. Okuma yazma bilmek; yemek, içmek, uyumak kadar önemliydi artık.

Zaman ilerledikçe insanlıkta büyük mesafeler almaya (kimine göre bir arpa boyu) ve yeni yeni icatlarla hayatı renklendirmeye devam ediyordu. Zamanla birlikte insanlıkta ilerliyor muydu yoksa bütün bunlar sonumuzu hızlandıran adımlar mıydı? İzafiyet açısından bakarsak sadece basit bir kısır döngünün içindeyiz belki de... İşin bu kısmına her birimizin kendi vereceği cevabı olacaktır.


Radyo, Sinema ve Televizyon

Zaman çizgisi günümüze doğru yaklaştıkça icat edilen şeylerin sayısı çılgınca artarken hayatta aynı şekilde hızla akmaya başlıyor. Neredeyse birbirinin peşi sıra üç muhteşem icat geliyor. Birbirinin tamamlayıcısı sayılabilecek bu icatlar hayatımızı tam anlamıyla işgale başlıyor. Ancak o gün insanlık bunun farkında değildi! Belki hâlâ değil!

Her yeni icat ilk aşkımız olan kitaba ağır darbeler indiriyor ve kitap hayatımızı terk etmese de yavaş yavaş hacmini daraltıyor. Ancak aynı zamanda her yeni icat bir önceki icadın da bir nevi modasını bitiyor. Örneklendirebileceğimiz kısma geldik nihayet. Televizyonun evlerimizdeki işgal nöbetleri başlamadan önce sinema salonları hayatımızda ne büyük yer tutuyormuş değil mi? Peki ya radyo? İnsanlar radyoların başında toplanıp gündemi takip ediyor, hayattan haberdar oluyorlarmış. Ancak televizyon kendisinden önce olanlara önemli darbeler indirerek onları hayatta kalma savaşının ortasında bırakıvermiş. Kanal dediğimiz bileşenleriyle birlikte televizyon çeşitlenerek yoğunlaşan ve kuvvetlenen işgaline devam ederken, eski aşklarımızı görece unutturdu bizlere. Fakat bütün bunları yaparken kendisini bekleyen acı sondan habersizdi.


İnternet: Son Nokta… mı?
İnternet, bugünlerde bizler için son nokta gibi görünüyor olsa da insanlığın ortak deneyimlerine dayanarak aslında bunun son nokta olmadığını düşünebiliriz. İmkanları itibariyle kitap, dergi, gazete, radyo, sinema ve televizyonu da bağrına basan internet, bu anaç tavrıyla oldukça duygu yüklü bir hareket yapmış gibi görünse de özünde tek derdi tüm ilgiyi kendi üzerine çekmek! 90'lı yılların başından bu yana gün geçtikçe hatta saatler ilerledikçe internet ve bileşenleri hayatımızı televizyondan daha kapsamlı bir şekilde işgal etmeye başladı. Akıllı telefonlar, akıllı televizyonlar, tabletler ve taşınabilir bilgisayarlar aracılığıyla internet tam bir hakimiyet kurdu hayatımızda. Her ne yapmak istiyorsak internete danışarak yapıyoruz artık. Birini tanımak istediğimizde Facebook, Instagram ve benzeri ağlara bakıyoruz. Bir şeyleri bilemediğimizde Google ya da Yandex'e danışıyoruz. Kaybolduğumuzda internet üzerinden haritaları kullanıyoruz. Hiç gitmediğimiz müzeleri bile gezebiliyoruz sayesinde...

Bütün bu sınırlandırılamaz bileşenlerle beraber internet her anlamda bizimle birlikte nefes almaya ve büyümeye devam ediyor. Damarlarımızda artık sadece kan dolaşmıyor, kan ile birlikte ciddi anlamda radyasyona da maruz kalıyoruz. Fakat mutluyuz. Sigarasıyla öpüşen insanlar gibiyiz, ağır ağır yürüyoruz ayrılığa fakat "Sevgili Tütün" (Ali Ayçil) diye başlayan güzellemeler kaleme alıyoruz yine de. Nihayetinde evrimde bir son nokta yoktur. İnsan sadece bir basamaksa bilim kurgu filmleriyle hayal ettiğimiz robotik ama melankolik geleceğimize doğru yürüyoruz. Televizyon diyordum, artık küçük adımlarla veda ediyor farkında olmasak da.

İnternet Yayıncılığı ve NETFLIX

Her ne kadar artık her evde en az bir televizyon buluyorsa da izleyeni gün geçtikçe niteliksizleşiyor. (Ve nihayet bir insan evladı TV izleyicisinin niteliğinden bahsetti! Nitelikli olsa ne olur ki?) Sadece niteliğini değil sayısal üstünlüğünü de kaybediyor televizyon izleyicisi. Özellikle akıllı telefon teknolojisinin aldığı mesafeyle birlikte her cepte bir erişim noktasının oluşması, akıllı yatırımcılara yeni kapılar açtı. Youtube dediğimiz video yayınlama zemininin hayatımızda kendi ünlülerini yetiştirecek kadar ciddi bir yer edinmesinden sonra akıllı bazı yatırımcılar "Neden internet televizyonculuğu yapmayalım?" diye sordu sanırım. Her nasıl ortaya çıkmışsa bu internet yayıncılığı fikri adım adım tutmaya ve hatta yükselmeye başladı. Şimdilik bu yolun öncüsü Netflix!

Öyle bir zeminden bahsediyoruz ki televizyonda yayınlanan ancak izleme fırsatı bulamadığımız eski dizileri ve filmleri ve yine izleme fırsatı bulamadığımız sinema filmlerini büyük ölçüde bünyesinde barındırıyor. Cüzi sayılabilecek bir ücret ile tekrar tekrar izleme fırsatı veriyor. Sadece bu eski yapımlar söz konusu olsa bunları yapan onlarca web sitesi var diyebilirdik ancak Netflix'i bu öncüllerinden ayıran şey orijinal yapımları da barındırması. Televizyon kanallarında yayınlanmak için gereğinden fazla kaliteli diyebileceğimiz diziler ve filmler kendileri için yeni bir yayın zemini bulmuş oldular Netflix ile birlikte. İlk kez ve bazen sadece burada yayınlanan diziler, televizyonun pabucunu dama doğru uçururken, yine ilk kez ve çoğu kez sadece burada yayınlanan kaliteli filmler de sinemayı sarsıyor. Ülkemizde Blutv olarak öncüsünü bulan internet televizyonculuğu kaliteli yapımlarının artmasıyla ve uygun sayılabilecek fiyatlandırmasıyla kullanıcı sayısını artırmaya devam ediyor. 

Kısa süreli kullanıcı deneyimimde Netflix'in gördüğüm bazı olumlu yönlerinden bahsederek bitirmek istiyorum. Hiçbir şekilde görmek istemeyeceğimiz ve özünde görsel bir tecavüz sayılabilecek olan reklam denilen illet Netflix'te yok. Olmadık anda bir reklam çıkıp 1 liralık çikolataya mı yoksa onu yiyen ve hiçbir zaman tanışamayacağın kadına mı bakman gerektiğini düşündürtmüyor. Ya da aniden ahenkle dans eden saçlarıyla bir Elf güzeli sana insanlığını sorgulatmıyor. Veyahut adını bile söyleyemediğin bir lüks arabaya sahip olma vaatleriyle 5 liralık dondurma satılmaya çalışılmıyor. Sadece bu bile Netflix ve benzeri internet televizyonlarını tercih etme sebebidir. İzleyeceğin filme, diziye ya da belgesele kendi kendine karar verebilme imkânı vermesi başka bir avantajı.  İzlemeye başladığın programa ara verdiğinde zamanı senin için dondurması yani programın bıraktığın yerden devam edebiliyor olması oldukça mantıklı bir iş. Yapımların başlangıç ve bitiş kısımlarını atlayabilme seçeneği bile mutlu edici bir detay.
Son söz mahiyetinde bir soru: "Organize İşler 2: Sazan Sarmalı" filminde olduğu gibi bir film, sinema ve Netflix benzeri bir yayıncı da aynı dönemde yayınlanırsa hangisini tercih edersiniz?


Yazar: Nuh Ürün


0 yorum :

Yorum Gönder