Sayfalar

28 Ocak 2019

Türk Dizilerinde Mafya (2. Bölüm)

Türk dizlerinde mafyatik tiplerin çoğunlukla iyi aile çocuğu (!) olarak gösterildiklerini önceki yazımda (Türk Dizilerinde Mafya) anlatmaya çalışmıştım. İyi aile çocuğuyla kastım, gerçek hayattaki bu kötücül tiplerin dizilerde oldukça iyi özelliklerle donatılmış olmalarıydı. Özellikle hiç küfür etmeden konuşabilmelerine hâlâ hayran olduğumu söylemeliyim. Zengin, görgülü, yakışıklı, aşık, sadık, yardımsever, racon bilen vs. mafyatik tiplemeler kaçınılmaz olarak özenti bir kitle oluşturuyor. Kim istemez ki şu saydığım özelliklere sahip olmayı? E tabi bütün bu pozitif özelliklerin bir bedeli var: Tamamen haklı sebeplerle adam öldürmek!

Hiç kimseyi zevkine öldürmez zaten Türk mafyası. Her zaman gerçek adaleti sağlamak, doğruyu yanlıştan ayırmak gibi bir huyu vardır. İlginç bir şekilde uyuşturucu ticaretine karşıdırlar örneğin. Uyuşturucudan, insan ticaretinden para kazanmazlar, kazananlara da iyi gözle bakmazlar. Kötü yola düşmüş bir masum kız mı var? Hemen kurtarılır mafyatik karakterlerimiz tarafından. Zaten adam neden mafya oldu ki? Anneler ağlamasın, çaresiz babalar üzülmesin! "Kurtlar Vadisi" dizisinde bir sahne var aklımda örneğin, derin devleti temsil eden iyi kalpli, koca yürekli mafyamız Polat Alemdar, "...bilinen adamların dışında kimse piyasaya mal (uyuşturucu) sokmayacak, okullara uyuşturucu girmeyecek, uyuşturucu işi dışında yapılacak her iş geleneklere bağlı bir şekilde yapılacak..." diyor. Helal be! Mafya da gelenek vurgusu çok önemli!


Kader Mahkûmu

Bütün bu iyi aile çocuğu mafyatik karakterlerin en çok rahatsız eden yönlerinden biri de büyük çoğunluğunun acıklı bir hikâye sonucunda kötü işlere bulaşıyor olmasıdır. Her biri için asıl suçlu kaderdir! Mesela babası gözlerinin önünde haince kurulan bir pusuyla öldürülmeseydi, Kurtlar Vadisi'nin Süleyman Çakır'ı mühendis olacaktı. Kardeşini iç mimar yapabilmişti, kendisi neden olamadı? Hep "kader" suçlu da ondan...

Belki dizileri fazla suçluyorum. "Kader mahkûmu" diye saçma bir yakıştırma yok mu zaten dilimizde? İşte Türk dizilerindeki tüm mafyatik karakterler, kader mahkûmu. Hiçbiri kendi iradesiyle öldürmüyor masum insanları. Hiçbiri annesini ya da babasını sebepsiz öldürmemiş ya da hiçbiri çocuğunu sebepsiz sokaklara atmamış. Her zaman onları masum gösterecek bir alt metin var. Bütün bu alt metinler sokaklardaki özentileri daha güçlü yapıyor olabilir mi?
            
Çözüm Yerine Yakarış

Hayatı yaşadığımız gibi izlemek istemiyoruz. Bu nedenle de ekranlarda gördüğümüz her şeyin abartılı ve çoğu kez bilinçli olarak gerçeğe aykırı/hatalı olmasını anlıyorum. Ancak her şeye rağmen birazcık toplumcu olamaz mıyız? Mesela bunca uyduruk karakterin ön planda olduğu dizileri izlemesek ne kaybederiz? Yapımcılardan ziyade izleyiciye seslenmek istiyorum çünkü eğer izleyen olmazsa yapan da olmayacaktır. En azından ciddi bir çoğunluk olarak hayatımızda yer edinmeyecektir. Hayatı yaşadığımız gibi izlemek istemiyoruz, biliyorum fakat zaten bizler melekvari iyi insanlar olmadığımız gibi hayatlarımız da öyle değil. Neden, böyle şeylerin abartıldığı yapımları izlemiyoruz da illa ki gayri meşruyu güzelleştiren yapımlara akın ediyoruz? İçimizde sönmeyen bir gayrı meşru aşkı mı var? Eğer varsa lütfen biraz kontrol edelim. Ki böylece çocuklarımıza daha doğru, daha dürüst rol modeller izlettirebilelim.


Konuk Yazar: Nuh Ürün

0 yorum :

Yorum Gönder