Sayfalar

12 Aralık 2018

Türk Dizilerinde Mafya

Olaylara iyi tarafından bakmak kişinin hayatını büyük ölçüde kolaylaştırıyor sanırım. Ancak bazı şeyleri görmesini de engelliyor. Yazının konusu olan iyi bakma hali, yönetmen Osman Sınav ile birlikte başlayan Türk dizilerinde kalite artışıdır. Tabii ki başkaca yönetmenlere haksızlık etmek istemem ancak Osman Sınav’ın yönetmenliğinde 1998 yılında çekilen ve Show TV kanalında yayınlanan “Deli Yürek” dizisinin televizyon dünyamızda farklı bir yeri olduğu genel kabul görecektir.


Mafya Dizileri Hayatımıza Giriyor

“Deli Yürek” dizisi ile birlikte mafya, politika, derin devlet, aşk gibi konuların, aynı hikâyede nasıl kaliteli bir şekilde işlenebileceğini görmüş olduk. Dizinin içerdiği yüksek aksiyon neredeyse tüm ülkeyi ekran başında kilitlemişti. Sonrasında yayınlanan ve kimi çok da başarılı olan mafya dizilerinin önü böylece açılmış oldu. Daha sonrasında “Kurt Kapanı” isimli bir dizi yapılmış ve aşırı mafyatik olması nedeniyle fazlaca yayında kalamamıştı. Ancak yol bir kere açılmıştı artık. Yapımcılar benzer senaryoların peşinde koşmaya başlamışlardı. 1998 yılından günümüze değin geçen sürede aksiyon dolu dizilerin sayısı da sürekli arttı.

Bütün bu beğenilen dizilerin sayısının artmasının güzel tarafı sektörü canlandırması, oyuncular başta olmak üzere söktöre dair çalışan her bir insanımıza ciddi iş olanakları doğurmasıdır. Kalitesiz diziler beğenilmeyerek elenip giderken, halka hitap etmeyi başaranlar ayakta kalmayı başardılar. Bu sayede sektörün her kolunda kaliteli elemanlar yetişti. Oyunculuk konusunda hiçbir eğitimi olmayan insanlar uzun ömürlü dizilerde oyunculuğu öğrendiler. Konuya eğildikçe çok daha fazla iyi yön bulabiliriz. Ancak beni rahatsız eden, kötü bir gelenekte Deli Yürek ile birlikte hayatımıza girdi…

İyi Aile Çocukları

Bol aksiyonlu mafya-derin devlet dizilerinde ilginç bir şekilde “iyi aile çocuğu” mafyalar türetildi. Sadece çocuklarımız değil, erişkinlerimiz de bu iyi aile çocuğu mafyaları gerçek zannedip onlara özenmeye başladır. Her köşe başında bir deli yürek Yusuf Miroğlu ve akıl hocası Kuşçu türemeye başladı. Bütün dizi süresince ne Yusuf Miroğlu ne de akıl hocası Kuşçu neredeyse hiç küfretmediler. Sadece iyi kalpli (!) mafyalarımız değil kötü kalpli mafyalarımız bile neredeyse hiç küfretmiyorlar.

İyi aile çocuğu mafyalar da küfür yok, kadın yok, kumar yok, alkol yok hatta nerdeyse sigara bile yok. Öyle ki kendimizi cami avlusunda hissediyoruz! Halkı en çok tesiri altına alan mafya dizilerinden biri olan “Kurtlar Vadisi” dizisine bakarsak yine aynı durumla karşı karşıyayız. Gerek mafyatik karakterimiz Süleyman Çakır ve akıl hocası Emmi’den ve gerekse derin devlet ile ilişkili karakterimiz Polat Alemdar ve akıl hocaları Aslan Akbey ve Ömer Baba’dan neredeyse hiç küfür duymuyoruz. Hatta Ömer Baba karakterinin sanatkar bir vaiz olması nedeniyle sık sık menkıbelere ve cami avlusuna düşüyor yolumuz. Öldürülen her karakter için makul bir sebep uyduruluyor. Hiçbir mafya üyesi, aslında kötü biri değil!

İzlediğiniz dizileri şöyle bir düşünün, ana karakterlerin neredeyse mükemmel insanlar olarak düzenlendiğini göreceksiniz. İyi aile çocuğu mafyalardan bahsediyoruz! Aslında mafya-derin devlet dizilerinin güncel olanlarından birinde denk geldiğim sahnedir bu yazının sebebi. “Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz” dizisinde Oktay Kaynarca tarafından canlandırılan Hızır Çakırbeyli karakteri izlediğim sahnede küfretmemek için “La havle” çekmez mi? Affedersiniz... Sanırım ahlaksız olan benim. Ben zannediyordum ki ortalama yurdum insanı çok sinirlendiğinde, çaresiz kaldığında küfür eder. Ve ortalama yurdum insanına göre daha ahlaksız olması gereken mafya, böyle bir durumda  gün yüzü görmemiş küfürler eder. Oysa bizim iyi aile çocuğu mafyamız “La havle” çekiyor ve sabır diliyor.


Bitsin Artık!

Bu dizileri bütün mafyalara ders olarak izletmek lazım. Aynen böyle mafya olunur, demek gerek. Ancak gerçek hayat böyle değil hepimiz biliyoruz. Mafya dediğimiz insanlar ahlaken çürümüş, toplumdan dışlanmış insanlardır. Hiçbirimiz çocuklarımızın mafya olmasını istemeyiz. Fakat bu iyi kalpli mafyayı görünce insan bir özenmiyor değil. Senaristlerden, yapımcılardan ve yönetmenler ricamdır, az da olsa şu kötü adamların yani tüm mafyatik karakterlerin çürümüş yanlarını da göstersinler. Böylece hem gerçeğe daha fazla göz kırpmış olurlar hem de çocuklarımız için daha doğru olur. Yusuf Miroğlu, Polat Alemdar, Süleyman Çakır, Yamaç Koçovalı, Vartolu Sadettin, Hızır Reis gibi karakterler çocuklarımız için rol model olmamalı. Olmaması için de bu gibi karakterlerin çürümüşlüklerinin de ekrana getirilmesi gerekli. Çok şey istiyorum gibi ama hayırlısı...


Yazar: Nuh Ürün

0 yorum :

Yorum Gönder