Sayfalar

29 Temmuz 2017

Deli Balta 2: Müthiş Süvari - Gürbüz Azak (Çizgi Roman Eleştirisi)

“Tek Başına Bir Ordu”ya bedel olan kahramanımız Deli Balta’nın ikinci çizgi romanı üzerine konuşacağımız bu yazıda, sözlerime bana bu kitabı gönderme nezaketinde bulunan Babıali Kültür Yayıncılığı’na teşekkür ederek başlamak istiyorum. Gürbüz Azak’ın yazıp çizdiği “Deli Balta 2: Müthiş Süvari”, korkusuz Osmanlı cengaverimizin 7 farklı macerasını içeriyor. İlk cilde nazaran daha az bölümle karşılaşmamızın elbette bir sebebi var. Zira bu kez kahramanımızın daha uzun maceralarına tanıklık ediyoruz. Deli Balta, gün geliyor Kemankeş Dayıbey ile birlikte okçuluğun sırlarını anlatıyor, gün geliyor nefes kesen bir hazine avına çıkıyor. Ve tabii ki defalarca ölümden dönmeyi başarıyor! Anlayacağınız ayakları yere basan ama aynı zamanda olağanüstü olmayı da başaran Deli Balta maceraları, bu ciltte de devam ediyor…

Efsaneleşen Bir Kahraman

Tıpkı serinin ilk cildi “Deli Balta 1: Açe Yollarında” gibi bu ciltte, isminin alt başlığını ilk hikâyesinden alıyor. “Müthiş Süvari” isimli ilk hikâye, düşmanların kalbine korku salan bir süvarinin söylentisi ile açılıyor. İşte bu söylentilerle birlikte, Deli Balta’nın gizemli, sürükleyici ve en önemlisi de ne olacağını kestirmesi neredeyse imkânsız olan evrenine tekrar adım atıyoruz. Tabii ki çok geçmeden bu müthiş süvarinin Deli Balta’nın ta kendisi olduğunu da öğreniyoruz.

Oldukça kısa olan bu ilk hikâyede, Deli Balta, -önceki maceralarını göz önünde bulundurduğumuzda- görsel olarak az bir yer kaplıyor. Daha ilk hikâyeden Deli Balta’nın az gösterilmesi belki şaşırtıcı gelebilir. Ama kahramanımız bu ilk hikâyede az gözükse bile, onun adının efsaneleştiği neredeyse her karede vurgulanıyor. Böylece Gürbüz Azak, Osmanlı İmparatorluğu’nun vücut bulmuş hali diyebileceğimiz Deli Balta’nın sıradan bir “savaşçı” olmadığının da altı çizmiş oluyor.

Genişleyen Bir Evren

Aslına bakarsanız, “Deli Balta 2: Müthiş Süvari” çizgi romanında Deli Balta’nın cismen geri planda tutulması sadece ilk hikâyede gerçekleşmiyor. Bu durumun çizgi romanın geneline yayıldığını rahatlıkla görüyoruz. Zira 228 sayfalık ikinci cildin neredeyse yarısında, Deli Balta’nın ya ortalarda gözükmediğini ya da geri planda olduğunu söylememiz pek de abartı olmayacaktır. Bu kararın, sevilen bir kahramanın nefes kesen maceralarını vaat eden bir çizgi roman için fazlasıyla riskli olduğu ortada. Ama Gürbüz Azak’ın ne yapmak istediğini bildiğini fark ettiğimizde, bu kararın ne kadar doğru olduğunu da anlıyoruz. 

Azak, Deli Balta’yı doğru hamlelerle geri plana çekerken, yeni yardımcı karakterlerle hikâyeleri güçlendirmeyi ustaca başarıyor. Böylece her macerada daha çok karakter eklenen ve daha çok genişleyen evreni ile Deli Balta, adeta mitolojik bir kahramana dönüşüyor. Azak’ın yarattığı kötü adamlar bir “tip” olmanın ötesine pek geçemeseler de Deli Balta’ya eşlik eden yardımcı karakterlerin özenle yaratıldıklarını ve en az Deli Balta kadar derinlikli bir şekilde işlendiklerini söyleyebiliriz. Bu yan karakterler, Deli Balta’nın omzundaki yükü hafifleterek, tek bir koldan ilerlemeye çalışan zorlama hikayeler yerine, daha eğlenceli ve daha doyurucu maceralara olanak sağlıyorlar.


Türk Kültürünün İlmek İlmek İşlendiği Kareler

Deli Balta’nın sayfalarını çevirirken, Gürbüz Azak’ın Osmanlı İmparatorluğu konusunda ne kadar hassas olduğunu ve Türk kültürüne ne derece saygı duyduğunu anlamak hiçte zor değil. Daha önce “Deli Balta 1: Açe Yollarında”nın bir macerasında pehlivanlığa geniş bir yer ayıran Azak, bu ciltte işi daha da ileri götürerek bizi neredeyse canlı canlı izlediğimiz bir pehlivanlık müsabakasının içine sokuyor. Tabi bununla da kalmıyor! Azak, tarih boyunca usta okçu oldukları bilinen Türklerin bu hünerlerini bize tekrardan hatırlattığı “Kemankeş” isimli hikayesinde, okçuluğun bütün püf noktalarını okuyucu ile paylaşıyor. Çizgi romandaki en fazla sayfa sayısına sahip hikâyelerden biri olan “Kemankeş”te hem içerik hem de çizim olarak didaktik bir anlatım hâkim olsa da Azak, rahatsız edici olmadan keyifli bir okçuluk hikayesi ortaya koymayı başarıyor.

Mekân çizimleri ve panellemeler konusundaki kendine has üslubu bu ciltte de koruyan Azak, daha incelikli işçiliği ve çarpıcı bir yapıya kavuşturduğu çizgileri ile sadece içerik olarak değil görsel olarak da işi bir adım öteye götürdüğünü ispatlıyor.

Deli Balta’ya Veda

Serinin ilk kitabı “Deli Balta 1: Açe Yollarında”, nasıl Deli Balta’yı yakından tanımamıza fırsat sağlıyorduysa, “Deli Balta 2: Müthiş Süvari” de tanıdığımız Deli Balta’nın gelişimini gözler önüne seriyor. Ama bununla birlikte Deli Balta’nın bilmediğimiz, gizli kalmış yönlerini de açığa çıkarıyor. Bu sayede Deli Balta’nın hiç tükenmeyen bir cevher olduğunu da anlamış oluyoruz. Sürükleyici bir tempo ve merak unsuru söz konusu olduğunda serinin ilk cildinden aşağı kalır yanı olmayan “Deli Balta 2: Müthiş Süvari”, içindeki hikayelerin her birinin bir sinema filminin yoğunluğuna sahip olması ile de oldukça keyifli bir okuma ve izleme deneyimi sunuyor.

Deli Balta’nın üçüncü cildi çıkmadı ve görünen o ki çıkacak gibi de gözükmüyor. Ama Deli Balta serisinin ilk kitabı olan “Deli Balta 1: Açe Yollarında” kitabının Babıali Kültür Yayıncılığı’ndan çıktığını tekrardan hatırlatmış olalım.



Yazar: Uğur Tatar

0 yorum :

Yorum Gönder