Sayfalar

2 Haziran 2017

Görüntü Yönetmeni İlker Özkap ile Röportaj

Bu röportaj, spontane bir şekilde gerçekleşmiştir. İsmini vermeyeceğim bir grupta kameramanlık mesleğini ayaklar altına alan, yine ismini vermeyeceğim şahısların sektör hakkındaki bilgisizlikleri ve kameramanlık mesleğini adeta alaya alır tavırları, beni sektörün duayenlerinden İlker Özkap ile röportaj yapmaya itti. Kendisi ile bu mesleği icra edecek olanları bekleyen zorluklar ve kameramanlık mesleğinin inceliklerini konuştuğumuz keyifli bir söyleşi yaptık. İyi okumalar…


Röportaj: Umut Uçan


İlker Abi, öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Sektöre girmeden önceki dönemden şimdiye kadar geçen döneminizi anlatır mısınız? Bu yolculuk nasıl başladı?

Öncelikle teşekkür ederim beni bu konuya dahil ettiğin için. 1991 yılında Kocaeli’de sektöre radyo ile başladım. Sonra yerel bir televizyon kanalında reklam departmanında çalıştım. Bir gün İstanbul’dan gelen haber ekibinin kullandığı büyük kamerayı gördüğümde meslek hayatımın İstanbul’da devam etmesini ve o büyük kamerayı benim kullanmam gerektiğini düşündüm, hayal ettim. O ekipteki kameraman daha sonra ustam olacaktı. Yanına gittiğimde elimdeki Panasonic m1 kamera karınca gibi duruyordu. İlk kullandığım kamera Ikegami’ydi ve yaklaşık 18 kg ağırlığındaydı. Akü ile çalışıyordu. Daha sonra ustanın yanına gittim, sıcak kanlıydı ama bir yandan da havası vardı. Konuştuk tanıştık, İstanbul’a davet etti beni. 1 ay sonra ilk işyerim olan Senkron TV’ye gidecek, onun yanında tam 2 yıl asistan kameraman olarak profesyonel hayata başlamış olacaktım. Tüm bunların sebebi ise büyük kamera sevdasıydı…

Kameramanlık mesleği için neler söyleyebilirsiniz? Sektördeki son durumlar, iş imkanları ya da bu mesleğin maddi getirileri gibi konular hakkında görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

Kameramanlık mesleği daha yeni meslek statüsüne sokuldu. Bu meslek severek yapılır, yoksa çekilecek iş değildir. Haber, spor programı, stüdyo değişik bir oluşumdur. Dizi, reklam, sinema, klip, drama değişik bir sektördür. İki parçanın da zor yanları vardır. Gecen, gündüzün yoktur. Tabi ilk zamanlarda böyleydi, şimdi drama sektöründe özellikle sendikanın aktif rol aldığını görüyoruz. Şu anda işsiz kameraman çok. Birçok arkadaşımız başka sektöre girdi, bıraktı bu mesleği. Dayın, amcan varsa biraz da tatlı dilliysen, maddi getirisi olur ama kimsen yoksa bu işten para kazanamazsın ki buraya yazmakla bitmez bu sorunlar.


Radyo, Televizyon ve Sinema bölümlerindeki öğrencilerin gelişimini, eğitim kalitesini yeterli buluyor musunuz? Bu bölümden çıkan çocuklar kalifiye eleman olarak yetişmiş oluyor mudur sizce?

Radyo, Televizyon ve Sinema mezunları, iş dünyasında kanayan yaralar maalesef. Yararsızlaştırılan işsizler ordusunun mihenk taşları! Türkiye’de drama dalında iş yapacaksan bir nebze Mimar Sinan mezunu olmalısın, haber branşında ve gazetecilikte İstanbul Üniversitesi, Televizyonda da Marmara ve Anadolu Üniversitesi. Ancak öğrencilere okulda kurulan ekipmanlar bile ellettirilmezken, sahada çalışan hoca mantığı güdülmezken, aday arkadaşlar sıfır bilgi ile mezun olup tabiri caizse sudan çıkmış balık gibi oluyorlar. Yani biz okullarda kalifiye eleman yetiştiremiyoruz!

Piyasada kullandığınız en rahat kamera hangisiydi, siz bu mesleği icra etmek isteyenler için hangi kameraları önerirsiniz?

Piyasada kullanılan rahat kamera yoktur, işe göre kullanılan kamera vardır. Bu mesleği icra etmek isteyenlerinde böyle bir lüksü yoktur. Sonuçta ben negatifçiyim, negatifi severim ama reklam çekerken müşteri Arri Alexa ister onunla çekerim. Ama bu aralar mini Alexa favorim. Kullanımı ergonomik, rahat. Keza menüsü de çok kullanışlı.

Sinema sektöründe en sevdiğiniz görüntü yönetmenleri kimlerdir?

Türk dersen Türk gibi olmuş olan Hayk Kirakosyan işini çok iyi bilen gerçek bir görüntü yönetmenidir, alçakgönüllü ve mütevazidir. Yabancı ise kendisinden 2005 yılında ders aldığım, 15 gün boyunca kursta deneyimlerinden faydalandığım -ki o zamanlar fazla meşhur değildi- Emmanuel Lubezki. Tekniği, gözü, filme katkısı ve tabii ki ışık bilgisi. Mükemmel bir görüntü yönetmenidir. Daha birçok kişi var ve her kişinin tekniği, bakış açısı ayrıdır. Bizim meslek pratiklik, sabır ve teknik gerektiren bir iştir, sanattır. Yönetmenin hayalini resmetmektir. Görüntünün esas çıkışı da ışıktır. Işığı bilmeyen adam, değil görüntü yönetmeni, vesikalık çeken fotoğrafçı bile olamaz.


Kameraman olmayı tavsiye eder misiniz bu mesleği yapmak isteyenlere? 

Tabii ki kameraman olsunlar ama kameraman hemen olunmaz. Asistan olurlar, kamerayı tanırlar. Işığı kaparlar set adabını öğrenirler, focus neti bilirler. Sonra focus puller olurlar, sonra kameraman olurlar. En sonunda görüntü yönetmeni olurlar. Benim 26 yıllık kariyerimin, 2 yılı asistanlık, 1 yılı focus puller, 12 yılı kameramanlık ile geçti ve 6 yıldır da görüntü yönetmeniyim. Bu meslekte öğrenme bitmez. Eleştiriye ve yeniliğe açık olacaksın. Ben gideceğim, sen geleceksin. Bu mesleği yapmak isteyenler en az 1 dil bilmeli, bol bol film izlemeli, kitap okumalı, bilgili olmalı, teknik ve ışık bilmeli. Yoksa hiçbir şey öğrenemez, ucuz işlerin adamı olur.

Teşekkür ederim bu röportaj için İlker Abi. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

2 senelik adamlar görüntü yönetmeni olmamalı. Setteki herkesin birbirine saygısı olmalı. Birlik beraberlik olmalı. En önemlisi de arkadan kimse kimsenin kuyusunu kazmamalı. Ekmek kolay bulunmuyor.


0 yorum :

Yorum Gönderme