Sayfalar

12 Haziran 2017

Bayan Aynur ile Bay Buyur - Aziz Nesin (Çizgi Roman Eleştirisi)

Aziz Nesin ve Yalçın Çetin imzalı bir başka çizgi roman üzerine birkaç kelam edeceğimiz bu yazıda, sözlerime bana bu kitabı gönderme nezaketinde bulunan Nesin Yayınevi’ne teşekkür ederek başlamak istiyorum. Aziz Nesin’in yazar adı kullanmadan senaryosunu yazdığı ve dönemin unutulmayacak çizerlerinden biri olan Yalçın Çetin’in çizdiği “Bayan Aynur ile Bay Buyur”, iki farklı hikâyeyi paralel kurgu ile başarılı bir şekilde birleştirirken, geçmiş ve bugün arasındaki gelgitleri sayesinde eğlenceli dakikalar vaat ediyor.

Gerçek Dünya ile Paralel Bir Hikâye

İlk kez 10 Mart 1960’ta Akbaba dergisinin 417. sayısında tefrika edilmeye başlanan “Bayan Aynur ile Bay Buyur”, baş karakterlerinden birinin Aziz Nesin’in ta kendisi olması ile şaşırtıyor diyebiliriz. Tabii çizer Yalçın Çetin’in de çizgi romanda kendine yer bulduğunu hatırlatalım. Ama o daha çok cameo rolüyle yetiniyor. Hikâyenin asıl yükü, Aziz Bey ile çizgi romana ismini veren karakterlerden biri olan Bay Buyur arasında paylaştırılıyor. 

Hatırlarsanız Nesin, “Bekârlık Sultanlıktır” çizgi romanının başına kendi ismi yerine “Anlatan: Salih Tekcan” yazarak kendini baş karakterin yerine koymuş ve mümkün olduğunca samimi bir üslup kullanmıştı. Böylece yarattığı bir karakter üzerinden olayları kendi başından geçmiş gibi anlatmak konusundaki maharetini de göstermişti. Bu çizgi romanda ise Nesin, işi daha da ileriye götürerek Aziz Nesin’i, yani kendisini çizgi romanın merkezine yerleştiriyor ve sözünü hiç ama hiç esirgemiyor! Hem usta bir mizahçı olarak kendisiyle dalga geçiyor hem de içinde bulunduğu sektörü hicvetmekten geri durmuyor. Yazdığı onlarca ilginç hikâyeyi nasıl yazdığıyla ilgili olası dedikodulara cevap mahiyetinde söylemlerde bile bulunuyor. Hatta bu çizgi romanın temelinin de bu söylemlere dayandığını söyleyebiliriz.

“Bay Evet”ten Çok Önce…

Jim Carrey’in hayat verdiği “Bay Evet”i aratmayacak bir adam olan Burhan ya da nam-ı diğer Bay Buyur, hayatı boyunca hiçbir şeyi sorgulamamış, ona söylenen her şeyi “buyur” ederek kabullenmiş birisidir. İşte bu adam, bir gün Aziz Bey’in çalıştığı gazeteye gelir ve ona macera dolu hayat hikayesini anlatmaya başlar. Başlangıçta ne idiği belirsiz bu adama kulak asmayan Aziz Bey, daha sonradan işini gücünü bırakıp tamamen Bay Buyur’a odaklanır, zaman ilerledikçe hikayesini tamamlamak konusunda isteksizleşen Bay Buyur’a elinde avucunda ne varsa verir, parası bitince borç bulup hikâyeyi tamamlatmaya çalışır ve hatta gazetedeki yazısını yetiştiremediği için işinden olur...

Çizgi romanda, Aziz Bey ile Bay Buyur’un konuştukları zaman olan şimdiki zamanı görebildiğimiz gibi, Bay Buyur kendi hikayesini anlatmaya başladığında geçmiş zamanı da görme şansına erişiyoruz. Böylece iki farklı hikâye, sinematografik bir paralel kurgu ile bize sunuluyor. Tabii ki bu sadece estetik ve edebi kaygılarla yapılmış bir tercih değil. Tıpkı tefrika edilen eserler gibi Bay Buyur da hikayesini olmadık yerlerde kesiyor ve ancak para aldığında hikayesini anlatmaya devam ediyor. Böylece Nesin, ayan beyan bir şekilde kendi işine, çizgi romanlarına ve hatta devamlı yazdığı Akbaba dergisine atıfta bulunuyor. Zaten çizgi romanın sonunda bir “Akbaba” ile konuşan Aziz Bey, diğer çizgi romanlarında da rastladığımız Akbaba dergisi göndermesini bu kez çok daha belirgin bir şekilde yapıyor.


Geçmiş ve Bugün Arasında 

Nesin’in bir karakter olarak yer aldığı kısımlar daha çok döneme ilişkin mesaj ve göndermeler içerirken, Bay Buyur’un hikayesine geçtiğimizde klasik bir Aziz Nesin eserinin özellikleriyle karşılaşıyoruz. Nesin, sürekli geçmiş ve bugün arasında gidip gelen bu hikâyeyi öyle ustaca işliyor ki ona saygı duymamak elde değil. Üstelik unutmadan söyleyelim, bunu sadece 28 sayfada yapıyor! 28 sayfa boyunca gördüğümüz her bir kare ve her bir cümle hikâyeye en doğru şekilde hizmet ettiği için, kısa olmasına rağmen oldukça doyurucu bir çizgi roman okuyoruz. 

Evrensel bakışa sahip olan Bay Buyur’un hikayesinin olduğu kısımlarda, ağırlıklı olarak kadın-erkek ilişkisi ve bürokratik işlemlerin saçmalıkları üzerine değinildiğini söylememiz yanlış olmayacaktır. Ama “Bayan Aynur ile Bay Buyur” çizgi romanının “Deniz Aslanı” gibi sadece kadın-erkek ilişkisine odaklanmadığı ya da “Baba Mirası” gibi sadece evrak peşinde koşan bir adamın hazin sonunu anlatmadığı göz önüne alındığında, iki meseleyi başarıyla iç içe geçiren yapısı sayesinde Nesin’in diğer çizgi romanlarından ayrıldığını da rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yılların Kusursuzlaştırdığı Çizgiler

Yalçın Çetin’in “Bayan Aynur ile Bay Buyur” çizgi romanındaki çizimlerini, bu çizgi romandan yaklaşık 6 yıl önce çizdiği “Bekârlık Sultanlıktır” ile kıyasladığımızda, Çetin’in gelişimi konusunda ortaya gerçekten şaşırtıcı bir tablo çıkıyor. Ve bu noktada akla hemen Aziz Nesin’in Çetin hakkında söylediği, “sürekli olarak kendi kendini aşmaya çalışırdı” lafı geliyor! Çetin’in bu iki çizgi roman arasında yaptığı işleri görmeden konuşsak bile, gerçekten de onun çizgilerinin yıllar içinde kusursuzlaştığını anlamamız pek de zor olmayacaktır. Panelleme konusunda yaptığı yaratıcı ve yararlı hamleler bir kenara, farklılığı ile göz dolduran karikatürize karakterlerini, bazen minimal bazen de detayları ilmek ilmek işlediği mekanlarda öyle başarılı bir şekilde konumlandırıyor ki her sayfadan görsel olarak ayrı bir keyif alıyoruz.

Yok Sayılan Bayan Aynur

Aziz Nesin’in daha önceki çizgi romanlarında güçlü bir kadın karakter kullandığına pek şahit olmadık desem sanırım yanılmış sayılmam. Aynı durum “Bayan Aynur ile Bay Buyur” için de geçerli. Her ne kadar çizgi romanın isminin başında bir kadın ismi yer alsa da Bayan Aynur’un hikâyeye pek bir katkısı olduğunu iddia edemeyiz. Zira Bayan Aynur, hikâye boyunca Bay Buyur’un hayatını çıkmaza sokan bir “araç” olmaktan öteye gidemiyor ne yazık ki! 

Belki de çizgi romanın tek eksiği diyebileceğimiz bu durumu göz ardı edersek “Bayan Aynur ile Bay Buyur”, çok katmanlı yoğun hikâyesi, hem dönem bazlı hem de evrensel dokunuştaki göndermeleri ve gerçekten görsel bir şölen olan çizimleri ile belki de Aziz Nesin’in çizgi romanları içinde “Bilmem Ne Adası”ndan sonraki en başarılı çizgi roman payesini hak ediyor.

Unutmadan, Aziz Nesin’in Akbaba’da tefrika edilen ve yine Yalçın Çetin tarafından çizilen diğer çizgi romanı “Berber Nonoş”un da Nesin Yayınevi’nden çıktığını hatırlatalım.


Yazar: Uğur Tatar

0 yorum :

Yorum Gönder