Sayfalar

3 Mayıs 2017

X-Men Origins (Çizgi Roman Eleştirisi)

X-Men Origins, Marvelın 2008-2010 yılları arasında, X-Men üyelerinin başlangıç hikayelerini anlattığı, toplamda 11 sayıdan oluşan seridir. Ama ben bu yazıda sadece 4 karakterin başlangıç hikayelerinin anlatıldığı sayıların incelemesini yapacağım. Bu karakterler SabretoothWolverineIceman ve Cyclops  olacak. Keyifli okumalar...


X-Men Origins: Sabretooth (Nisan 2009)

Asıl adı Victor Creed olan Sabretooth karakteri, ilk olarak Iron Fist çizgi romanında ortaya çıkmıştır. Daha sonra Spider-Man’in düşmanı olarak görünmüştür. En sonunda da X-Men evrenine dahil olup şimdiki halini almıştır. Tam bir ölüm makinesi olan Sabretooth çocuk, yaşlı, insan, mutant ayrımı yapmadan herkesi öldürebilir. Kana karşı duyduğu açlık sebebiyle X-Men evreninin en zalim kişilerinin başında gelir. Zarar görmüş hücreleri ya da organları tıpkı Wolverine ve Deadpool gibi çok hızlı şekilde yenilenebilir. Savaşırken dişleri ve pençelerini kullanan Sabretooth, çeliği bile parçalayacak kuvvettedir.

Daha sonra iskeleti adamantium ile kaplanarak çok üst bir seviyeye gelmiştir ve Wolverine’in doğal düşmanı olmuştur. Birçok sayıda bu ikiliyi kapışırken görmüşüzdür. Sabretooth karekterini, 2000 yapımı “X-Men” filminde -“Truva (2004)” filminde Ajax’ı da oynayan- Kanadalı oyuncu Tyler Mane canlandırmıştır. 2009 yapımı Wolverine’in solo filmi “X-Men Origins: Wolverine”de ise bu sefer karaktere Liev Schreiber can vermiştir. Bence karaktere Tyler Mane daha fazla benzemekteydi ama Liev daha iyi oynamıştı. 

Peki, bu doğuştan psikopat katil, çizgi romanda nasıl anlatılmış gelin ona bakalım. Diğer karakterlerin çocukluğu nasıl stresli ve depresyon ile geçtiyse Sabretooth’unki ise kat kat fazla acı ile yoğrulmuş. Ancak bu acının sebebi kendisi. Önce kardeşini öldürüyor ve ailesi tarafından kilit altına alınıyor. Babası onu şeytan olarak görüyor. Kilitten kurtulması onun için çocuk oyuncağı. Kendi elini kopartarak zincirlerinden kurtuluyor. Nasıl olsa kopan kolun yerine yenisi çıktığından onu zapturapt altına almak neredeyse imkânsız. Hatta mutant birliği olan X-Factor’e girdiğinde saldırganlığı sebebiyle boynuna elektronik bir aygıt takılacak. Bu aygıt saldırmaması gereken masum birine yapacağı hamle sonrası sinir sistemini etkileyecek ve onu etkisiz hale getirecektir. Ama Sabretooth, bir şekilde yolunu bulup bundan bile kurtulmuştur. Anne babasını bile katlettiğini, parçaladığını gördüğümüz sahne sonrasında bana çok itici ve antipatik geldi Sabretooth!

Sabretooth’un hikayesinde Logan’da var ve ondan bir hayli rol çalıyor. Çizgi romanın ismi, “Logan ve Victor Creed’in Maceraları” olsa imiş olurmuş! Bitmek tükenmek bilmez kapışmalarını, düellolarını izliyoruz ve her seferinde berabere bitiyor kapışmaları. Logan’ı çığırından çıkaran Creed oluyor. Önce sevdiği kızı öldürüyor ve böylece sonu gelmez savaşları başlamış oluyor. Her doğum gününde Logan’ın karşısına çıkıyor ve birbirlerini silkeliyorlar. Son sahne haricinde Logan bir kez olsun pençelerini çıkarmıyor. Bir denese ne hale getirecek Creed’i kim bilir. Belki de ona karşı bir sevgisi var, bilemeyiz…

İlerde bahsedeceğim “Cyclops” ve “Iceman” çizgi romanlarının hikayelerinde sönük kalan aksiyon, bu sayıda fazlasıysa mevcut. Bunu sağlayan tabii ki de durdurulamaz iki vahşi köpeğin olması oluyor! Dostlukla başlayan ikilinin geçmişini izlemekte fazlasıyla keyifli. Neden düşman olduklarını öğrenmiş oluyoruz. Ama hikâyenin sonunun bir neticeye bağlanmasını isterdim. Yani ikisinden biri tuş olsa daha tatmin edici olabilirdi. Bir yerden sonra ikisinin göründüğü anda güreşe tutuşacaklarını bildiğimizden akışın hiçbir sürprizi kalmıyor.

Son Karar

Okuyun şu vahşinin hikayesini sonra da beddualar edin, lanetler savurun. Magneto bile Sabretooth’un yanında melek kalır!


X-Men Origins: Wolverine (Haziran 2009)

Logan (2017)” filmiyle dramatik bir şekilde veda ettiğimiz Wolverine karakterine karşı sempatimiz hiçbir zaman bitmez. Bu adamın tarif edemediğim bir karizması var. Çocukken izlediğim X-Men animasyonunda Gambit ile birlikte en sevdiğim mutanttı. Daha sonra sinematik evreninde tüm X-men filmlerinde görünen tek karakter kendisi idi. Hugh Jackman’ın adeta bu rol için doğduğunu söylememe gerek yok sanırım. Hayranları tarafından hala kendisini Wolverine rolünde görmek isteyenler var. Neden olmasın? Ufakta olsa filmlerin bir köşesinde çıkıverse hasretimizi dindirebilir. Ama yerine geçecek adayım da şimdiden hazır: Tom Hardy!

Çizgi romanda Wolverine’in Weapon X projesi kapsamında tüm vücudunun adamantium ile kaplamasını görüyoruz. Vücudunun yenilenme özelliği sayesinde istenen denek olan Logan, bu işlem sırasında büyük acılar çekiyor ve hafızasını, anılarını kaybediyor. Ordu için çalıştığını görüyoruz. Ordunun paralı hayvanı oluyor. Kendinden nefret eden Logan, avare gibi dolaşıyor ve kendisini yardımcı olan bayan doktor sebebi ile ordunun imha görevlerinde kullanılıyor. Öldürmeye programlanmış Wolverine’in Profesör ile karşılaşmasına tanık oluyoruz. Filmindeki karşılaşmadan farklı olarak burada Profesör orduya gidip Logan’ın komutanı önünde ona X-Men’e katılmasını teklifi ediyor ve ufak maharetlerinden birini sergiliyor. Logan, teklifi bir şekilde kabul etmesine ediyor da sonraki sahnelerde istediğimi bulamadım. Ordunun üstlerine yolladığı koca taburu Wolverine canavarca hacamat ediyor; ölülerden kule yapıyor, üst üste yığıyor. Delirmiş halini göstermek için çok yapay bir sahne olmuş bence. Ama bir sahne var ki koca profesörün karizmasını yerle bir etmişler. Xavier’in boynuna tasma benzeri bir cihaz takıyorlar ve profesör yerlere kapanıyor. Tamam profesör masumları öldürmüyor, hatta can alan biri değil. Daha çok bir fikir adamı, bir lider ama telepati gücüyle oradaki herkesi etkisiz hale getirecek güce de fazlasıyla sahip. Wolverine’i profesörün gözü önünde yüceltmek için yılların Charles Xavier’ını hiç etmişler! Açıkçası çizgi romanın sonunda profesörün pasif kalışının bilinçli olabileceğini de düşünüyorum.

Son Karar

Okunsa da olur, okunmasa da… Heyecandan dört döneceğimiz bir sayı değil. Zaten en popüler karakterlerden biri olan Wolverine’in tüm hayatını ezbere biliyoruz. Aynı bilgileri ısıtıp ısıtıp önümüze koymalarından sıkıldım.


X-Men Origins: Iceman (Ocak 2010)

X-Men’in orijinal beşlisinden biridir Bobby Drake ya da diğer adıyla Iceman. Bobby, her mutantın başına geldiği gibi zor bir çocukluk geçirmiştir. Güçlerini keşfettiğinde ailesi bunun sorun olmayacağını, onu hala çok sevdiklerini söyledikleri için stresli dönemi çabuk atlatmıştır. Mutant güçlerini kavrayan birçok kişinin intihar etmeye kalkıştığını düşünürsek, Bobby’nin ailesinin ona destek çıkmaları Bobby’nin kendi ile barışık olmasını sağlamıştır. 

Bobby, vücut ısısını düşürebilme yeteneğine sahiptir. Vücudunu buza çevirebilir ve etrafındaki havayı dondurabilir. Kendisine buz kayakları, kalkanları, mızrakları yapıp saldırı silahı olarak kullanabilir. Düşmanlarının dış çevresini buzla kaplayıp onları dondurabilir. Ama benim en merak ettiğim ise acaba içerden dondurma yeteneği olup olmadığıdır. Bunu bu çizgi romanda neredeyse görecektik. Hapse atılan Bobby, onu kurtarmaya gelip X-Men’e davet eden Cyclops ile kapışır. Bobby, Cyclops’u dondurur. Ama gözlerinden lazer atan adamı dondurmak pek etkili olmaz. Sonra Bobby, insanları içinden hiç dondurmayı düşünmediğini söyler ve bunu düşünmeye başlar. Tam ne olacağını görecekken Profesör Xavier, hızır gibi yetişir. İlerde Emma Frost ile tanışıp güçlerine güç katacaktır Iceman. Hatta uçma yeteneğine bile kavuşur. O kadar gelişecektir ki Omega sınıfı mutant olacaktır. Azmin zaferinin tezahürü resmen!

Çizgi roman Bobby’nin çocuklukluğuyla başlar. Mutantların sevilmediği dönemlerdir. Sevdiği kızla vakit geçiren Bobby, okul çetesinin bir gün kız arkadaşına saldırmaları yüzünden herkesten sakladığı güçlerini açığa çıkartır. Klişe sahnelerden sonra bir klişe daha geliyor! Kız arkadaşının bu kahramanca hareketinden sonra dudağına bir öpücük kondurmasını bekleyen Bobby, kız arkadaşının ucube, iğrenç mahluk gibi ithamlarına maruz kalınca darmaduman olur. Daha sonra da X-Men’e katılış hikayesini izleriz. 

Keyifli bir izlence sunuyor bu çizgi roman bize. Yine sevdiğiniz karakterler hakkında malumatlar almak, sırlarını deşifre etmek için hızlıca sayfaları çevireceksiniz. Çizgi romanın sonunda Xavier’ın mutantlar okulunda Bobby, buz forumuna geçiyor ve -Silver Surfer gibi- yaptığı buzların üstünde kayak yapıyor, göğe kadar çıkıyor. Son karede Profesör Xavier, Cyclops’a bugünün tarihsel olduğunu, önceden bir tane varken şimdi iki tane olduklarını söylüyor? Acaba bu sözleriyle Profesör ne ima ediyor? Görüşlerinizi bekliyorum sevgili okurlar.

Son Karar

Iceman, X-Men filmlerinde doğru düzgün yansıtılamayan, gerekli değer verilmeyen ve hep arka planda gözüken bir karakter oldu her zaman. Zaten X-Men filmlerinde Wolverine ve Magneto haricinde kime hak ettiği değer verildi ki! Buz adamı ateş adamla kapışırken seyrettik sadece. En büyük gayesi, misyonu ateş adamı yenmekmiş gibi lanse edildi bizlere. Bu sebeple bu sayıda ona olan saygı iade ediliyor. Unutmayalım karşımızda ilk üyelerden biri var ve zaman geçtikçe çok güçleniyor, kendi klonunu bile yapabiliyor. Biliyorum birçokları için silik bir karakter olabilir ama sadık okur kitlesi için her zaman bir numaralı karakter olmuştur. Üstelik ketum, sinirli, düşünceli mutantların cirit attığı bir evrende, esprili ve şakacı bir kişiliği ile gün gibi aydınlatıyor etrafını. Alın okuyun işte bu sayıyı, pişman olmazsınız.


X-Men Origins: Cyclops (Mart 2010)

İlk göründüğü sayı The X-Men #1 (1963) olan Cyclops, sinematik evrende defalarca öldü dirildi, çizgi romanlarda yendi, yenildi, gruptan ayrıldı, kendi takımını kurdu ama hep en sevilen X-Men karakterleri arasında oldu.  Cyclops’un X-Men’in ilk üyesi ve Profesör Xavier’ın prensi olması sebebiyle önemli bir yeri vardır Marvel evreninde. Hatta hayranları hep ikiye bölmüştür Wolverine mi daha karizmatik yoksa Cyclops mu diye.

31 sayfalık bu tek sayılık çizgi romanda, Cyclops’un Scott Summers olduğu zamanlarda dolaşıyoruz ve X-Men’e nasıl katıldığını görüyoruz. X-Men üyesi olan Scott’ın Cycplops olma aşaması, Xavier ile tanışması ve kafasındaki tüm doğru ve yanlışları anlatılıyor bize. 

Profesör yokken takımın lideri olan Cyclops, çocukken kardeşi Alex ile birlikte anne ve babasının da bulunduğu uçaktan paraşütle atlamak zorunda kalıyor. Sert bir iniş sonrası kafasını çarpan Scott’ın mutant gücünün sorununun sebebi de bu şekilde mantıklı bir cevap buluyor. Mutant gücünü kontrol eden beyin lobunun hasar görmesi sonucu Scott, gözlerini her açtığında lazer ışını fırlatıyor ve bu birtakım yıkımlara sebep oluyor. Onun bu sıkıntılı hali kısa çaplı depresyona sokuyor kendisini ama profesör sayesinde zor günleri geride bırakıyor. Profesörün ona Ruby Quartz gözlükleri vermesiyle Scott artık gözlerinden çıkan lazeri kontrol altına alabiliyor.

21 yaşında iken X-Men’in en zorlu görevlerine katılmış olan Cyclops, bir görev sırasında profesörün Şeytani Mutant dediği Magneto ile karşılaşıyor. Magneto kendi fikirlerini beyan edip Xavier’ı her seferinde olduğu gibi kötülüyor. Genç Scott’ın aklı haliyle karışıyor. Bu konuşmanın güzel yanı ise Scott’ın profesörün takım liderliği teklifini kabul etmesi ile sonuçlanıyor. Ama bir şart koşuyor Scott. O da her zaman kendi bildiği doğrularının peşinden gideceği oluyor. İşte Scott Summers’ın karakterinin tohumları da burada atılıyor. O ne Wolverine gibi başına buyruk ne de Storm gibi duygusallığı ön plana alan birisi. Buz gibi katılaşmış bir yüreği var. Hatta kendi lazerleri bile eritemez bu yüreği!

Çizgi romanda canlı renkler kullanmışlar. X-Men karakterlerinin kıyafetleri olsun, Magneto’nun zırhı olsun ben buradayım diye bağırıyor. Çizimler standart Marvel çizgi romanlarından beklendiği gibi ne eksik ne fazla. Neden okunmalı diye sorarsanız? Sizi X-Men’in kuruluşuna götürüyor, Cyclops’un güçlerine daha kavuşmadığı çocukluk zamanından, X-Men topluluğunda inisiyatif aldığı liderlik dönemlerine kadar bir yolculuğa çıkartıyor. X-Men filmlerinde göremediğimiz karakterlerin gelişimini izlemek anca çizgi romanlarla tamamlanabilir. Bu yüzden sevdiğiniz karakterlerin psikolojik altyapısını anlamak için bulunmaz bir fırsat bu tadımlık çizgi romanlar. 

Son Karar

X-Men karakterlerini daha yakından tanımak için, profesörün gençlik hallerini, İlk X-Men üyeleri (Angel, Beast, Jean Grey, Iceman) ve en önemlisi Cyclops’un düşünce yapısını kavramak için bu kısa ama önemli bilgilerle bezeli bu çizgi romanı edinmenizi şiddetle öneririm. 


Konuk Yazar: Umut Uçan

0 yorum :

Yorum Gönder