Sayfalar

2 Nisan 2017

The Lego Batman Movie / Lego Batman Filmi (2017)

Video oyunları ve meşhur oyuncakların, sinema dünyasına uyarlanmaları genelde hüsranla sonuçlanır. Zira bu tarz uyarlamalar söz konusu olduğunda, ana akım sinema formüllerinden beslenmeye çalışırken taklitçi olmaktan kurtulamayan, belirli kalıpların dışına çıkmayı bir türlü beceremeyen ve cilalı renklerle bezeli ama içi boş filmler izlemek durumunda kalırız. Phil Lord ve Christopher Miller ikilisinin ellerinden çıkan “The Lego Movie” (2014) ise tüm bu ön yargıları yıkmanın da ötesinde, zekice yazılmış senaryosu, kalburüstü esprileri ve eğlenceli görselliği ile kalplerimizi fethetmeyi başarmıştı. Üstelik yetişkinlerin de keyifle izleyeceği derinlikte bir hikâye barındırması ve bu hikâyenin, Totalitarizmin tek tipleştiriciliği, televizyon üzerinden medya eleştirisi, iktidarın toplum üzerinde kurduğu hegemonya gibi ağır alt metinleri başarıyla kullanması da göz kamaştırıcıydı.

İşte bu filmde yardımcı kahraman olarak kendine yer bulan Lego Batman, bu sefer “The Lego Batman Movie” (Lego Batman Filmi, 2017) ile başkahraman olarak arz-ı endam ediyor! “Robot Chicken” isimli animasyon dizide yönetmenlik yapmış olan Chris McKay, ilk kez uzun metraj bir animasyonun yönetmen koltuğuna oturmasına karşın, ortaya “The Lego Movie” filminin gölgesinde kalmayan bir yapım çıkarmayı başarıyor.


Aslında “The Lego Batman Movie”, ne kadar iyi bir film olduğunun sinyallerini daha ilk dakikasında, yapım şirketlerinin logolarının gözüktüğü kısımda veriyor. Orijinal, komik ve keyifli bir şekilde başlayan film, aynı şekilde devam edip aynı şekilde nihayete eriyor. Böylece başı ile sonu arasındaki dengeyi de özenle korumuş oluyor. Protagonist ve Antagonist arasındaki çatışmayı çok keyifli bir şekilde ele alan film, bu çatışmayı temele yerleştirirken, hem bol bol kötü adam ile hikâyeye lezzet katıyor hem de Batman’e yardım eden diğer kahramanları ihmal etmeyerek gücünü arttırmayı biliyor. 

Yer yer “The Lego Movie” filmini çağrıştırsa da “The Lego Batman Movie”, öncülünü taklit etmekten başarıyla kaçınarak, ritmini hiç bozmadan, hikâyeyi geliştirmeyi göz ardı etmeden ve aksiyonun dozunu durmadan yükselterek, hiçbir kurşununu boş yere harcamıyor. Belki “The Lego Movie” kadar derinlikte bir hikâye anlatmıyor ama ondan daha eğlenceli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. “The Lego Batman Movie”, eğlenceli olmasının yanında çok da haylaz olduğunu, klasikleşmiş film kalıplarıyla ve aksiyon filmi klişeleriyle ustaca dalga geçerek her sahnesinde ispatlıyor. Ayrıca Batman’in sinema dünyasındaki diğer yolculukları üzerine yaptığı sivri göndermelerle de hayli komik dakikalar yaşatıyor. Özellikle Adam West’in başrolde oynadığı “Batman” (1966-1968) isimli televizyon dizisine yaptığı göndermeler akıllara kazınacak cinsten.


Batman’i Batman yapan her şeyi bir parodi malzemesi olarak kullanmaktan çekinmeyen -ve bunda da son derece maharetli olan- film, sadece absürtlük sınırlarında dolanan esprileri ile kahkahaya boğmakla yetinmiyor. Aynı zamanda heyecanlı bir aksiyon seyirliği sunmayı ve stop motion animasyonları andıran görselliği ile hibrit bir animasyon dünyası inşa ederek bizi büyülemeyi de başarıyor.

Filmin senaryosu, ilginç ama kalabalık bir senarist ekip tarafından yazılmış. Bunun neden ilginç olduğu meselesine gelecek olursak; genelde bir filmin senaryosunu yazan insan sayısı ne kadar çoksa, filmin kötü olma olasılığı da o kadar çoktur. Bu filmde, Seth Grahame-Smith’in imzasını taşıyan hikâye, onunda dâhil olduğu toplamda 5 kişilik bir ekip tarafından kaleme alınmış. Ama bu kalabalık senaryo ekibi, hikâyenin temelini tuğla tuğla örerek, ortaya aksayan ve olmamış hiç bir tarafı bulunmayan sapasağlam bir iş çıkartmışlar. Tıpkı küçük Lego parçalarından göz alıcı eserler ortaya çıkaran insanlar gibi! Tabii ki bu noktada, yönetmenin ve animasyon ekibinin de hakkını vermemiz gerekiyor. Zira bu sağlam senaryoyu, kendi dokunuşları ile unutulmaz bir filme çevirmeyi başarmışlar.


Bunca övgü boşuna değil elbette! Sonuçta uzun zamandır hiçbir filmde bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum. Batman gibi kasvet ve hüzün dolu bir karakterden, bu kadar usta işi bir eğlence çıkarmak her babayiğidin harcı değildir. Bu yüzden şunu hiç düşünmeden söyleyebilirim ki, bu film kesinlikle seyredilmeye değer!


Not: Bu yazı ilk olarak Popüler Sinemada yayımlanmıştır.


Yazar: Uğur Tatar

0 yorum :

Yorum Gönder