Sayfalar

8 Nisan 2017

Harbinger (2016)

Karanlığın içinden yankılanan ses göğü deldi geçti: “Ph'nglui mglw'nafh cthulhu r'lyeh wgah'nagl fhtagn.” R'lyeh’deki evinde ölü Cthulhu düş görerek bekliyor. Yüce eskiler dünyamıza daha önceleri ayak basmıştı. Şimdi onları geri çağırmak için bazı özel anlamları olan kelimeleri bir araya getirmek yetiyor. Yukarıda yazdığım telaffuzu zor kelimeler, ayinler sırasında söyleniyor ve kadim varlıkları ya da H. P. Lovecraft’ın tabiriyle dünyanın gerçek sahiplerini evlerine davet için söylenen hoş geldin cümleleri.

Korku edebiyatının öncülerinden, büyük bir kesim için korkunun başlangıcını oluşturan Lovecraft, fantastik, kurgusal, realist bakış açısıyla bu mecrada bence rakipsiz. Yazdığı öyküleri grotesk bir düzlemde ilmek ilmek işleyen bu deha Cthulhu mitosunu insanlıkla tanıştırmasıyla en büyük korkularımızı açığa çıkardı. Laf aramızda kimileri için sadece kurgudan, hayal gücünden ibaret olan bu hikayelere, ben inanıyorum. Benim gibi inanan milyonlarca insanın da var olduğunu düşünüyorum. Yani dünyanın bir köşesinde Necronomicon kitabının aslı duruyor ve açılmayı bekliyor. (Hani şu “Şeytanın Ölüsü (The Evil Dead, 1981) filmindeki ağzı olan kitaba benziyor.) Evet benim inancım bu yönde. İsterseniz gülebilirsiniz. Ama 1900’lu yıllarda bunca karanlık hikâyeyi gerçekçi bir dille yazması beni ikna etmesine yetti. Belki de gördüklerini yazdı. Kim bilebilir? Deli Arap Abdul Alhazred belki de gerçekten de var ve bu şeytanın kitabını yazdı ya da eline geçti. Lovecraft iyi bir yazar ama onu iyi bir yazar yapan hayal gücü değil gerçekleri yazması. Şaka yapmıyorum ya da yazının sonunda aslında sizi kandırdım demeyeceğim. Lovecraft’ın eserlerini okuyun sonra isterseniz sizinle bu konuda sabaha kadar tartışabilirim.

Cthulhu Nedir?

Üstad Lovecraft’ın betimlemerine göre, Güney Pasifikte, R'lyeh adlı su altı şehrinde yaşıyor ve uyanacağı günü bekliyor. İnsanların rüyalarını yiyerek beslenen bu varlık, müritlerinin rüyalarına girerek onlara çağrıda bulunuyor. İnsan, ahtapot, sürüngen karışımı. Yazarın tanımına göre, dünyamızdaki geometrik şekillerden bizah. Hikâyede denizcilerin Cthulhu karşındaki acizlikleri gözümden hiç gitmiyor. Lovecraft’ı başarılı yapan, pasajdan bir parça okurken gözümüzün önüne kendi hayal gücümüzden kesitler getirmemiz. O fazla detay vermez, çoğunlukla hikayelerinde “şu an gördüklerim aklımı kaçırtacak seviyede, yaşadıklarım akıl almaz derecede korkunç” gibi söylemlerde bulunur. Her defasında pası bize atar ve çocukluktan gelen, masallarda, mitlerde bize anlatılan ne varsa biz o yaratıkları, canavarları Lovecraft’ın iblisleri ile bütünleştiririz.


Harbinger Harbiden İyi!

Karanlığın çağrısı bir kez daha açığa çıktı. Dünyanın eski sahiplerini uyandırmak isteyen çok kötü insanlar var. Ormanın en dibinde küçük evde gizemli şeyler oluyor ve siz bunları izlerken belki ufak ufak kalp krizleri geçirebilirsiniz. Yalnız Harbinger, “harbiden” çok iyi. Filmi izlerken Outlast oyunundan ufak bir bölüm oynuyorsunuz sanki. Olayları başkarakterin gözünden görmek beni daha da tedirgin etti. Başkarakteri göremeyişimiz, aslında yönetmenin uygulamak istediği bir metod. Çünkü o kişi biziz. Birinci bakış açısından, olanları dar açılarda takip ettiğimizden klostrofobik bir etki yaratıyor. Açıkçası ortam da buna çok müsait. 

Yönetmen izleyiciye adeta şöyle diyor, seni birazdan korkudan sıçratacağım ama ne zaman olacak bu, bunu bilemezsin! İşte bu belirsizlik sebebiyle filmin başından sonuna kadar nefesinizi tutmak zorunda kalıyorsunuz. Hatta o kadar etkisinde kalmışım ki film bittikten sonra bile nefesimi tutuyordum. Sanat yönetmenliği işin en fazla emek verilen kısımlarından. Her parça, obje özenerek bulunmuş, oraya konulmuş ve orada olmasının bir anlamı var. Film tabii ki de Lovecraft hikayelerinin bir varyantı. Spoiler uyarısı! Bence filmin sonunda da gördüğümüz, Cthulhu’nun doğuşunu simgeliyor.

Yönetmen Alexander Crews, bir Lovecraft hayranı olduğunu filmindeki kitaptan, ev dekorasyonundan, şeytani amblemden, tekinsizlik sarmalı gibi daha birçok detaydan fark ettiriyor. Bence filmi izlerken, ışıkların kapalı olduğuna emin olun ve kulaklıkla son seste izlemeyi deneyin. Ben iki kere izledim Harbinger’i ve ikisinde de tüylerimi diken diken oldu. Yazının başında Lovecraft’tan, Cthulhu mitosundan bahsettim. Harbinger de bu konulardan besleniyor. Bu kısa filmi izledikten sonra Lovecraft eserlerini okursanız siz de uykularınız da o çağrıyı duyabilirsiniz. Sadece kulak vermeniz yeterli... Ph'nglui mglw'nafh cthulhu r'lyeh wgah'nagl fhtagn.



Konuk Yazar: Umut Uçan


0 yorum :

Yorum Gönder