Sayfalar

23 Nisan 2017

Çocukların Gözünden Hayat (Özel Dosya)

Bugünün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olması vesilesiyle sizler için özel bir dosya hazırlamaya karar verdik ve daha önce Maksat Sinema Olsun’da yayımlanmış yazılar arasından, çocukların baş rolde olduğu uzun metraj filmleri özenle seçtik. Ayrıca dosyaya bir tane de anime dizisi ekledik. Çocukların gözünden hayatı gözler önüne seren, birbirinden farklı tür ve tarzlardaki bu filmleri keşfederken keyif almanız dileğiyle, iyi okumalar...



Kar Beyaz (2010)

Kar Beyaz, istasyona gitmek için yürüyerek gittiği iki saatlik yolu yarıladığını gördüğü söğüt ağacı ile anlayan, bakmak zorunda kaldığı iki kardeşi olduğu için ayran satmak zorunda kalan ve uzak bir yerde hizmetçilik yaptığı için haftada sadece bir kez gördüğü annesi dışında, düşündüğü tek şeyin, bu gittiği iki saatlik yolun geri dönüşü olan küçük Hasan’ın hikâyesidir. (ÜLKÜ TATAR)

Eleştirinin tamamını okumak için tıklayın...

***


Grave of the Fireflies / Ateşböceklerinin Mezarı (1988)

II. Dünya Savaşı’nda Japonya’da iki kardeşin yaşadığı dramatik hayatta kalma mücadelesini konu alan film, baştan sona o kadar dramatik ve o kadar etkileyici ki, hikâyenin içinde kaybolmamak mümkün değil. Bu filmle aileden birilerini kaybetmenin nasıl bir his olacağına yakından şahit oluyoruz. Üstelik bunu başaran filmin bir anime olduğunu da unutmamak gerek! (TAYLAN KAAN TORUNOĞLU)

Eleştirinin tamamını okumak için tıklayın...

***


Theeb (2014)

Theeb, kanunların, kuralların, sınırların uğramadığı, Hicaz bölgesinde bedevi kültürün içinde yaşayan küçük bir çocuktur. Babasının ölümüyle birlikte anlaşıldığı kadarıyla iki ağabeyi onun tek ailesidir. Yalın ayak, kirden rengi değişmiş entarisiyle diğerlerinden daha çok sevdiği ve vakit geçirdiği Hüseyin ağabeyi ile çölde kendi halinde yaşarken bir İngiliz’in gece karanlığından çıkıp gelmesi onun için her şeyi değiştirecektir. (ÜLKÜ TATAR)

Eleştirinin tamamını okumak için tıklayın...

***


The Tale of The Princess Kaguya / Prenses Kaguya Masalı (2013)

Ünlü Japon masalı “Bambucu Masalı”ndan sinemaya uyarlanan filmde, Takahata’nın önceki filmlerinde olduğu gibi, çocukların büyüme sürecine ve büyüdükçe artan sorumluluklarına eğildiğini görüyoruz. Dağın tepesindeki küçük kulübesinde, yaşlı karısı ile birlikte yaşayan yaşlı bir bambu kesicisinin, bir gün ormanda bambu filizinden çıkan, parmak boyutundaki bir kızı bulmasıyla hayatı değişir. Başlangıçta minyatür bir prenses gibi gözüken bu kız, daha sonradan sağlıklı bir bebeğe dönüşecek ve normal bir insana göre çok daha çabuk büyüyecektir. Yaşlı çift, Tanrıların onlara sunduğu bir lütuf, cennetten gönderilmiş bir prenses olduğunu düşündükleri bu kızı, kendi evlatları gibi sevip büyütecektirler… (UĞUR TATAR)

Eleştirinin tamamını okumak için tıklayın...

***


August Rush / Kalbini Dinle (2007)

Doğanın etkileyici görselliğiyle süslenmiş bir sahnedeki masum bir çocuğun sevgi dolu duruşunu, ruha dokunan bir müzikle tamamlayarak ortaya çıkarılmış bir jenerik… Akabinde ise perdede bir yetimhane... Korkmayalım; isminden de anlaşılacağı üzere bu yetimhanede geçen bir çocuk istismarı filmi değil. Her ne kadar masum çocuğumuz Evan Taylor (Freddie Highmore)’a, yetimhanede sataşmalar görsek de, bunlar çok da insanın ruhunu acıtacak sahneler değil. Aslında film bu girişiyle şöyle bir mesaj veriyor: “Ben, her şeye rağmen pozitif bir filmim.” (ÜMİT TATAR)

Eleştirinin tamamını okumak için tıklayın...

***


Les Choristes / Koro (2004)

Son derece asi ve yaramaz olan öğrencilerin, iyi kalpli bir öğretmen ile tanışmalarıyla geçirdikleri değişime şahit olduğumuz bir sürü filmle karşılaşmışızdır şimdiye kadar. Mesela bizim sinemamızda bunun en güzel örneği “Hababam Sınıfı”dır ya da bu tarz bir konu denildiğinde aklıma ilk olarak 1995 yapımı “Dangerous Minds” gelir. Elbette örnekleri çoğaltmamız mümkün. Fransız yapımı “Les Choristes / Koro” filmi de tam olarak böyle bir konu etrafında dönüyor. (UĞUR TATAR)

Eleştirinin tamamını okumak için tıklayın...

***


Boku Dake ga Inai Machi (ERASED) -­ 1. Sezon (2016)

Kayo’nun uzak davranışlarının en büyük nedeni ona işkenceye varan kötü davranışlarda bulunan annesi Akemi Hinazuki. Sınıfta sessiz ve soğuk davranan bu kız artık hislerini kaybetmiş ve etrafında onu gören daha doğrusu ona yardım edebilen biri olmuyor. Satoru, her evinden döndüğü sırada aklından geçirse bile, kişiliği nedeniyle Kayo ile yakınlaşmayı hiç denemiyor. Kayo, hiç bir zaman mutlu olmadığı bir hayatta ve ondan başka çocuk kurbanların olduğu bir zamanda yaşıyor ve ölüyor. (TAYLAN KAAN TORUNOĞLU)

Eleştirinin tamamını okumak için tıklayın...


0 yorum :

Yorum Gönder