Sayfalar

24 Nisan 2017

Assassination Classroom / Suikast Sınıfı (2015)

Yusei Matsui’nin 21 ciltlik manga çılgınlığı “Suikast Sınıfı”nın şimdilik 7 cildini sitemizde incelemiştik. Gerekli Şeyler’den çıkan Suikast Sınıfı ayrıksı konusu ve başrolüne oturttuğu sempatik ay katili Korosensei ile muadillerinden ayrılıyor. Neden sevildi ve neden farklı Suikast Sınıfı? Bunun cevabı aslında çok basit. Bir tutam sevgi, birazcık dostluk, bir su bardağı ahtapot bacağı! Bu denklemden manganın bu kadar popüler olmasının sebebinin Korosensei olduğu ortaya çıkıyor. Eminim ki Japonya’da çok büyük bir kitle manganın sona ermesine çok üzülmüştür. Acaba “One Piece” gibi 20 yıl sürse hoşunuza gider miydi diye sormak istiyorum. Tadında bırakıldığı için benim takdirimi kazanmış bir seridir. Çünkü iş uzayınca acaba işin içine ekonomik çıkarlar mı giriyor diye düşünmeden edemiyorum. Şimdi sıra, mangası tutan her animede olduğu gibi “Suikast Sınıfı”nın Live Action filminde…


CGI Korosensei

Öncelikle şunu söylemek istiyorum, mangada tüm karakterlere okuyucu ses verir; başrol de sizsinizdir yan rol de. Filmde karakterlerin seslerine tanık olmak bu yüzden etkileyiciydi. Korosensei’yi seslendiren “Seiyuu” (Japon seslendirme sanatçısı) Sonny Strait, zaten kıdemli bir seslendirme sanatçısı ve kendini bu işe adamış, “Dragon Ball” ve “One Piece” gibi popüler animelerde sesiyle karakterlere ruh vermiş biri. Her ne kadar seslendirme kadrosunda Mamoru Miyano, Hiroshi Kamiya ve Yuki Kaji gibi efsaneleşmiş bir Seiyuu görmek istesem de Sonny Strait’de işini başarılı bir şekilde yerine getirmiş.

Sarı kafanın kukla gibi rezalet bir şekilde canlandırılmamış olması derin bir nefes aldırdı bana. CGI Korosensei filme çok yakışmış; gerçek oyuncularla sahte bir bağ değil, tam tersine bir bütünlük oluşturmuş. Bilgisayar başındaki ekibin iyi çalıştığı ortada. Korosensei’nin başarısız tasarımı tüm filmi rezil edebilirdi.

Filmin manga ile aynı düzlemde gittiğini söyleyebilirim. Birebir aynısı olmasa bile konuya sadık kalmışlar. Daha önce manga incelemesinde de belirtmiştim, farklılık olarak İngilizce hocasının mangada Avrupalı olarak çizildiğini görüyoruz, filmde ise Japon bir hatun oynuyor. Üstelik çok karikatürize bir karakter olmuş filmde. Yapmacık tavırları ve mangadan fırlamış halleri ile yanlış yerdesin diye bağırası geliyor. Evet zaten bir manga karakteri ama artık başka mecrada olduğunu fark etmesi lazımdı. Diğer karakterler derli toplu, kendisi şımarık bir bebek gibi hareket ediyor. Ama Irina Jelavic, bir et parçasından daha fazlası!


“Eh İște”lik Bir Film!

Nagisa Shiota ve Karma Akabane karakterlerini oynayanlar karizma tiplerden seçilmişler. Filmi onlar götürüyor zaten. Ama filmi sıkılarak izlediğimi söylemeliyim. Japon stüdyolarında daha heyecanlı filmler yapılabilir. Tüm bütçeyi CGI Korosensei’ye yatırmadılar herhalde! Nagisa karakterini oynayan, “Hey! Say! JUMP” grubunun solisti Ryosuke Yamada, filmin gişede istediğini elde etmesi için yapılmış bir hamle. Hangi film olduğu önemli değil, yeter ki beyaz perdede Japon müzik grubu üyesi biri gözüksün, salonları boş bırakmazlar. Artık sadece Japonya’da değil üstelik, tüm dünyada Japon müzik gruplarına hayranlık gittikçe artıyor. 

Filmde heyecanın tavan yaptığı sahne olarak, Karasuma’nın zıttı olan beden hocasının, Korosensei’yi öldürmeye çalışması ve kafasından solungaçları çıkan yeni nakil öğrencinin, Korosensei ile kapışması söylenebilir. Yani manganın ilk 7 cildindeki olaylar birinci filme yedirilmiş. Neden izlenmeli? Bir kere şunu söylemeliyim ki, mangayı okumayan biri bu filme sakın bulaşmasın. Açayım, izleyeyim güzel vakit geçiririm düşünceniz varsa kafanızdan bu fikri silin! Çünkü pek güzel vakit geçireceğinizi sanmıyorum. Mangayı okuyan biri de sadece bayılarak okuduğu şeyleri perdede izlemekten azıcık zevk alacaktır. 

Assassination Classroom: The Graduation (2016) isimli devam filminde, iyi bir manganın, kötü bir yönetmen ve cast ekibi ile nasıl orta düzey bir yapıma dönüştüğünü göreceksiniz…


Konuk Yazar: Umut Uçan

0 yorum :

Yorum Gönder