Sayfalar

25 Aralık 2016

Çizgi Roman Sohbetleri #1: The Witcher Cilt 1 - Camlar Konağı

Maksat Sinema Olsun’un en üretken yazarlarından Umut Uçan ve özel konuğumuz, “The Witcher” dünyasına gönül vermiş Yavuz Efe Karabıyık, “The Witcher” evreni ve JBC Yayıncılık’tan çıkan “The Witcher” çizgi romanının ilk cildi “Camlar Konağı” üzerine 20 dakika 11 saniye süren dolu dolu bir sohbet gerçekleştirdiler. İşte aşağıda okuyacaklarınız bu konuşmanın tam metnidir. İyi okumalar…


Konuşmacılar: Umut Uçan, Yavuz Efe Karabıyık
Ses Kayıt ve Decode: Umut Uçan
Editör: Uğur Tatar


Umut: Selam Efe, hoş geldin.

Efe: Hoş bulduk.

Umut: Bugün “The Witcher” video oyunun çizgi roman uyarlamasının ilk cildi olan “Camlar Konağı”nı konuşucaz. Çizgi romana geçmeden önce “The Witcher” nedir onu bize anlatır mısın?

Efe: “The Witcher”ın çok geniş bir hikâyesi var. Büyük devletler, imparatorluklar, azınlıklar bu evrende birbirleriyle savaştadırlar. Witcher’lar ise canavarları öldüren mutantlardır. Bazı sınavlar sonucu mutasyona uğrayıp insanlıktan çıkmış insanımsı yaratıklardır.

Umut: Peki, başkarakterimiz kim?

Efe: Geralt of Rivia. Rivia kasabasında doğmuştur. Savaşın etkisiyle yetim kalmış ve sonrada Vesemir’in ellerinde büyümüştür. Vesemir, Kurt Okulu’nun baş ustasıdır; Geralt’ı çok iyi bir şekilde eğitmiştir.

Umut: Bu noktada araya girip ufak bir hatırlatma yapayım. Aslında Geralt’ın maceraları, 7 kitaplık bir roman serisidir. Ama daha hiçbiri Türkçeye çevrilmedi. Buradan tüm yayınevlerine duyurulur! Polonyalı yazar Andrzej Sapkowski tarafından kaleme alınmıştır ve yazar çok fazla ödül almıştır bu eserleriyle. Daha sonra CD Projekt RED firması seriyi oyuna dönüştürüyor. Kaç oyunu çıktı şu ana kadar “The Witcher”ın?

Efe: 3 oyunu çıktı.

Umut: Bu DLC yani Downloadable Content dediğimiz ek paketlerle beraber sayı artıyor ama değil mi?

Efe: “Wild Hunt”, üçüncü ve son oyunu serinin. Ek paket olarak “Hearts of Stone” DLC’si çıkıyor. Kısa bir oyun süresi olmasına rağmen hikâyesi çok başarılı. Diğer bir ek paket olan “Blood and Wine” ise “Hearts of Stone”a göre çok daha uzun süren bir DLC ve kimilerine göre neredeyse oyuna yakın bir büyüklükte. Hikâyesi “Hearts of Stone” kadar başarılı olmasa da ekstra yapabileceğin çok farklı şeyler var. Çünkü “Toussaint” dediğimiz yer, “Blood and Wine”ın geçtiği şehir, bizim Main Game’de geçtiğimiz yerlerden çok daha farklı. Öncelikle atmosfer biraz daha periler diyarını andırıyor. Barışın hâkim olduğu bir şehir. Main Game’de atla dolaşırken yerler de insan bağırsakları, asılmış insanları görebilirsiniz. Ama “Toussaint”de tarlalar, üzüm bağları vardır; huzurlu ve düzgün topraklardır. Her ne kadar savaşın dokunmadığı topraklar olsa da haydutlar ve canavarlar tarafından tehdit gördüğü de olur.


Umut: Bu kısa oyun tanıtımından sonra “The Witcher”ın JBC Yayıncılık tarafından Türkçeye kazandırılmış çizgi romanına geçelim. “Camlar Konağı”. Nasıl buldun?

Efe: Öncelikle “The Witcher”ın ilk serilerinden Geralt’ın aldığı kontratların bir benzer hikâyesi. Geralt yüzlerce, binlerce kontrat alıyor insanlardan. Ama bu grafik romanda, kendisini kontratın içinde bulmuştur. Tam da kontrat diyemeyiz aslında buna şimdi. İçine düştüğü olaylar silsilesi desek daha doğru olur.

Umut: Kontrat tam olarak nedir?

Efe: Yaratıkları öldürmeye kontrat deniyor; daha doğrusu yaratık öldürme anlaşması, izni, görevi anlamındadır. Kontratı herhangi biri teklif ediyor. Onları köy girişlerinde falan panolarda asılı bir şekilde görebiliyoruz.

Umut: Geralt’ın iyi tarafını görüyoruz “Camlar Konağı”nda. İlk defa hayrına iş yapıyor, karşılıksız işini görüyor birinin. Bunun sebebi nedir?

Efe: Ne kadar Witcher’lar duygusuz olarak kabul görülmüş ise de Geralt çok da duygusuz sayılmaz. İçinde hala insanlığa dair kalıntılar var. Diğer Witcher’lara göre daha insaflıdır.

Umut: Peki, çizgi roman ile oyun arasında paralellikler var mıydı? Kötü karakter olsun, atmosfer olsun benzer yanlar var mıydı?

Efe: Oyunun içinde zaten çizgi romanda geçen konaklar gibi konaklar, malikâneler bulunuyor. Ama oyunda bu malikânelerde genellikle yaratıklardan çok hayaletler çıkıyor. Çünkü çoğu, lanetli oluyor konakların.

Umut: Çizgi romanda Geralt’ın karşısına ne tür düşmanlar çıkıyor?

Efe: Mezar Cadıları çıkıyor. Mezar Cadıları, mezarları kazıp orda yatan insanları hortlaklara dönüştürebiliyorlar. Hortlaklar, Mezar Cadılarına itaat ederler. Bazı canavarların aksine Mezar Cadıları konuşabilmektedirler. Sonra “Succubus”ları görmekteyiz. İnsanla birleşmiş bir takım melez yaratıklardır. Tehlikelidirler. Güçsüz erkekleri kendi istedikleri gibi kontrol edebilme yetilerine sahiptirler. Bir başka yaratıkta “Leshen”dir. Ormanın efendisi olarak efsaneleşmiştir. Oldukça güçlü bir yaratıktır. Diğer yaratıklara oranla akıl sahibidirler ve bilinçli bir şekilde hareket ederler. Savaş anında kargalar tarafından bir anda yok olabilir. Kurt çağırma özelliği vardır.


Umut: Yani bu çizgi romanda birbirinden farklı düşmanlarla karşılaşıyor Geralt. İlgi çekici bir hikâye var karşımızda; sürprizlere gebe. Sayfa sayısı kâğıt altlarında yazmıyor. Alacağınız zevki baltalamamak için bilinçli yapıldığını düşünmekteyim. Son sayfalarda kara kalem çizimleri de görüyoruz. Ödüllü yazar Paul Tobin hikâyeyi kaleme almış, yine bolca ödül kazanmış çizer Joe Querio’nun çizimleri ile hikâyenin gidişatı mükemmel bir uyum sağlamış. Serinin ikinci cildini de sabırsızlıkla bekliyorum!

Efe: Ben de bir an önce çıkmasını bekliyorum.

Umut: Sence Geralt neler yapacak ikinci ciltte?

Efe: Geralt gezgindir. Hayatı gezerek yollarda geçer. Her ne kadar Witcher’larda aşk duygusu olmasa da Geralt’da bu duygu yer yer ortaya çıkmaktadır. Yeni yerlerle birlikte belki yeni bir aşk görürüz…

Umut: Meraklanmak için birçok malzeme var desene! Peki, sen tavsiye eder misin bu çizgi romanı okuyuculara? Edersen neden edersin? Oyununu oynamayan, kitabını okumayan biri, bu çizgi romanı keyifle okuyabilir mi mesela?

Efe: Okuyabilirler bence. Son oyunu diğer oyunlara göre daha fazla oynanıyor. Oyuncular, birinci ve ikinci oyunu oynamayıp direkt üçüncü oyun olan “Wild Hunt”ı oynayabiliyorlar. Bunun nedeni olarak grafik kalitesi gösterilebilir. Çizgi romanın da ana hikâye ile alakası olmadığından, kim kimdir kargaşasına düşmeden rahatlıkla okuyabilirler. Zaten “The Witcher”ın dünyası insanları çekmek için yeterli malzemeyi sunuyor.

Umut: Kaç puan verirsin peki “Camlar Konağı”na?

Efe: 10 üzerinden 8.

Umut: Nedeni de paylaş bizimle…

Efe: Çünkü hikâyesi güzel olsa da bana “The Witcher” oyunlarının geçtiği zaman diliminden, görevlerden yoksun ve farklı geldi. Ayrıca lanetli bir konak olmasına rağmen yaratıklarla dolu olması biraz hayal kırıklığı yarattı bende. Çünkü “The Witcher” evreninde, bu tarz yerlerde yaratıklar da ölü bulunur. Çoğunlukla hayalet tarzı varlıklar gezinir.


Umut: “Camlar Konağı” çizgi romanının çizimlerini nasıl buldun?

Efe: Çizimler güzel, gayet şık. Belki de “Succubus” biraz daha iyi çizilebilirdi. Ama geri kalan gayet iyi.

Umut: Karakterlerin, Geralt’ın yüzleri, yüz hatları çok belirgin çizilmemişti. Oyundaki gibi mesela çok gerçekçi değil yüz hatları. Çok belirgin değil. Ama arka plana atmosferi daha iyi yansıtmak için uğraşmışlar. 

Efe: Evet, arka plan için daha fazla uğraşmışlar. Ama doyurucu, tatmin edici bir çizgi romandı.

Umut: Çevirileri beğendin mi? Witcher’ın çizgi romanda çevrisi ne olarak geçiyor?

Efe: İki farklı şekilde çevirmişler: Cadıeril ve Efsunger. Benim bu çevirileri çok beğendiğim söylenemez. Bir yerde Mezar Acuzesi denmesi de, hiç hoşuma gitmedi.

Umut: Mezar Cadısı mı denmeliydi sence?

Efe: Belki öyle olabilirdi.

Umut: Son olarak “The Witcher 3”ten bahset istersen. Hikâye bitiyor artık. Oyunseverler yeni bir “The Witcher” oyunu ile tanışmayacak sanırım…

Efe: Evet, öyle deniyor. Çünkü bu üç oyundan sonra artık Geralt’ın yapabileceği fazla bir şey kalmadı. Çoğu yeri gezdi zaten. Eğer yeni bir oyun çıkarsa -ki bence çıkmaz-, başka bir karakterle başlatabilirler.


Umut: Bir tane daha karakter var galiba Geralt’ın hikâyesinde geçen: Ciri!

Efe: Evet, kızı.

Umut: Aa! Kızı mı? Hani yoktu bunlarda çiftleşme filan? Evlenmiyorlardı sözde...

Efe: Evlat edindiği üvey kızı o.

Umut: O güçlü mü peki? Özellikleri ne?

Efe: O kadim bir ırktan. Yani biraz insandan üstün bir ırk.

Umut: Büyü yapabiliyor mu?

Efe: Işınlanabiliyor, hızlı koşabiliyor falan. Hatta Geralt’dan bile güçlü bir karakter diyebiliriz.

Umut: Yok artık! Bunu nereden biliyoruz?

Efe: Çünkü Gerald’dan çok daha üstün yetenekleri var. Ama Gerald kadar profesyonel değil.


Umut: Eğitilmesi gerekiyor yani.

Efe: Evet, çok iyi kullanamıyor yeteneklerini.

Umut: O zaman yeni bir oyun gelirse kızını görebiliriz diyebilir miyiz? Peki, yeni çizgi romanlarda neler görmek istersin?

Efe: Evet, belki de yeni karakterimiz Ciri olabilir. Yeni çizgi romanda daha farklı ve daha uzun kontratlar olabilir diye düşünüyorum. Lanetli konak iyi olmuş. Lanetli orman olabilir bu sefer, terk edilmiş kale olabilir...

Umut: Teşekkürler Efe, bu güzel “The Witcher” sohbeti için. Ben “The Witcher” evreni konusunda baya aydınlandım. Umarım okuyucularımız da memnun kalırlar.

Efe: Ben teşekkür ederim. Keyifli okumalar dilerim herkese…


0 yorum :

Yorum Gönder