Sayfalar

28 Kasım 2016

Nimetşinas - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Sanıyorum ki, Gulyabani dendiğinde aklına Ertem Eğilmez imzalı “Süt Kardeşler (1976)” filmi gelmeyen birisi yoktur. Ama maalesef pek az kişinin aklına bu eğlenceli filmin esin kaynağı olan roman gelir. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Gulyabani” isimli romanından uyarlanan film, bir korku filmi diyemesek bile, korku öğeleri içermesi bakımından Türk Korku Sineması açısından önemli bir yerdedir.

Her ne kadar film kadar meşhur olmasa da, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın en meşhur eserinin Gulyabani olduğunu söylesek yanılmış sayılmayız. Ama yazar, Tercüman-ı Hakikat gazetesinde tefrika edilen “Şık” isimli ilk romanından bu yana, roman, hikâye, tiyatro, eleştiri, fıkra, anı, deneme ve gazete makalesi gibi pek çok türde eser vermiştir. 1901 yılında basılan “Nimetşinas” ise yazarın 8. romanıdır. 

“Nimetşinas”, bir erkeğin, iki kadın arasında kaldığı imkânsız aşkı üzerinden, dönemin toplumsal yapısına, kadın-erkek ilişkilerine ve kadınların psikolojisine odaklanan ilginç bir roman olarak dikkat çekiyor. Bununla birlikte roman, bizi adeta zamanda yolculuk yaptırarak eski İstanbul sokaklarında gezdirmeyi de ihmal etmiyor ve şehir hayatından adeta belgesel niteliğinde kesitler sunuyor. Tabi bunun romanda son derece az yer kapladığının da altını çizmemiz gerekiyor. Zira hizmet etmek için yeni bir konak arayan başkarakterimiz Neriman, Nihad Bey ve Talat Hanım’ın konağına geldikten sonra romanın tamamen konakta geçmesi, Neriman ile birlikte bizim de o konağa hapsolmamıza sebep oluyor. Bu Neriman’ı anlamamız açısından güzel bir fikir olsa da, bir süre sonra rahatsız edici bir hal alıyor. Hatta biraz sıkıyor. Anlayacağınız yazar, dönemin sosyal yapısını, insanlarını, mekânlarını anlatırken ağzımıza sadece bir parmak bal çalmakla yetiniyor. Ve bu yüzden eski büyüleyici İstanbul’u sadece o konakta yaşamak durumunda kalıyoruz!

Ama bence bundan da rahatsız edici olan şey, yazarın karakter yaratımı ve geliştirimi konusunda çok fazla keyfi kararlar vermesi. Mesela önemliymiş gibi gözüken bazı karakterler, birkaç bölüm sonra tamamen unutuluyor, hatta adları bile bir daha anılmıyor. Bu konuda beni en rahatsız eden örnek, Neriman’ın annesi Hayriye karakteri oldu. Karakteri hiç tanıyamamamız bir kenara, Neriman’ı ilgilendiren birçok önemli olayda adını bile duymuyoruz. Hatta Hayriye karakterinin akıbetini roman bittiğinde de bilmiyoruz. Hakkında bildiğimiz tek şey Neriman ile birlikte o konağa hizmet etmek için gelmiş olması. Aslında Neriman ve Nihad dışında diğer karakterler, -belki Nihad’ın karısı Talat bile- hikâyeye hizmet eden bir araç olmaktan kurtulamıyorlar. Gerçi Talat, romanın son bölümlerinde oldukça etkin bir karaktere dönüşüyor ama bu da pek yeterli olmuyor ne yazık ki. 

Hüseyin Rahmi Gürpınar, karakter konusunda marifetlerini, dönemin ruhunu yansıtacak kadar akıcı ve gerçekçi diyaloglar ile ispatlıyor ispatlamasına ama yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü aslında hiçbir karakteri doğru düzgün tanıyamıyoruz. Buna üzerine en çok yer ayrılan Neriman ve Nihad’ı da dâhil edebiliriz. Aslında yazar, Neriman ve Nihad’ı tanımamız için onları anlattığı uzun ve detaylı bir paragraf sunuyor bize. Ama tabii ki karakteri sadece bu bir paragraflık tanışma faslı ile tanımamız pek mümkün değil.


Üstelik hikâye akışının, bazen detaylı karakter analizleri bazen de çok detaylı betimlemelerle ile bölünüyor olması, ara sıra da olsa romandan kopmamıza sebebiyet verebiliyor. Bazen yazar aralara kendi düşüncelerini de serpiştiriyor. Bunlar, dönemin genel anlamdaki roman anlayışı bakımından şaşırtıcı olmasa da romanın kurgusuna zarar verdikleri de açıkça ortada. Bir başka sıkıntı ise bazen diyalog başlarına, karakterin ruh halini ya da konuşma şeklini özetleyen parantez içi cümlelerin gelmesi. Bu sanki bir tiyatro metni okuduğumuzu düşünmemize sebep oluyor. Yazarın teknik anlamdaki bu sıkıntılarını bir kenara bırakırsak “Nimetşinas”, son derece akıcı ve sürükleyici yazılmış bir roman. 

Roman ele aldığı konuya genelde ciddi bir şekilde baksa da, kimi zaman mizah unsuruna dayanarak hem eğlenceli hem de hiciv konusunda hünerli bir yapıya bürünebiliyor. Bu konuda Hüseyin Rahmi Gürpınar’ı takdir etmemek mümkün değil! Özellikle doktorun eve geldiği sahne buna en güzel örneği teşkil ediyor. Ayrıca romanda yazarın hoş göndermeleri de mevcut. Mesela Nihad’ın Talat’tan doğan kızına “Fitnat” ismini koymayı düşünmesi, akıllara Şemseddin Sami’nin “Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat” isimli romanını getiriyor. Bunun dışında yazarın ayrıntılara fazla kafa yorduğunu karakterlere verdiği isimlerde de görmek mümkün. 

Sözün özü, bu roman, erkek egemen bir toplumda yetişmiş bir erkeğin gözünden kadınların dünyasına bir bakış niteliği taşıyor. Kadınların hep birilerine bağımlı olduklarını eleştiren ama yine de açık bir şekilde kadınların tarafını tutarak onları yücelten ve her kötülüğe iyilikle cevap veren iki kadının hikâyesini anlatan bir kitap “Nimetşinas”. Bu arada yeri gelmişken romanın adı olan “Nimetşinas”ın “İyilikbilir” anlamına geldiğini de notlarımızın arasına ekleyelim.

Gelelim kitabın bir başka boyutuna, yani baskısına. Ama ondan önce romanın Osmanlıcadan Latin harflerine birebir aktarıldığını, yani orijinal metin olduğunu hatırlatalım. Tabi bu durum güzelliğinin yanında bazı handikapları da beraberinde getiriyor. Zira orijinal metin olması okunmayı bir hayli zorlaştırıyor. İçinde artık kullanılmayan, birçok kişinin anlamını bilmediği envaiçeşit kelime olması, şaşırtıcı olmayacak bir biçimde okuma keyfinizi baltalıyor. Bilmediğiniz her kelimenin anlamını arayıp bulmak da bir süre sonra çok zahmetli bir işleme dönüşüyor; bu durum sizin kitaptan kopmanıza sebep oluyor. Bu yüzden sayfa altında sözlük kullanılmaması bence bu baskının tek eksiği! Zaten bunun dışında Papersense Yayınları için bir kusur bulmak neredeyse imkânsız. Albenili deri cildi, minimal kapak tasarımı, okuyucu dostu mizanpajı ile kitap gerçekten keyifle okunuyor.

Papersense Yayınları, edebiyat tarihimiz açısından çok önemli olan bu yazarımızın romanlarının 15 tanesini özel deri ciltle basmasının yanında, 42 eserini de e-kitap olarak okuyucuyla buluşturarak Hüseyin Rahmi Gürpınar külliyatına sahip olmamızı son derece kolaylaştırıyor. E, bize de okumak düşüyor. İyi okumalar…


Yazar: Uğur Tatar

0 yorum :

Yorum Gönder