Sayfalar

23 Kasım 2016

Japon Şiiri (Haiku) ve Noo Tiyatrosu - Günhan Özhan

Hepinizin bildiğini gibi artık manga ve anime fırtınası tüm dünyayı sarmış durumda. Dünyanın çeşitli bölgelerinde düzenlenen fuarlar, cosplay partileri derken Japon kültürü ve alt kültürleri birçok ülkeye başarılı bir şekilde tanıtılıyor. Ve birçok insanı derinden etkilemeyi başarıyor! İnsanlar hayran oldukları bu ülkenin sadece dilini öğrenmeye çalışmakla kalmıyorlar. Ayrıca bu ülkenin yemek kültürüne de adapte olmaya çalışıyorlar. Artık hazır noodle/ramen satılmayan bir market var mı mesela? 

Hal böyle olunca Japon şiirinin de, pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de keşfedilmesi kaçınılmaz bir durum. Tabii aslında yıllar önce Orhan Veli’nin Haiku tarzında unutulmayacak iki örnek verdiğini hatırlatmak gerek:
Gemliğe doğru
Denizi göreceksin
Sakın şaşırma

Yosun kokusu
Ve bir tabak karides
Sandıkburnu'nda

Günümüzde ise Haiku konusunda önemli örnekler veren birçok şair var. Ama son yıllarda, özellikle Oruç Aruoba’nın girişimleri ile ülkemizde yaygınlaştığı da yadsınamaz bir gerçek.  

Peki, haiku nedir? Haiku’nun babası Matsuo Başo’nun haikularını “Kelebek Düşleri” adıyla derleyip çeviren Oruç Aruoba, bu kitap için yazdığı girişte Haiku için şöyle diyor: “Haiku, Japon yazınında geliştirilmiş bir deyiş/yazış biçimidir—dünya yazınının da bilinen en kısa metin biçimi…”  

Evet, en kısa metin biçimidir zira geleneksel haikular, sadece 5-7-5 hece ölçüsünden oluşur. Fakat bu kadar kısa olmalarına rağmen içlerinde sayfalarca yazıda ulaşamayacağınız derin anlamlar barındırır. Zira Haikular, düşüncelerin, hayallerin, aşkların, hüzünlerin, kısacası hayatın en saf halidir. Ayrıca haiku hakkında söylenebilecek en temel şey sanırım şu olabilir, okuması çok kolay ama yazması oldukça zordur! 


Geldiğimiz tarihte ülkemizde basılmış olan -özgün ve çeviri- bir düzineyi belki biraz geçen Haiku kitabı olduğunu görüyoruz. Bunlardan da sadece “Kelebek Düşleri”, Haiku’nun ne olduğunu, tarihsel gelişimini, yazılışını, kurallarını ve felsefesini ortaya koyuyor, daha doğrusu koyuyordu.

Zira Günhan Özhan, bu yılın Mayıs ayında Hitapevi Yayınları’ndan çıkan “Japon Şiiri (Haiku) ve Noo Tiyatrosu” kitabında işi bir adım daha öteye götürerek, Japon kültürüne, diline, şiirine doyurucu bir şekilde değinerek, aslında Haiku ile ilgili bilinmesi gereken neredeyse her şeyi bir kitaba sığdırmış. Ayrıca kitapta, Japonya’nın iki ünlü şairinden, Buddhizm felsefesi ile Japon şiirini bütünleştirmeye çabalayan Saigyo ve Japon şiirinin Haiku biçiminde bağımsızlaşmasını sağlayan Basho’dan bahsediliyor. Günhan Özhan, bu iki şairin şiirlerini kendi çevirisi ile bize sunmayı da ihmal etmiyor.

Ama bu noktada bir şeyi de belirtmek gerekiyor. Kitabın adından da anlaşılacağı gibi kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm Japon Şiiri ve Haiku’ya, ikinci bölüm ise Japon sahne sanatı Noo Tiyatrosuna ayrılmış. Günhan Özhan, Noo Tiyatrosu’nun yapısı, felsefesi ve sembolleri hakkında çok geniş bilgi veriyor kitapta. Çin’den gelen, akrobatik ve dans gösterisi içeren sahne sanatına dayanan Noo Tiyatrosu, şahsen benim bu kitap sayesinde keşfettiğim ve en az Haiku kadar, hatta ondan bile daha gizemli bir dünya barındırıyor. 

Hem Haiku’nun özü arayış felsefesini hem de Noo Tiyatrosu’nun rüya/hayal dünyasını keşfetmek için bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Yazar: Uğur Tatar

0 yorum :

Yorum Gönder