Sayfalar

15 Mart 2016

Pixels (2015)

Şimdi mazide kalan, jetonlarımızı alıp hızlı adımlarla Atari makinalarına koşturduğumuz o dönemler bize keyifli dakikalar vadediyordu. Işıksız, kaotik, genelde yer altına inşa edilen bu salonlar 80’li ve 90’lı yılları görmüş olanlar için adeta kutsal mekânlardı. Fakat 80’lerin, bilinçaltımızda sıkışıp kalmış Atari oyunlarını tekrar görme ve izleme şansına sahibiz artık. Nasıl mı, tabii ki de “Pixels (2015)” filmiyle. Bilim-kurgu dendiğinde canavarların, yaratıkların boy gösterdiği filmleri anımsarız, bu sefer Pac-Man, Donkey Kong gibi Atari oyunlarının karakterleri düşman olarak karşımızdalar.

İlk iki “Harry Potter” filminin yönetmeni olan Chris Columbus’un dokunuşları ile absürtlüğün doruklarına ulaşan bu filmde, 1982 yılında ABD’de gerçekleştirilen “Video Oyunları Yarışması”nın görselleri fezaya gönderilir. Günümüze gelindiğinde ise hiç görme fırsatı bulamadığımız uzaylılar tarafından bu videolar savaş ilanı olarak algılanır ve uzaylılar dünyaya savaş açarlar. Ültimatom yoluyla üç karşılaşma teklifi sonrası dünyanın kaderi sadece bir kaç eziğe bırakılır ve olaylar yer yer komedi, yer yer görsel şölenle süslenerek gösterilir.


Muhteşem(!) Üçlü

Filmin açılışında, kahramanlarımızın çocukluklarını izliyoruz. Brenner (Adam Sandlar) arkadaşı Cooper (Kevin James) ile birlikte video turnuvasına katılır. Ama finale kadar gelip rakibi Ateş Fırtınası Eddie’ye (Peter Dinklage) kaybeder. Yıllar sonra Brenner’ı televizyon kurucusu, en yakın arkadaşı Cooper’ı ise Amerika başkanı olarak görürüz. İkilinin barda karşılıklı konuştukları sahne, Amerikan toplumunun yaşadıkları sorunların altını çizme ve toplumsal mesaj verme anlamında sivrice ve politik metinler içermektedir.

Uzaylıların dünyaya saldırmasının ardından Amerikan başkanının, dünyayı kurtarma görevini üç muhteşem eziğe vermesi ile birlikte gelen komedi, aksiyon sosuyla birleştirilerek önümüze servis edilir. Güldürmek için tasarlanmış esprilerin çoğu zaman sığlaşması ve amacını yerine getirememesine rağmen Adam Sandler’ın bazı yerlerdeki komik hallerinin, filmin pick anlarını oluşturduğunu söyleyebiliriz. Yine de Altın Ahududu Ödülü rekortmeni Sandler’ın, önceki filmlerindekine benzer tavırları da gözümüzden kaçmaz.

Adam Sandler haricinde Cooper rolünde Kevin James oldukça komik olarak aklımıza kazınır, “Game of Thrones” dizisinden tanıdığımız Peter Dinklage, Eddie rolünde farklı rollerde de ne kadar sersemletici olduğunu ispatlar, aklımızda hep Boromir olarak kalacak olan Sean Bean kısa ama vurucu rolüyle komedi filmlerinde de olabileceğini kanıtlar ve eski kurt Brian Cox, Amiral Porter rolünde şarap misali yeteneğini daha da yükseklere taşır. Filmin bayan kontenjanından giren Michelle Monaghan ise güzelliği ile biz sinema severleri ekrana kilitlemeyi başarır...

Pac-Man ve “Diğerleri”ne Saygı Duruşu

Görsel efektlerdeki tutarlılığını sinematografi alanında yansıtamayan Pixels, Sandler’ın başı çektiği yapımcıların para kazanma çabası yüzünden, izleyiciye güzel bir seyir sunmayı tam anlamıyla başaramıyor! Dünyayı kurtaran ezik kahraman(lar) gibi klişe bir konuya sırtını dayayan film, alt metninde de bize mesaj veremeyip sadece görsel kaliteye odaklanıyor. 

2010 yılında Patrick Jean’in yönettiği iki buçuk dakikalık aynı adlı kısa filmden esinlenen Pixels, defalarca izlenecek filmlerden maalesef değil. Acaba Adam Sandler’ın başrolünde olduğu hangi film tekrar tekrar izlenmiştir o da ayrı bir konu!

Ama her şeye rağmen, 106 dakikalık süresi ile aksiyon, macera, komedi ve bilim-kurguyu harmanlayan bu film, Pac-Man hayranları için bulunmaz bir nimet. Pac-Man’in yaratıcısı Toru Iwatani’nin oğlum diyerek Pac-Man ile karşılıklı durduğu sahne filmin en akılda kalan sahnelerinden birisi. Ayrıca 1976 tarihli Breakout, 1979 tarihli Astreoid, 1980 tarihli Missile Command, 1981 tarihli Centipede, 1981 tarihli Frogger, 1982 tarihli Q*bert ve daha birçok oyunun karakterini filmde görme şansına sahip oluyoruz.


Genel Değerlendirme

8-bit Atari oyunları ile büyüyen neslin nostalji yaşamasını sağlayan ve edinebiliyorsa eski konsolları satın alıp bu oyunları tekrar oynaması için gaza getiren Pixels, sıkı bir bilgisayar oyuncusunun izlemesi gerektiği, başarısız komedi unsurlarını ve klişe hikâyesini bir köşeye atarsak geri kalan yerlerin bize kar olduğu tadımlık filmlerden biri. 

Ayrıca 80’li ve 90’lı yılları gören neslin filmdeki gizli mesajları anlayıp mest olması ve oyuncu dili ile konuşabilenlerin filmin müptelası olabilme ihtimalide ortada. Dünyayı istila eden uzaylılara karşı, Brenner ve üşütük tayfasının yanında sizde yer almak istiyorsanız, patlamış mısırınızı alın ve seyre dalın.


Konuk Yazar: Umut Uçan

0 yorum :

Yorum Gönder