Sayfalar

29 Mart 2016

Elfen Lied - 1. Sezon (2004)

Darwin’in Galapagos Adaları’na ziyaretinden sonra yazdığı kitap üzerine, şimdiye kadar yüzlerce kitap yazıldı. Evet, konumuz evrim! İster evrime inanın, isterseniz inanmayın ama şimdi size bahsedeceğim anime, evrimi en okkalısından göstererek suratımıza silleyi vuruyor. Hem de ne vurmak! Jenerik müziğinden sonra gevşeyen seyirci, ilk bölümün ilk sahnelerinde adeta şok oluyor. Kolların, bacakların, kafaların havada uçuştuğu bu sahneler sadece birer başlangıç. Buz dağının görünen kısmı…

Elf Şarkısına Giriş

Lynn Okamoto tarafından yazılan 12 ciltlik mangadan uyarlanan, 13 bölümlük kısa bir anime olan  Elfen Lied, Japonya’da 25 Temmuz 2004 tarihinde, manga henüz tamamlanmamışken yayımlanmaya başlamıştır. Animeye başlamadan önce daha fazla haz almak isteyenlere naçizane önerim mangayı okuyup öyle başlamaları yönündedir.

Almanca kökenli bir isim olan Elfen Lied’ın Türkçe meali “Elf Şarkısı”dır. Jenerikte kullanılan resimler, ünlü alman ressam Gustav Klimt’e aittir. Animenin isminde neden “elf” geçiyor diyen okuyucuya söyleyeceğim tek şey animeye hemen başlaması olur. Zaten ilk bölümden sonra o kulakları gören herkes bağlantıyı idrak edebilir.

(solda) Gustav Klimt'in bir eseri. (sağda) Animenin jeneriğinden bir sahne.

Çarpık Düzene Başkaldırı

Kısaca hikâyeyi anlatmak gerekirse… Dünya üzerinde, evrimin son halkası olan yeni bir tür doğmuştur. Bu halka, evrimi sonlandıracak halka olarak da adlandırılabilir. Kafalarının yanlarında 2 boynuzla dünyaya gelen, genelde kız çocuğu olan (hatta hiç doğan erkek çocuk görmüyoruz) bu canlılar doğduklarında çok şirin gözükürler. Aslında büyüdüklerinde de sevecenliklerinden pek bir şey kaybetmezler. Ama güzellik aldatıcı olabilir. Melek yüzlü şeytanlar olarak lanse edilen ve “Diclonius” olarak isim verilen bu türün, önemli bir özelliği vardır. “Vektör” olarak anılan bu özelliği görünmez iki elin çıkması olarak tanımlayabiliriz. Vektörler, insanları ve cisimleri kâğıt gibi kesebilir, 3 metrelik alanda tahribat yaratabilirler.

Hikayeye dönecek olursak... Diclonius’lar için cadı avı başlar. Onlar dışlanırlar, katledilirler, kıyıma uğrarlar. Özel bir araştırma laboratuvarında deney fareleri olurlar. Türlü işkenceler ve deneylere maruz kalırlar. Tabi neden bunun yapıldığını merak ediyorsunuz öyle değil mi? Bu deneyler ne için yapılır ya da onları ne amaçla kullanacaklardır, bunları ilerleyen bölümlerde görürüz.

Bu böyle gitmez diyerek, çarpık düzene çomak sokacak kişi Lucy olur. Acımasız bir Diclonius olan Lucy, araştırma merkezinden kaçmaya çalışır, bunu başarır da. Ama denize düşmeden önce kafasından yaralanır ve hafızasını yitirir. Kişiliği ikiye bölünür ve alter egosu ortaya çıkar. Lucy, deniz kıyısına vurunca onu, Kouta ve kuzeni Yuka bulur. Hafızasını kaybeden Lucy, Kouta ve Yuka'yı görünce onlara sadece Japonca süt anlamına gelen “nyuu” kelimesini söyleyebilir. Zaten asıl hikâye de, iki kuzenin onu bularak evlerine götürmeleri ve nyuu kelimesinden başka bir şey söyleyemediği için nyuu ismini taktıkları bu kızla yaşamaya başladıktan sonra başlayacaktır…


Ne Ararsanız Var: Şiddet, Kan, Cinsellik!

Elfen Lied, seinen ve ecchi alt türlerinin ögelerini içeren bir animedir. Yani animede erotik içerik fazlaca kullanılır. Ayrıca olur olmadık yerlerde duygu sömürüsü yapılması, vahşetin sansürsüzce aktarılması, parçalanan etler, kanlar, irinler, çıplaklığın küçük bedenlerle teşhiri gibi olgular kimi anime severleri rahatsız etmiştir. Bu yüzden de Elfen Lied için anime severleri ikiye bölen bir yapım desek yeridir.

Anime sever demişken... Sıkı anime takipçileri bilir, iyi animeler izlenmek için öncelikle sabır gerektirir. Elfen Lied için de aynı durum söz konusu. İlk bölümlerde biraz karman çorman bir hikâye ile karşılaşabilirsiniz ama sabrederseniz sonrasında zaten bağımlısı olacaksınız! Ben animeyi bitirdiğimde, keşke 13 bölüm değil 113 bölüm olsaydı yine de izlerdim, diye hayıflandım. Shonen animeleri gibi kâh ağladım, kâh güldüm. Bolca kanın ve ölümün olmasından da rahatsız olduğum pek söylenemez. Sonuçta Pamuk Prenses hikâyesi anlatılmıyor burada. Doğaüstü yetenekler ve bilim-kurgu beni düşündürdü. Şu Japonlarda ne bitmek bilmez hayal gücü var. Bir türlü sınırlarına ulaşmıyorlar” demekten kendimi alamadım. 

Az bölüm sayısı olan etkileyici bir anime izlemek istiyorsanız, Elfen Lied tam size göre. Animenin “Lilium” isimli parçasını da mutlaka dinlemenizi tavsiye ediyorum…


Karakter Kılavuzu

Aşağıda anime boyunca karşılaşacağınız önemli karakterlerin tanıtımlarına ulaşabilirsiniz. Ama unutmayın bu tanıtımlar anime ile ilgili spoiler verebilir…

Lucy: Ana karakterlerden olan Lucy için Diclonius’ların en gaddarı denilebilir. Laboratuvardan kaçtıktan sonra Kouta ve Yuka tarafından bulunur. Gözünü kırpmadan insanları meyve sebze doğrar gibi ikiye bölebilir.

Nyuu: Lucy’nin ikinci kişiliğidir. Kafasından yaralandıktan sonra sevimli bir hale bürünmüştür. Ama Lucy, kontrolü ele alınca bu sevimlikten eser kalmaz. Diyebildiği tek kelime nyuu olduğu için ona, bu ismi takarlar. Nyuu, Kouta’ya karşı bazı hisler duyar gibidir!

Kouta: Kardeşini ve babasını trajik bir şekilde kaybeden Kouta, üniversite çağında olan Japon bir oğlan çocuğudur. Nyuu ile karşılaşınca hayatındaki karanlık bölümler aydınlanmaya başlar.

Yuka: Kouta’nın kuzeni. Kouta’ya âşık olan kızlara Yuka’yı da ekleyelim. Kouta abimiz de ne buluyorlar acaba? Yakışıklı desen yakışıklı değil, para desen varlıklı değil. Saf çocuğun teki. Hayır, tabii ki kıskanmadım! Ama Yuka, Nyuu’yu kıskanır. Bu yüzden Nyuu, Kouta’ya taşınınca dayanamaz ve o da eve çöreklenir. Zaten anime genelinde Yuka’nın kıskançlık triplerini izleriz.

Mayu: Sokakta yaşayan bir evsizdir. Köpeği Wanta ile yolları arşınlar, ekmekçiden ekmek kırıntıları alıp karnını doyurur. Üvey babasının cinsel tacizlerine tahammül edemeyip evden kaçmıştır. Sahildeki ilk karşılaşma ve diğer olayların vuku bulmasından sonra Kouta’nın evine taşınır.

Kurama: Diclonius projesini yöneten kişidir. Kızı bir Diclonius olduğu için onu öldürdüğü söylenmektedir ve hatta karısı da bu yüzden ölmüştür. Ama gerçek, çok farklıdır! Lucy, peşine düşen Kurama’nın da hayatını değiştirecektir.


Nana: Lucy’yi öldürmesi için yollanan bir Diclonius. Vektörlerini insan öldürmek için kullanmayan tek kız kendisidir. Babası olarak gördüğü Kurama’yı çok sever, ona bağlıdır. Laboratuvarda üstünde yapılan deneylere göğüs germesi de Kurama’ya olan bağlılığından gelmektedir. Daha sonra Kouta’ların misafiri olur ve olaylar gelişir.

Mariko: Kurama’nın gerçek kızıdır. 11 metre uzunluğunda birçok kolu vardır. Bu mükemmel Diclonius, hiç kimse işe yaramayınca Lucy’yi öldürmek için görevlendirilen son varlıktır. Tam bir şeytan olan Mariko, yıllarca anneliğini üstlenen kadını bile bir çırpıda öldürür. Yıllarca gerçek anne ve babasını bekleyen Mariko, Kurama’yı tanıdığında gerçek küçük bir kız olur...



Konuk Yazar: Umut Uçan

0 yorum :

Yorum Gönder