Sayfalar

30 Mart 2016

Boku Dake ga Inai Machi (ERASED) - 1. Sezon (2016)

2016 kış animeleri arasında dikkat çekici bir çıkış yapan, gerilim, drama, fantastik ve gizem türlerinin iç içe geçtiği 12 bölümlük bir animeden bahsetmek istiyorum sizlere. “Boku Dake Ga Inai Machi” ya da Amerika’da yayınlandığı adı ile “ERASED”, başladığı ilk günden beri büyük ilgi gören ve MyAnimeList.net sitesinde yayınlandığı süre zarfında ilk sıralara kadar çıkan bir anime. Boku Dake Ga Inai Machi, “The Town Where Only I Am Missing” olarak İngilizceye çevriliyor. Bu da Türkçe “Benim Olmadığım Şehir” demek.

Mangası Kei Sanbe tarafından yazılan Boku Dake Ga Inai Machi, ilk olarak Kadokawa Shoten’in Young Ace dergisinde seri olarak 4 Haziran 2012 ve 4 Mart 2016 tarihlerinde yayımlandı. İlk tankoubon (bağımsız kitap anlamına gelir) cilt 26 Ocak 2013’te yayımlandı ve 26 Aralık 2015 itibariyle ise toplamda 7 cilt yayımlanmış oldu. 4 Haziran 2016’da Sanbe, hikâyede pek değinemediği kısımlar için ise serinin “Boku Dake Ga Inai Machi Gaiden” isimli yan mangasını Young Ace’de seri halinde yayımlayacak. 

Animeye geçmeden önce, aşağıda okuyacağınız yazının anime ile ilgili spoiler verebileceğini unutmamanızı öneriyorum...


Fujinuma Satoru ve Geçmişi

“Zihnimin temelinde olanı bulmaktan korkuyorum”. Bu sözler Fujinuma Satoru’nun gizemli hayatına girmek üzere olduğumuzu gösteren bir sinyal gibi adeta. Satoru, çocukluğundan beri pek konuşkan değil ve içine kapanık kişiliğiyle karşımıza çıkıyor. Oasi Pizza’da part-time çalışan bir kurye ve aynı zamanda da başarısız bir manga çizeri olan 29 yaşındaki bu adam, hikâyenin başkahramanı. Hayati tehlike arz eden olayların öncesine gidip bu olayların önlemesini sağlayan “Diriltme” denen bir yeteneğe sahip. Burada Diriltme ile ilgili bir açıklama yapmak gerek. Geçmişe gidip kurtarmaları, ölümden geri getirme olarak görmem nedeniyle “Revival” kelimesini Diriltme olarak çevirdim. Canlanma olarak da çevirebiliriz.

Satoru, geçmişinde yani 11 yaşındayken, çocukları kurban seçen bir seri katilin neden olduğu olaylardan etkileniyor. Bunlardan en önemlisi hatta hikâyeyi belirleyen kurban ise kendi sınıfından olan Kayo Hinazuki. Kendisini genellikle karlı havalarda, kırmızı paltosu ve sarı atkısıyla yalnız başına gördüğümüz Kayo’yu, Satoru da okuldan eve dönerken hep parkta yalnız başına görüyor. Anlaşılan katil de bu durumu görüyor!

Satoru’nun geçmişi değiştirmek için 11 yaşına gitmesi, Sachiko Fujinuma yani annesinin ortaya çıkarmak üzere olduğu “gerçek” katilin onu öldürmesiyle başlıyor. Annesinin ölümünde katilin tuzağına düşüyor ve kendisi katil olarak aranmaya başlıyor. Ne olduğunu anlayamadan 11 yaşındaki haline dönen Satoru, Kayo Hinazuki’yi kurtarmak zorunda olduğuna karar vererek katilin planlarını bozmaya başlıyor…


Kayo’nun Olmadığı Şehir

Kayo’nun uzak davranışlarının en büyük nedeni ona işkenceye varan kötü davranışlarda bulunan annesi Akemi Hinazuki. Sınıfta sessiz ve soğuk davranan bu kız artık hislerini kaybetmiş ve etrafında onu gören daha doğrusu ona yardım edebilen biri olmuyor. Satoru, her evinden döndüğü sırada aklından geçirse bile, kişiliği nedeniyle Kayo ile yakınlaşmayı hiç denemiyor. Kayo, hiç bir zaman mutlu olmadığı bir hayatta ve ondan başka çocuk kurbanların olduğu bir zamanda yaşıyor ve ölüyor. Daha sonra öğreneceğimiz üzere, ardında bırakmış olduğu “Benim Olmadığım Şehir” adında bir şiiri var:

Büyüdüğüm, kendim bir yerlere gidecek kadar büyük olduğum zaman, uzaklarda bir yere gitmek istiyorum. Uzak bir adaya gitmek istiyorum. Hiç bir insanın olmadığı bir adaya. Acının ve üzüntünün olmadığı bir adaya gitmek istiyorum. O adada yetişkinler, çocuklar, sınıf arkadaşları, öğretmenler veya annem yok. O adada ben ne zaman bir ağaca tırmanmak istersem tırmanabilirim, ne zaman denizde yüzmek istersem yüzebilirim ve ne zaman uyumak istersem uyuyabilirim. Benim olmadığım şehri düşününce, içimi bir huzur kaplıyor. Uzağa çok uzağa gitmek istiyorum.

Kader Arkadaşları

Satoru’nun geçmişe olan yolcuğunda katili bulabilmesi için bazı arkadaşlara ihtiyacı var. Hiç kuşkusuz seri boyunca hikayede önemli rol oynayan annesi onun en güvenilir arkadaşı ama ona destek olan dostlarına da biraz göz atalım.

Airi Katagiri: Satoru’nun iş arkadaşı. Çok canlı ve güvenilir bir yapısı var. Airi, geçmişte babasının bir suçu olmamasına rağmen çikolata çalmasından dolayı işinden uzaklaştırılmasına ve ailesinin bu yüzden dağılmasına tanık olan biri. Bu durum Satoru’nun suçlandığı sırada ona tüm kalbiyle inanmasını sağlıyor. Airi, Satoru’nun ilginç bulduğu bir kız ve onun hayata karşı fikirleri ile birlikte bir yakınlaşma hissediyor. Airi ilk Diriltme olayı yaşandığında Satoru’yu hastanede ziyaret ediyor ve rüyasından uyanmadan Kayo’nun yerine bir an için geçtiğini görüyoruz.

Airi’nin hayaller konusunda Satoru’yu etkileyen sözü:
“Kelimeler dudaklarımı terk ettiği zaman bir gün gerçek olacaklarmış gibi hissediyorum”

Kenya Kobayashi: Satoru’nun ilkokuldan arkadaşı. Kendisinin avukat olma gibi bir hayali var ve gözlem yeteneği çok kuvvetli. Öyle ki seri boyunca onun, “Benimde Diriltme yeteneğim var” demesine kesin gözüyle baktım. Kenya, sıradan olmadığını hissettirecek olgun davranışlara sahip ve Satoru için işleri kolaylaştırıyor.

Amir ile Karluk mu yoksa Satoru ve Airi mi?

Manganın 4. cildi, Oricon manga listesinde 12. sıraya çıktı ve 15 Haziran 2014 tarihiyle de 73,983 kopya sattı. 18. Osamu Tezuka Okuyucu Kültür Ödülü’nde aday oldu. Ayrıca 7. Manga Taisho Ödülleri için aday olurken, 82 puan toplayarak 10 aday arasında 2. olmayı başardı. Bu ödüllerde asıl sürpriz, 94 puanla birinciliği elden eden, Kaoru Mori’nin Türk halkları coğrafyasında geçen Otoyomegatari (Bir Gelinin Hikâyeleri) adlı mangası oldu.

Otoyomegatari’nin, uzak bir köyden gelen Amir adlı genç bir kadının, Karluk adında 8 yaşında bir erkek çocuğuyla evlenmesi ve ailesinin buna izin vermeyerek onu geri götürmeye çalışmasını konu alan bir hikâyesi var. Türk kültürünü anlatması açısından manganın başarısı çok hoş bir durum.

Bu özel anı kutlamak için Kaouri Mori ve Kei Sanbe ortak bir çizim yaptılar.

Anime İzleyen Birinin Gözünden ERASED Nasıldı? 

Satoru’nun Diriltme denilen geçmişe gitme yeteneği, hemen aklınıza bir film getirmiştir sanırım? Eğer gelmediyse merak etmeyin, etrafta uçan kelebekler mutlaka filmin adını hatırlamanızı sağlayacaktır. Zaten geçmişe dönme tarzı pek de “The Butterfly Effect / Kelebek Etkisi (2004)” filminden farklı değil. Bunun yanında tatlı bir kızın hayatını bu şekilde kurtarması, geçmişe gitmesi gibi nedenler anime izleyenler için muhtemelen akla “Steins Gate (2011)” animesini getiriyor. Ayrıca içerdiği gizem ve başkarakterle kızın yakınlaşma olayı yüzünden bana “Another (2012)” animesini de çağrıştırdı. 

Steins Gate’nin bu kadar başarılı olmasının en büyük nedeni, sonlara doğru başkaraktere geçmişe dönme nedeni veren tatlı kız karakterin, izleyenler için de gerçekten defalarca kurtarılmaya değer biri olmasıdır ve defalarca denenmesi gerçekten doyurucu bir şekilde gösterilmiştir. Satoru ve Kayo bize bu ilişkiyi hatırlatsa da, yine de elindeki bu güce göre kurtarma olayı fazla kolay olmuş gibi hissettiriyor.  

Animede genel olarak bir gizemli katil yaratma çabası var ki bu iyi yapıldığı takdirde anime kuşkusuz izleyicileri kendine kilitleyecektir. Ancak tam anlamıyla bu gizemin yaratılabilmesi için şüphelenebileceğimiz yeterince fazla şüpheli karakter olmalı ve zamanla hakkında öğrendiğimiz şeyler bizi daha da iştahlandırmalıdır. Bu konuda benim ister istemez karşılaştırma yaptığım anime “Monster (2004-2005)” animesidir. Tabi ki gizemi ve konusunu işleyişi ile bu karşılaştırmadan ağır yenilgiyle ayrılıyor ERASED. Zaten bunu yapabilecek uzunlukta da değil.

İster anime ister film olsun, başkarakter sıradan bir insan olarak yansıtılırken herhangi doğaüstü bir özelliğe sahip ise bu özelliğini seyirciyle birlikte keşfetmesi hikâyeye giriş açısından daha iyi ele alınması gereken bir konu bana göre. Ancak bunun yerine Satoru, açıklayamadığı bu durumu soğukkanlılıkla karşılıyor ve seyirciler için de yeterince heyecan yaratmamasına neden oluyor. Tabi ki 11 yaşına döndüğündeki zamanlar, iyi bir şekilde ele alınmış orası ayrı. 

Kayo’nun annesinin zulmünden kurtarılması, hayatının sürekli tehdit altında olması ve katilin gizemini koruması animenin izlenmesini sağlayacak yeterlilikte fakat anime Kayo’nun kurtarılmasından sonra bitmesi gerekecek türden bir hikâyeye sahip. Demek istediğim şu ki diğer kurtarılması gerekecek karakterler Kayo kadar önemli değil izlenimi veriyor ve çok geçmeden de katil planlarımı bozdun diyerek kendini ele veriyor. Kayo’yu kurtarmakta zorlanan Satoru, diğer kurbanları çok rahat bir şekilde bir arkadaş ortamında buluşturuyor ve hayati tehlikelerini en aza indiriyor. 

Gizemli Animelerle Tanışmak İçin Güzel Bir Fırsat

Son kısmına gelirsek, katilin kanıt bırakmama ve şüphe çekmeme yeteneklerine yakışacak bir tavra sahip olmadığını düşünüyorum. Katilin sonlarda Satoru’ya karşı gösterdiği kişiliği bana anlamsız geldi. Ancak katilin asıl nedenlerini “Boku Dake ga Inai Machi: Another Record” adlı yan mangada yazıldığı zaman tam olarak anlayacağız. 

Bütün bunlara rağmen Boku Dake Ga Inai Machi’ye kötü demek haksızlık olur ki zaten kısa zamanda hiç anime izlemeyenler arasında da sevenleri çok oldu. Sadece anime izleyen biri olarak yaklaştığımdan, her ne kadar vermek istediği duygular üzerinde çok iyi düşünülmüş olduğunu görsem de, bunu yeterince derin bir hikâye ile tamamlayamamasından dolayı yetersiz kaldığını da söylemeliyim. Hikâye konusunda yetersizliğini rağmen verdiği atmosfer ve güzel çizimleri ile bu anime sevgimi kazandı. Sizin de gizemli animelerle tanışmanız için 12 bölümlük  Boku Dake Ga Inai Machi, güzel bir fırsat olacaktır.

Kaynakça

1. http://myanimelist.net/anime/31043/Boku_dake_ga_Inai_Machi

2. https://en.wikipedia.org/wiki/Boku_Dake_ga_Inai_Machi

3. http://bokudakegainaimachi.wikia.com/wiki/Boku_Dake_ga_Inai_Machi_Wikia



0 yorum :

Yorum Gönder