Sayfalar

1 Şubat 2016

Arzuhalci (Tiyatro Eleştirisi)

Okan Kaplan’ın yazdığı, Temaşa Sanat Yapım Ekibi’nin ise yönettiği, tek perdelik bir komedi olan “Arzuhalci”yi, Yunus Emre Kültür Merkezi’nde izleme fırsatı buldum. Ve hiçbir beklentim olmadan izlediğim ama çok beğendiğim, böylesine eğlenceli bir oyundan bahsetmezsem rahat edemeyeceğimi fark ettim. Oyunun sonunda, televizyon izlemek yerine oyunu izlediğimiz için biz seyircilere teşekkür eden ekibe, ben de bu güzel oyun için teşekkür etmek ve birkaç düşüncemi belirtmek istedim.

Oyun, Osmanlı zamanında geçiyor. Gerçi kostüm dışında, oyunun dönemi hissettirebilmek gibi bir derdi pek yok. İşinden atılan bir kâtibin, işini geri alma uğraşları oyunun konusunun temelini oluşturuyor.


Sorumsuz, her işini üçkâğıtçılığa başvurarak çözmeye çalışan ve bu sebeplerle işinden olan eski kâtibe nazaran, onun yerine gelen yeni kâtip, dürüst, iyi niyetli hatta biraz da saf biridir. Oyun böyle başlar ve olaylar birbirini takip eder. Yeni gelen kâtip için iyi ve saf demiş olsak da kanatsız melek olmadığı da her halinden bellidir. Bütün gün müşteriden ziyade çaycının gelip gittiği yazıhaneye, yani kâtibimizin iş yerine, bir kızın gelmesiyle olaylar iyice karışır. Kâtipten daha da saf olarak bulduğumuz kızın ardından kızın kabadayı abisi, o da yetmezmiş gibi eski kâtibin işini yeniden kazanmak için yaptığı oyunlar tek tek karşımıza çıkar…

Çok geniş ve ayrıntılı bir konuya sahip olmasa da yetmiş dakikalık oyun, yazılış amacı açısından bakılınca seyirciyi sıkmadan, güldürerek ve eğlendirerek amacını gerçekleştiriyor. Yeterli ve yerinde kullan müzikler bizi oyuna daha çok çekerken, bir tarafı çay ocağı, diğer tarafı yazıhane olmak üzere ikiye bölünen sahnede profesyonelce kullanılan ışık teknikleri, sade ama hoş olan dekor ve kostümler ile Arzuhalci’nin göz doldurabilen bir oyun olduğunu da es geçmemek lâzım. Ufak tefek aksiliklere rağmen oyuncular, birbirini tamamlamayı ve birbirlerinin eksiklerini kapatmayı da başarıyorlar. Ayrıca oyuncuların seyirciyle sürekli iletişim halinde olması da oyunu daha keyifli hale getiriyor. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani isimli romanından uyarlanan “Süt Kardeşler (1976)” filmine yapılan gönderme ise hoş bir ayrıntı olarak hafızamda kalmayı başarıyor.


Yazar: Ülkü Tatar

0 yorum :

Yorum Gönder