Sayfalar

30 Ekim 2015

Uzak - Shaun Tan (Çizgi Roman Eleştirisi)

Sanatın her dalında olduğu gibi çizgi roman söz konusu olduğunda da kalıplaşmış formüllerden sıyrılıp yeni bir şeyler ortaya koymak pek zordur. Mesela alışılagelmiş çizimleri, çarpıcı illüstrasyonlarla değiştirsek ve konuşma balonlarından tamamen kurtulsak ortaya nasıl bir çizgi roman çıkardı sizce? Söz konusu Shaun Tan olursa eğer, “The Arrival” ya da nam-ı diğer “Uzak” gibi, garip, heyecan verici ve kuşkusuz fazlasıyla etkileyici bir çizgi roman ortaya çıkar! Tabi bu işin sadece cila kısmı; “Uzak”, yalnızca farklı bir görselliğe sahip olan “sessiz” bir kitap değil. Bu özelliklerinin yanında, toplumsal bir sorunu, distopik bir dünyayı kullanarak, vurucu bir şekilde anlatan “eşsiz” bir çizgi roman…


Avustralyalı çizer Shaun Tan, 2000 yılında yayınlandığı “The Lost Thing / Kayıp Şey” isimli çizgi romanını, tam 10 yıl sonra -çizgi romanın özünü bozmadan- bir animasyona dönüştürerek Oscar’ı kucakladı. Elbette ki bu onun ilk ödülü değil! Shaun Tan kariyerine, -çocuk edebiyatı alanında en büyük ödül olarak kabul edilen- Astrid Lindgren Anma Ödülü (ALMA) ve HUGO Ödülü dâhil pek çok ödülü sığdırmış bir sanatçı. Kendi çizim ve yazılarından oluşan yaklaşık 20 çocuk kitabı bulunan Shaun Tan'ın, ülkemizde “Kayıp Şey”, “Kızıl Ağaç” ve “Uzak” olmak üzere toplamda üç kitabının yayınlandığını da notlarımız arasına ekleyelim. 

Genel olarak Shaun Tan'ın çizgi romanlarında ‘yalnızlık’, ‘yabancılaşma’, ‘ötekileştirme’ ve ‘bir yere ait olma hissi’ gibi olmazsa olmaz bazı temalar vardır. Bu vazgeçilmez temalarını kullanarak hikâyeyi oluşturan sanatçı, çizdiği her sayfaya ve hatta her bir kareye, inanılmaz derecede fazla detay sıkıştırmayı da başarır. Ayrıca “Kayıp Şey” ya da “Kızıl Ağaç” çizgi romanlarında cümlelere pek fazla ihtiyacı olmadığını, “Uzak”ta ise cümlelere hiç ihtiyacı olmadığını ispatlar! “Kayıp Şey” ya da “Kızıl Ağaç”, “Uzak” çizgi romanına göre daha basit, kısa ve çocukça bir bakış açısına sahiptir. Elbette ikisi de başarılıdır, görsellikleriyle göz doldururlar ama “Uzak” ile yan yana koyduğumuzda maalesef biraz yavan kalırlar!


“Uzak” sessiz bir film ya da en ufak detayına kadar çizilmiş ayrıntılı bir storyboard gibidir… Kitabın ilk sayfasını açtığımızda bizi, onlarca insanın yüz çizimleri karşılar. ‘Gerçeküstü’ bir dünyada gerçekleşen bu hikâyenin, ‘gerçek’ olabileceğinin en iyi kanıtı, işte bu insan yüzleridir!

Hikâye, -kötülüğün vücut bulmuş hali gibi gözüken- dev ahtapot kollarının her yanı kapladığı bir şehirden, para kazanmak ümidiyle ‘ayrılan’ bir adamı merkeze alır. Bu isimsiz adam, kızını ve karısını ardında bırakarak, hiç bilmediği bir şehre doğru yola çıkar. Buradaki insanlara, kültüre ve en önemlisi dile yabancı olan bu adam, şehrin sokaklarında, önce yatacak bir yer, sonrada yiyecek bir şeyler bulmak için dolanıp durur. Son derece düzenli gözüken bu yer, New York’u andıran gökdelenleri, sürrealist dev heykelleri ve mekanik onlarca eşyası ile insanı rahatsız edecek cinsten kaotik bir düzene sahiptir… Steampunk geleneğini, sürrealist tasarımlarla harmanlayan Shaun Tan, gerçekten de ortaya hayran olunası bir şehir çıkartmıştır!


Yalnızlık ve yabancılaşma sorunlarıyla boğuşan kahramanımız, sorunlarını bir kenara bırakarak, bu şehre asıl geliş sebebi için, yani iş bulmak için kapı kapı dolaşmaya başlar. Bu sahnelerde, İtalyan yeni gerçekçilik sinemasının en önemli temsilcisi olan, Vittorio De Sica'nın yönettiği “Ladri di biciclette / Bisiklet Hırsızları (1948)” filmine yapılan göndermenin çok hoş olduğunu belirtmem gerek. Kahramanımızın bulabildiği ilk iş, tıpkı Antonio Ricci gibi afiş yapıştırma işi olacaktır!

Şehirde gözümüze çarpan onlarca garip yaratık, aslında bir Shaun Tan saplantısıdır. Neredeyse her kitabında, karşımıza benzerleri çıkan bu garip zoomorfik yaratıklardan bahsederken, “Kayıp Şey” isimli çizgi romanı hatırlamamız gerektiğine inanıyorum. “Kayıp Şey”e baktığımızda yalnızlık çeken başkarakterimizin garip bir varlıkla olan dostluğu dikkatimizi çekecektir. İşte “Uzak” çizgi romanında da, kahramanımız yabancısı olduğu bu yerde, yalnızlığını, odasında bulduğu bir hayvan ile paylaşır. Shaun Tan, ‘ötekileştirme’ eleştirisini de genelde bu farklı dostluk hikâyeleri üzerinden yapar.


İsimsiz kahramanımız, bu garip şehirde onunla aynı kaderi paylaşan insanların olduğunu fark ettiğinde ise, daha umut dolu bir hale bürünecektir. Shaun Tan’ın diğer eserlerinde olduğu gibi, “Uzak” çizgi romanı da karamsar ve ümitsiz bir atmosferle başlayıp bu şekilde devam ederken, umut vaat eden bir şekilde nihayete erer…


Not: Bu yazı ilk olarak Çizgi Roman Okurları Platformu'nda yayımlanmıştır.


Yazar: Uğur Tatar

0 yorum :

Yorum Gönder