Sayfalar

27 Ekim 2015

Fight Club 2 - #1 (Çizgi Roman Eleştirisi)

Chuck Palahniuk’ın “Fight Club” isimli ilk romanını nasıl yazdığı ile ilgili anlatılan meşhur olayı bilirsiniz. Palahniuk, otomobil tamirciliği yaparak hayatını kazanırken, arkadaşları ile birlikte katıldığı bir edebiyat grubunda “Project Mayhem” isminde kısa bir hikâye yazar. İşte bu kısa hikâye, üç ay gibi kısa bir süre içerisinde, yeraltı edebiyatının başyapıtı olacak olan Fight Club’a dönüşür! 1996 yılında basılan kitabın üzerinden tam 19 yıl -ve David Fincher imzalı filminin üzerinden ise tam 16 yıl- geçmesinin ardından Fight Club, isminin sonuna 2” rakamını alarak, bu sene itibariyle yoluna çizgi roman olarak devam ediyor…

Türkiye’de “Ayrıntı Yayınları” tarafından Amerika’daki orijinal baskılarla eş zamanlı olarak yayımlanmakta olan Fight Club 2'nin, 10 ayrı sayı olarak yayımlanacağını, Türkiye’de 4. ve Amerika’da 5. sayıların yayımlandığını da notlarımız arasına ekleyelim.

(Yazının buradan sonraki kısmı, çizgi romanla ilgili sürprizleri bozacak bilgiler içermektedir.)


#0: Diril Lazarus!

Amerika’da FREE COMIC BOOK DAY için yayımlanan, kitaptan/filmden kesitler sunan “Fight Club #0”, aslında bizi Fight Club 2'ye hazırlayan kısa bir fragman gibi adeta. Bu sayıda, Marla'nın hamile olduğunu ve Tyler Durden’in sandığımızın aksine ölmediğini öğreniyoruz hepsi bu kadar.

Fight Club'ın gökdelenin tepesinde geçen şok edici, belirsiz ve destansı finalinden sonra, Fight Club #0'da Tyler'ın tekrar ortaya çıkması bizi pek şaşırtmıyor açıkçası. Sonuçta Fight Club'ın devamı gelecekse, bu Tyler Durden'sız olamazdı. Asıl önemli olan Tyler'ın nasıl geleceğiydi. Fakat bu konuda olumlu konuşmak neredeyse imkansız! İyi düşünülmüş bir paralel kurgunun ardından pek de parlak olmayan bir şekilde yeniden doğan Tyler, ilerde yapacağı kötülüklerin habercisi olan pis sırıtışı ile yaratıcılıktan yoksun bir şekilde gözümüze sokuluyor.

Anlayacağınız Fight Club #0, üzerine konuşmaya değecek bir hikâye vaat etmiyor ve serinin çizeri Cameron Stewart da hünerlerini pek sergilemeden, bize son derece düz bir görsel anlatım sunuyor.


#1: Bazı Hayali Arkadaşlar Asla Çekip Gitmez!

Tyler Durden’ı bıraktığımız yerden 10 yıl sonrasında bulduğumuz ilk sayıda, Tyler için işler hayli karışmış bir vaziyette. Marla ile mutsuz bir evliliği olan Tyler, bu yetmezmiş gibi, kendi deyimiyle “spor olsun diye sikişmenin öngörülmeyen sonucu” olarak nitelendirdiği bir çocuğa sahip ve her yerde karşısına çıkan neferlerinden kaçarak geçmişini unutmaya çalışıyor. 

“Fight Club #0”da gördüğümüz üzere, Marla’nın hamileyim söylemine karşı, çocuğun kendinden olmadığını haykıran Tyler’ın, 10 yıl sonrasında da çocuğuna pek bir bağlılık ve sıcaklık sergilemediğini görüyoruz. Neredeyse hiç ebeveynleri ile yan yana görmediğimiz çocuk, Tyler’ı bile tanımayan bir bakıcı ile kalıyor ve boş zamanlarını, sıradan bir çocuğun uğraşlarından hayli farklı şeylerle geçiriyor. Mesela idrarla ıslatılmış saman, odun külü ve köpek bokundan bomba yapmaya çalışıyor! Evet, evet yanlış okumadınız. Gerçekten de bunu yapıyor. Zaten Tyler’ın çocuğunun da normal olmasını beklemek doğru olmazdı, öyle değil mi?

Ayrıca Tyler’ın 10 yıldır ikinci kişiliğini bastırmak için ilaçlar aldığını, kendini sıradan bir hayata sahip bir birey olmak için hayli zorladığını ve adını Sebastian olarak değiştirdiğini hatırlatalım. Zaten Marla ile ilişkilerinin temellerini sarsan şeyde tam olarak bu. Marla âşık olduğu adamı, yani Tyler’ı istiyor ve bu yüzden de Sebastian’ın ilaçlarının dozları ile oynayarak zaman zaman Tyler’ı geri getiriyor. Onun dışında kalan zamanlarını ise son derece mutsuz bir şekilde, terapi gruplarında geçiriyor. Anlayacağınız Sebastian, Tyler olmak istemiyor, Marla, Tyler’ı geri istiyor ve görüp görebileceğimiz en sorunlu ebeveynlerinin yanında garip bir çocuk büyümeye çalışıyor. İşte Fight Club 2’de bizi bekleyen tablonun girizgâhı bu şekilde…

Fight Club’ın hem kitabında hem de filminde alışık olduğumuz o karanlık atmosferin yerini, çizgi romanda neredeyse güllük gülistanlık diyeceğimiz bir atmosfer tasarımı alıyor. Aslında bu da çizgi romanın başlıca sorunlarından bir tanesini oluşturuyor. Cameron Stewart’ın çizimleri, Tyler’ın ya da şimdilerdeki adı ile Sebastian’ın sıradan biri olma çabası ile örtüşecek denli sade ve titizler. Sebastian’ın Tyler’a dönüştüğü zamanlarda araya serpiştirilmiş bazı uçuk, detaylı ve aşırı çizimlerle de Tyler’ın yaşadığı kişilik sorununu bir nebze olsun görselleştiriliyor. Fakat bunun yeterli olmadığını söylemeliyim. Neticesinde karanlık ve kaotik bir atmosfere sahip olan Fight Club’ın devamının bu denli sade çizimlerle anlatılması, insanın içine pek sinmiyor. Ama bunun yanında, sayfaların üzerinde çeşitli haplar ve gül yaprakları gibi nesnelerin yerleştirilmesinin de son derece yaratıcı bir fikir olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

Ama çizimlerle ilgili sorunlardan daha çok göze batan, hikâyeden kaynaklanan sorunlar oluyor. Palahniuk’in bariz bir şekilde kendini tekrar ettiğini ve yıllar önce yazdığı hikâyenin merkezine bir çocuk koymak dışında yaratıcı başka bir fikir sunmadığını söylesek bilmem abartmış olur muyuz? Tabii bir de iç kapakta yer alan “Senden uzay maymunu olur mu?” testini unutmamak lazım!


Bunun dışında Palahniuk’in sürekli olarak sürprizlerden ve şaşırtmalardan medet umması da fazlasıyla rahatsız edici bir durum. “Fight Club #0”da Tyler’ın ölmediğini sürpriz kisvesi altında veren Palahniuk, ilk sayının sonlarına doğru ise Tyler’ın aslında, “son on yıldır haftanın üç günü, elli dakikalığına dünyayı yönetmek için dirildiğini” bize gösteriyor.  Böylece Sebastian’ın sorunları için gittiği psikoloğun aslında hipnoz ile Tyler’ı ortaya çıkarmakla görevli olduğunu öğreniyoruz. Tyler ortaya çıkınca bilgisayar başına geçip birkaç tuşa basarak Dünya’ya dehşet saçıyor ve bu sahneler çok sığ bir biçimde bize sunuluyor. Üstelik zorlama fikirler ve az sayfada çok şey anlatma derdi yüzünden çabucak geçen olaylar yüzünden de çizgi romana adapte olmakta zorluk yaşıyoruz.


İlk sayının kusur bulunamayacak tek tarafı ise, David Mack tarafından yapılan muhteşem kapağı oluyor şüphesiz.



Eleştiri mi, Eğlence mi?

Fight Club denince aklımıza sadece yeraltında birbirini döven adamlar geliyorsa, bu kitabı/filmi pek, hadi dürüst olalım, hiç anlamamışız demektir. Fight Club demek “eleştiri” demektir; hem de çeneye atılmış bir yumruk kadar sağlam bir eleştiri! Kabaca ifade etmemiz gerekirse, genelde kapitalist sistemin, özelde ise hayatını saçma şeylerle anlamlandırmaya çalışan modern insanın eleştirisidir.

Hatta sistem eleştirisinin en iyi yapıldığı film dendiğinde akla “The Truman Show (1998)” ile birlikte “Fight Club / Dövüş Kulübü (1999)” gelir. Demem o ki Fight Club niteliksiz bir “vur-kır-parçala felsefesi” değildir, hiç olmamıştır. Bu yüzden Fight Club’ın devamından da aynı şeyleri beklememiz yadırganamaz herhalde. Ama karşımızdaki çizgi roman, maalesef hiç bir şekilde yukarıda anlatmaya çalıştığım Fight Club ruhunu taşımıyor. Olsa olsa onun ucuz bir kopyası olabilir sadece.


Tamam, kabul ediyorum beklenti oldukça büyük; Fight Club gibi kısa sürede kültleşmiş bir kitabın devamından bahsediyoruz sonuçta. Üstelik devamının, asıl eserin yaratıcısı tarafından kaleme alınması beklentiyi otomatikman ikiye katlıyor. Buna rağmen aslında bütün hayranların, asıl eserin yanında sönük kalacak bir çizgi romanla karşılacaklarını içten içe bildiklerine de eminim. Fakat sonucun, yıllar sonra gelen pespaye devam filmleri ya da ruhsuz Hollywood remake’leri kadar hayal kırıklığına sebep olması ise -en azından benim için- beklenmedik bir durum. Bu bağlamda çizgi romanın, Palahniuk’in elinden çıktığına inanmak da bir hayli güç oluyor tabii ki!


Belki de bahsettiğimiz tüm sorunları iyice katmerleyen en büyük sorun, çizgi romanın, Fight Club’ın eleştirdiği tüketim sistemine hizmet edecek kadar içinin boş olmasından kaynaklanıyor. Yani Fight Club 2 bir eleştiri değil, eğlence aracı olarak karşımızda arz-ı endam ediyor da diyebiliriz. Okuduktan sonra hatırlayacağınız kadar parlak fikirler içermiyor, hayatınızda bir şeyleri sorgulamanıza sebep olmuyor, bir daha okumanız için sizi davet etmiyor… Sözün özü, basit ve yavan bir eğlence olmanın ötesine gidemiyor.


Sadece bir sayıyı okuyup nasıl bu kadar acımasızca eleştirebiliyorsun diyebilirsiniz. Aslına bakarsanız, Fight Club 2’nin şuan Türkiye’de yayımlanmış tüm sayıları okumuş olarak bunları gönül rahatlığıyla söylüyorum. 4. sayıdan itibaren bir şeyler değişir mi bilemem. Fakat serinin şu an planlanan sayının yarısına geldiğini de göz önünde bulundurduğumuzda fazla ümitli olmamakta fayda var.



Yazar: Uğur Tatar

0 yorum :

Yorum Gönder