Sayfalar

9 Şubat 2015

Bir Senaryonun Anatomisi: Karadedeler Olayı (2011)

Amerika’da çeşitli kısa film projelerine imza attıkları rivayet edilen Erdoğan ve Erkan Bağbakan adlı kardeşler isimlerini, kendi öz vatanlarında çılgın bir korku filmi ile duyurmak istemektedirler. Peki, sizce bu film çekim aşamasındayken, iki kardeş arasında nasıl bir konuşma geçmiş olabilir? Elbette bunu bilmiyorsunuz, ama tahmin edebilirsiniz. Şimdi sizi, tahmin etme zahmetinden kurtarıp bu konuşmanın metni ile baş başa bırakıyorum. Fakat unutmayın, aşağıda yazan şeylerin gerçekle uzaktan yakından bir alakası yoktur! Ama olabilirde…

İki kardeş K… ilinin D… köyündeki sakin evlerinde oturmuş, yeni filmleri hakkında hararetli bir konuşma gerçekleştiriyorlardır.

Erdoğan: Bu ormanda cadı var diyorlar. Doğru mudur sence?

Erkan: Burada cadının ne işi var lan! Cadının olduğu yer Maryland ormanı…

Erdoğan: Maryland ormanı?

Erkan: Hani şu üç amatör belgesel sinemacı çocuğun öldürüldüğü orman. Hatta onların çektikleri video görüntüleri bir sene sonra ormanda bulundu ve The Blair Witch Project ismiyle 1999 yılında birçok ülkede gösterime sokuldu. Tabi sonradan tüm bunların kurmaca olduğu ortaya çıktı; ölen çocuklar adına yapılan gala bile! Çocuklar bir sonraki galaya kanlı canlı katıldılar. Her şeye rağmen bu harika numaranın çok tuttuğu ortada!

Erdoğan: Ee madem bu kadar çok tuttu bizde yapsak ya!

Erkan: Olum bu numara daha sonra sıkça tekrarlandı. The Blair Witch Project’in izinden giden bir sürü film çıktı piyasaya.

Erdoğan: Mesela?

Erkan: Diary of the Dead ve [Rec] filmleri ile zombileri, Cloverfield ile de uzaylıları gördük. Bir de Paranormal Activity var ama onu hiç bilmesen de olur.

Erdoğan: İyi ya işte, bizde henüz denenmemiş bu tür!

Erkan: Bizde de Ada: Zombilerin Düğünü var. Ama o korkuya komediyi karıştırarak biraz işin cılkını çıkartmıştı. 

Erdoğan: O daha çok Diary of the Dead’e yakın duruyor. Biz tıpkı The Blair Witch Project gibi gerçek olayları kullanalım. Yani filmde geçecek her şey gerçekten olmuş olsun. Nasıl fikir?

Erkan: Harika fikir! Dur bir dakika. Nasıl yani?

Erdoğan: Film bir köyde geçsin. K… ilinin D… köyünde, köylüler hava karardıktan sonra esrarengiz yaratıklar gördüklerini iddia etsinler mesela. Bir gazeteci de bu olayı araştırmak için o köye gitsin. Köyde uzun bir süre kalsın. Ancak bu süre boyunca olağan üstü hiçbir şeye rastlamasın. Sonra kamerasını köydeki küçük bir çocuğa bıraksın ve köyden ayrılsın. Gazeteci köyden ayrıldıktan sonra aralarında küçük çocuğun da bulunduğu yedi köylü katledilmiş olarak bulunsun. Genç gazeteci ise, jandarma tarafından sorguya çekilsin ve serbest bırakılsın. Ama daha sonra gazeteciden bir daha haber alınamasın. Sadece eşyaları köyün arkasındaki ormanda terk edilmiş olarak bulunsun…

Erkan: O zaman filmi sadece gazetecinin ve çocuğun çektiği görüntüler üzerine kuralım. 

Erdoğan: Gazetecinin sorgulandığı sahnede filmde yer almalı ama. Bir de bu olaya güzel bir kılıf giydirmeliyiz. Bu kasetler gazeteciyi sorgulayan yüzbaşının kasasından çıksın mesela.

Erkan: Hatta yüzbaşı intihar etsin. Bütün bunları inandırıcı kılmak için birkaç gazete kupürü de toplarız olur biter.

Erdoğan: Peki olay hangi tarihte olmuş olacak? 

Erkan: The Blair Witch Project filminde çocukların 1994 yılında kayboldukları iddia ediliyor. Bizim olayımız ise ondan da önce gerçekleşmiş olsun. 1989 güzel bir yıl bence.

Erdoğan: 1989 yılında... Sıradan bir köyde... Sıradan insanlar arasında... Sıra dışı bazı şeyler oldu... Nasıl ama?

Erkan: Erdoğan sen bir dâhisin olum! Süper olacak bu film süper! Hadi biraz ormanda gezintiye çıkalım. Hem yanına kamerayı da al; dolaşırken aklımıza parlak fikirler gelebilir. Ne dersin?

Erdoğan: Tamam, çıkalım. Ama en önemli şeyi unuttuk!

Erkan: Neyi unuttuk oğlum?

Erdoğan: Filmin ismini!

Erkan: Aa doğru ya! Bir bakalım. Şu bizim köydeki yaşlı kadını hatırlıyor musun? Hani gece bir şeyler gördüğünü söyleyen? Karababa mı Karadede mi öyle bir şey diyordu? Filmin ismi de buna benzer bir şey olsun.

Erdoğan: Karadedeler Olayı!

Erkan: Erdoğan sen var ya oğlum, sen bir dâhisin!

İki kardeş, evden çıkıp ormana doğru yürümeye başlarlar. Erkan’ın bir anda çişi gelir ve ağaçların arkasında gözden kaybolur. Onun işini bitirmesini bekleyen Erdoğan ise sıkılıp kamerayı çıkarır ve etrafı çekmeye başlar. Aniden Erdoğan’ın arkasından yaklaşan bir "şey" onu yakalar. Erdoğan can havliyle “Anneee! Anneeeee! Anneeeeeee!” diye haykırırken bir süre boyunca ormanda sürüklenir ve başını yukarı kaldırdığında onu sürükleyenin kahkahalarla gülen Erkan olduğunu görür… 

SON

Yazar: Uğur Tatar

0 yorum :

Yorum Gönder