Sayfalar

10 Şubat 2015

Bir Senaryonun Anatomisi: EV (2010)

Hatırlarsınız… Çok değil 3-4 yıl kadar önce, kısa adı BBG uzun adı Biri Bizi Gözetliyor olan bir yarışma programı vardı! Hani her türden insan, her tarafı kameralarla çevrili bir eve tıkılır ve kafesteki maymunlar misali tüm hareketleri izlenir ve de izlettirilirdi. Bu formatın çok tutmasıyla türevleri televizyonu epeyce bir süre işgal etti. Ama şükürler olsun ki artık o günlerden eski bir anı olarak bahsedebiliyoruz! Zamanında bu illetten yaka silkmiş olan Alper ve Caner Özyurtlu Kardeşler, bununla ilgili bir gerilim filmi yapmaya karar verdiler. Peki, sizce bu film çekim aşamasındayken, iki kardeş arasında nasıl bir konuşma geçmiş olabilir? Elbette bunu bilmiyorsunuz, ama tahmin edebilirsiniz. Şimdi sizi, tahmin etme zahmetinden kurtarıp bu konuşmanın metni ile baş başa bırakıyorum. Fakat unutmayın, aşağıda yazan şeylerin gerçekle uzaktan yakından bir alakası yoktur! Ama olabilirde…

Özyurtlu Kardeşler, evlerinin salonlarında uzanmış televizyon izliyorlardır. Aniden:

Alper: “Biri Bizi Gözetliyor” yarışmasından nefret ediyorum!

Caner: Bende! Dur bir dakika o yarışma biteli çok oldu.

Alper: Olsun ben yine de nefret ediyorum!

Caner: Peki tamam da ne yapalım yani?

Alper: Tepkimizi bir şekilde ortaya koymalıyız!

Caner: Ama nasıl?

Alper: Mesela bir film çekebiliriz!

Caner: Ama bu film için biraz geç kalmadık mı? Keşke bu filmi daha önce yapsalardı demezler mi? Hem o zaman daha çok kıymeti bilinirdi! Şimdi pek umursamazlar gibime geliyor…

Alper: Hayır! Hiçbir şey için geç değildir sevgili kardeşim.

Caner: İyi öyle olsun bakalım. Sonra söylemedi deme. Peki, nasıl bir film var aklında?

Alper: “Biri Bizi Gözetliyor”a benzer bir yarışma ile ilgili olacak. Mesela yarışmanın bitmesine haftalar kala, bir eleme günü olanları anlatabiliriz.

Caner: İyide neler olacak o eleme gününde?

Alper: Bu tarz yarışmalarda her şeye ağlayan biri mutlaka olur ve ben bu tip kişilerden hep nefret etmişimdir! Mesela eleme gününde, yarışmanın en ağlak kişisinin yarışmadan elenmesiyle başlayabilir film. Hatta bu çocuğun ismini de Yiğit koyalım. İsmi yiğit ama kendi değil gibisinden güzel bir ayrıntı olabilir. He he he! Neyse işte onun gitmesiyle 15 yarışmacıdan geriye sadece 7 yarışmacı kalsın. İşte biz bu 7 yarışmacının başına gelenleri anlatalım.

Caner: Neler gelecekmiş bu 7 yarışmacının başına? Hem neden 7? Neden 8 değil mesela?

Alper: Bilmiyorum. Hem ne fark eder ağzımdan öyle çıktı! 7 kişi kalacak işte o kadar!

Caner: Peki, peki anladık. Sonra ne olacak? Asıl önemli olan o!

Tam o sırada iki el silah sesi duyulur ve eli silahlı biri (bu Deniz Celiloğlu’ndan başkası değildir) sakin bir şekilde içeri girer…

Deniz: Şşşşşt! Sizi rehin alıyorum.

Alper: (Caner’e dönerek) Nasıl ama?

Caner: Ney nasıl ama? Deli misin be! Ne oluyor!

Alper: Hala anlamadın mı oğlum? Her şey o eleme esnasında olacak işte? Eli silahlı, kimliği belirsiz biri yani bizim Deniz, EV’in bütün çıkışlarına bomba yerleştirip içerdeki 7 yarışmacıyı rehin alacak…

Deniz: Merhaba. Öncelikle kısaca durumu özetliyim size. Bütün çıkışlarda bomba var. Bütün bombalar birbirlerine ve bu bileğimdeki alete (bileğini işaret eder) bağlı. Eğer birileri içeriye girmeye çalışırsa ya da birileri dışarıya çıkmaya çalışırsa patlar! Cep telefonu bağlantım kesilirse, nabzım olağan dışı bir şekilde düşerse patlar! Son ve en önemli konu… Canlı yayını kestiğinizi biliyorum, beş dakika içinde tekrar canlı yayına dönülecek!

Caner: Bu sözlerde ne demek oluyor? Hey! Yoksa siz bunu daha önce çalıştınız mı?

Alper: (Mahcup bir gülümsemeyle) Eh işte birazcık sevgili kardeşim.

Caner: Ben bunu ilk kez benimle paylaştığını düşünmüştüm ama! Neyse… Yalnız yarışmacılardaki korkuyu olabildiğince doğal bir şekilde perdeye aktarmamız lazım. Bu yüzden filmi EV’deki kamera açılarından çekmeliyiz. Sanki gerçekten bu olay oluyormuş da bizde Televizyondan izliyormuşuz gibi yani anladın mı? Birde 8. kişi olarak kameraman da rehin alınmalı bence.

Alper: Bu süper fikir sevgili kardeşim!

Deniz: Evet bu süper fikir dostum!

Caner: Sağ olun da peki sonra ne olacak?

Alper: Saldırganın zoruyla tekrar canlı yayına geçilecek ve gerilim dolu bir “oyun” başlayacak…

Caner: Deniz Celiloğlu’nun ismini bilmediğimiz saldırgan rolündeki performansından hiç şüphe duymasam da (Deniz’e şüphe dolu bir bakış atar), diğer oyuncuların doğal performanslar sergilemeleri lazım yoksa film hiç inandırıcı olmaz.

Alper: Sen o işi hiç merak etme sevgili kardeşim. Kafamda çok iyi isimler var! Ama aklıma bir şey takıldı. EV’de rehin alınan herkes salya sümük ağlarken, eline kamera tutuşturulan kameramanın hiçbir tepki vermeden her şeyi çekmesi pek inandırıcı değil gibi. Ne dersin?

Caner: Aaa! Hiçte değil! Bence süper olacak. Düşünsene seyirciler, her şeyi olay yerindeki bir adamın omuz kamerasından izleyecek. Çok gerçekçi!

Alper: Umarım öyle olur. Birde filme sade bir isim bulmalıyız.

Caner: Evim Evim Güzel Evim!

Alper: Yok daha neler! Saçmalama! Basit, sıradan bir isim olmalı… Hmm…

Caner: EV!

Alper: Ne EV’i?

Caner: EV işte… Yarışmanın ve doğal olarak filmin ismi… EV!

Alper: Bak o olur işte. Neden daha önce düşünemedim ki ben bunu.

Uzun süredir sessiz kalan Deniz, suskunluğunu bozar…

Deniz: Unutma. Bir oyunu kimin başlattığı değil kimin bitirdiği önemlidir!

Caner: Bu biraz Jigsaw’vari olmadı mı?

Alper: Yoo hiçte bile! Hem bak buraya yazıyorum. Bu adam bu rolü çok iyi oynayacak! 

SON

Yazar: Uğur Tatar

0 yorum :

Yorum Gönder