Sayfalar

17 Şubat 2015

Ben X (2007)

Nic Balthazar, intihar eden otistik bir gençten etkilenerek bir roman ve ardından bir tiyatro oyunu yazar. Sonra da yazdığı romandan uyarladığı bir film çeker. Bu film, Montreal Film Festivali’nde Grand Prix Ödülü’nü kazanır, Belçika’nın 2008 yılında “En İyi Yabancı Dildeki Film” Oscar adayı olur ve İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilip Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği tarafından FIPRESCI Ödülü’ne layık görülür. Bu hangi film diye merak mı ediyorsunuz? Cevap veriyorum, Ben X!

Etkileyici bir müzik ve Archlord oyununun görüntüleri ile hazırlanmış hoş bir jenerik ile başlar film. Parlak zırhlı ve keskin kılıçlı bir şövalye, beyaz atını dörtnala koşturuyordur sanal dünyada. Sonra kamera bilgisayarın ekranından yavaşça uzaklaşır ve bize odayı gösterir. Archlord oyununun posterleri, maketleri ve figürleri ile süslenmiş bu odada, oyunu oynayan karakterimiz Ben’i (Greg Timmermans) görürüz kısa bir an ve ardından iç sesini duyarız. Kimsenin onu anlamamasından yakınır. Ardından kadraja bir kadın girer. Bu Ben’in annesidir (Marijke Pinoy). Röportaj havasındaki bu sahnede Ben’in annesi, “Her zaman önce biri ölmeli. Yoksa her şey devam eder.” der. Daha filmin başında bu şüphe uyandıran sahne bizi büyük bir merak içerisinde bırakır.


Gus Van Sant’ın "Elephant / Fil (2003)" adlı filmi Amerika’da hala yaygın olan, öğrencinin kendi okulunu silahla basma vakasının içine sokmuştu bizi. Film ilerledikçe Ben X’te de olayın bu noktaya varabileceğini düşünmeye başlıyorsunuz. Asperger sendromundan mustarip olan Ben, okulda bir grup serseri çocuğun zorbalıklarına maruz kalarak “öteki”leştirilir. Çevresini ayrıntı odaklı bakarak algılamaya çalışan, dar kapsamlı bir konuyla fazla ilgilenen Ben, bütüne ulaşmakta zorlanan, arkadaşlık kurmakta başarısız, buna bağlı olarak sosyal ve duygusal konularda eksiklik yaşayan bir gençtir. Filmin, otistik birinin iç dünyasını etkileyici bir şekilde aktardığını söyleyebiliriz.

Oyunculuklar da oldukça başarılı filmde. Özellikle ilk oyunculuk deneyimi olan Greg Timmermans, (bana tipi yüzünden Tobey Maguire’yi anımsatıyor) Ben karakterini fazlasıyla benimsemiş gibi gözüküyor. Ayrıca oyunculuğu hiç göze batmıyor ve gerçekten çok inandırıcı. Scarlite’i oynayan Laura Verlinden ise filmin sonlarına doğru ortaya çıksa da güzelliği ile akıllarda kalmayı başarıyor. 

Film, sürpriz sonun işaretini vermeden ve merakınızı ayakta tutarak ilerliyor. Sona yaklaşırken sizi şaşırtıyor ve sonunda da şok etmeyi başarıyor…


Yazar: Uğur Tatar

0 yorum :

Yorum Gönder