Sayfalar

15 Temmuz 2012

Charlie and the Chocolate Factory / Charlie'nin Çikolata Fabrikası (2005)

Karlı bir kış gününde gizemli bir çikolata fabrikasının Wonka çikolatalarını hazırlamasını izliyoruz. Ancak bu fabrika onun kurucusu gibi sıra dışı ve içinde olan bitenler bizi nasıl bir masal dünyasının beklediğine işaret ediyor. Hemen filmin başında Golden Ticket, yani ilerde göreceğimiz fabrikaya giriş biletlerinin dağıtılışına tanık oluyoruz. Bu çikolatalar Wonka şirketinin kamyonlarıyla dünyanın dört bir yanına dağıtılıyor.


Hikâyemizin Kahramanı: Küçük Charlie Bucket

İşte hikâyemiz burada yavaş yavaş canlanmaya başlıyor. Fakir bir ailenin çocuğu olan Charlie Bucket bir çikolata ambalajının içine konmuş olan şans biletinin onun hayatını değiştireceğinden habersiz bir şekilde ailesiyle vakit geçiriyor. Charlie’nin babası yöredeki diş macunu fabrikasında çalışıyor ve pek de iyi bir maaşı olduğu söylenemez. Aslına bakarsanız hiç de kolay koşullarda çalışmıyor ve eve döndüğünde çocuğuna verebileceği belki de tek hediye diş macunu. Ancak Charlie bu durumu pek de umursamıyor ve hatta bu diş macunlarından Willy Wonka’nın içinde bulunduğu çikolata fabrikasının maketini yapıyor. Bu makette bir tek Willy Wonka’nın kafası eksik ve babası ona bu parçayı buluyor. Charlie, sadece anne ve babası ile değil aynı zamanda aynı yatağı paylaşan yaşlı insanları da içine alan garip bir aileyle yaşıyor. Charlie’nin büyükbabası onun yaptığı maketi görünce Willy Wonka’nın yanında çalıştığı günleri hatırlıyor ve burada asıl hikâyenin ne olduğunu anlamaya başlıyoruz.

Willy Wonka’nın İlk İşi…
 
Dedemiz bizi 20 yıl öncesine götürüyor ve Willy Wonka’nın ilk işine Kiraz Caddesi’nde tek bir dükkânla başlamış olduğunu öğreniyoruz. Ancak sıradan bir adam olmayan Willy Wonka’nın şekerlemeleri ve çikolataları da onun gibi sıra dışı. Dünyanın dört bir yanından sadece onun şekerlerini almak için birçok istek geliyor. Şimdiye kadar ürettiği şekerlemelerin ve çikolataların eşi benzeri yok. Charlie’ye onun bir dahi olduğunu söyleyen büyük babası ilk ve dünyanın en büyük çikolata fabrikasını bundan 5 yıl sonra açtığını söylüyor. Ayrıca Willy Wonka, Hindistan da sırf çikolatadan bir saray bile yapıyor. Ancak zamanla rakipleri Willy Wonka’nın gizli tariflerini öğrenmek için casuslar gönderiyor. Çok geçmeden bu çaldıkları formüllerle kendileri de sıra dışı şeyler üretmeye başlıyorlar. Willy Wonka bu durumu duyunca bir gün bütün işçilerinin habersiz bir şekilde işlerine son veriyor ve fabrikayı ebediyen kapattığını söylüyor.

Willy Wonka’nın Altın Biletleri!

Bu fabrikanın gizemli bir şekilde işçisi olmadan çalıştığını biliyoruz. Bir gün her tarafa yazılı olarak duyurular asılıyor. Willy Wonka çikolataların ambalajlarının içinde olan altın biletlere sahip olacak 5 çocuğun fabrikayı bir gün boyunca dolaşabileceğini söylüyor. Ayrıca hayat boyu yiyebilecekleri kadar çikolatanın yanında bir de kazanana ek olarak büyük bir ödül vereceğini duyuruyor. Charlie doğum gününde hediye olarak sadece 1 çikolata alabiliyor, yani şansı birkaç milyonda bir, hatta belki de milyarda bir. İlk altın bileti bulan televizyona çıkıyor ve ilk talihlinin şişman aç gözlü bir çocuk olduğunu görüyoruz. Daha sonra babasının şımarttığı bir kız zengin olan ailesinin binlerce çikolata almasının ardından altın bileti bulan ikinci şanslı kişi oluyor (tabi buna şans denirse). Filmi izlerken çok hoş esprilere tanık oluyoruz ve gerçekten bu çikolataların değeri, seyirci olarak gözümüzde birkaç kat artıyor. Charlie çikolatasını ailesinin de isteğiyle biraz erken açıyor. Herkesin umutla baktığı çikolatanın ambalajı yırtıldığında içinde altın biletin olmadığını gören ailesi aslında Charlie’den daha çok hayal kırıklığına uğruyor. Ancak Charlie hiç düşünmeden elindeki doğum günü hediyesini ailesiyle paylaşıyor.

Altın Biletler için Son Şanslar
 
Gün geçtikçe Charlie’nin altın bileti bulma şansı biraz daha azalıyor ve hatta doğum gününden sonra artık şansı yokmuş gibi hissediyorsunuz. Zamanla haberlerde altın bileti bulan yeni çocuklar ortaya çıkıyor. Kazanmaya odaklanmış karateci bir kız ve kendini bugünün dünyasında kaybetmiş ancak zeki bir çocuk altın biletlerden 2 tanesini kazanıyorlar. Artık sadece bir bilet kalıyor ve bu çikolata satışlarının patlamasına neden oluyor. Ancak bu diş çürüklerini de arttırıyor ve diş macunu fabrikasındaki satışlarda tavan yapıyor. İşverenler bu parayı işçilere zam olarak değil macun fabrikasını daha modern hale getirmek için kullanmayı seçiyorlar. Sonuçta babamız zaten zor olan hayatına bir de işsizlik darbesiyle devam etmek zorunda kalıyor. Tüm bunlardan sonra Charlie’nin büyükbabası sakladığı son parasını da çikolata için harcamaya karar verip Charlie’yi çikolata almaya yolluyor. Sonuçta maalesef altın bileti bulma konusundaki bu girişimlerimiz de hayal kırıklığıyla sonuçlanıyor. Artık etrafta bir Rus çocuğun son bileti bulduğu dedikoduları dolaşırken karın içine saplanmış 10 doları gören Charlie hemen bir dükkâna girerek çikolata satın alıyor. Bu arada gazete Rus çocuğun kazandığı haberinin yalan olduğunu söylüyor. Bunu öğrendiğimiz anda Charlie’nin elindeki çikolata gözümüzde bir anda daha değerli bir hal alıyor. Charlie yavaş yavaş çikolata ambalajını yırttığında gözlerine inanamıyor. Altın bilet artık son talihlisinin ellerinde ve aslında onu en çok hak eden kişide. Etrafına bu bilet için servetler ödeyebilecek insanlar üşüşüyor ancak o dükkânın sahibinin de desteğiyle evine ailesinin yanına koşuyor. Ailesine haber verdiğinde en çok Willy Wonka’nın yanında çalışmış olan dedesi seviniyor ve dans etmeye başlıyor. Ancak Charlie paraya çikolatadan daha çok ihtiyaçları olduklarını ve bu bilete servetler ödeyecek insanlar olduğunu söylüyor. Bu biletlerden sadece 5 tane olduğunu ve dışarıda her zaman para olacağını, sadece bir aptalın bu şansı geri tepeceğine dair aldığı nasihatten sonra bu fikrinden vazgeçip fabrikaya gitmek için büyükbabasıyla hazırlanıyorlar.


Çikolata Fabrikası ve Willy Wonka 

5 tane talihlinin fabrika önünde içeri girmek için saatin 10:00 olmasını beklediklerini görüyoruz. Tabi bütün dünya bu anı bekliyor. Sonuçta içeri giriyoruz ve Willy Wonka’nın kendisini öven bir müzik eşliğinde karşılanıyoruz. Buradaki komik anların ardından Willy Wonka yanı başımızda beliriyor. Willy Wonka görünüm itibariyle çok ilginç bir yapıya sahip. Komik biçimde kesilmiş saçları, yine komik gözlükleri ve solgun suratıyla ilginç bir karakter olduğunu zaten en başından bize gösteriyor. Ayrıca konuşmalarında açık sözlü ve esprili olduğu da gözlerden kaçmıyor. Daha en başından ne kadar garip bir insan olduğunu gösteren Willy Wonka konuşmayı da beceremiyor. Ellerindeki kartlarda yazan yazıları okuyarak çocukları ve yanlarında getirdikleri aile üyelerini içeri davet ediyor. İçeriye girdiğimizde yine ilginç ve komik anlar yaşanıyor. Onunla tanışıp gönlünü kazanmaya çalışan çocuklara biraz korkarak ve iğrenerek bakıyor. Onlara gerekli cevaplarını kendisinden beklenecek tarzda verdikten sonra “aile” kelimesini söylerken zorlandığını ve bundan iğrendiğini fark ediyoruz. Çocukları ilginç bir kapıdan içeri soktuğunda çikolatanın doğal ortamı denilebilecek bir yere geliyoruz ve etraf geçekten çok renkli. Nehir diye akan şey çikolata ve etraftaki yeşillikler ağaçlar vs hepsi yenebilecek malzemelerden yapılmış durumda. Willy Wonka etrafta bize olan biteni anlatıyor ve eğlenmeye bakmamızı istiyor. Bunu duyan çocuklar ve aileleri dört bir yana dağılıyorlar. Şişko olan çocuk kendisinden beklenecek bir şekilde önüne çıkan her şeyi büyük bir aç gözlülükle yemeye başlıyor. Diğer çocuklarda kendilerine uyan karakterde hareket ediyorlar. Bu arada Ompa-Lumpa denen insanları görüyoruz (bunlar fabrikanın çalışmasını sağlayan kişiler). Bu adamlar bizi bazen fazlasıyla gıcık edebiliyorlar ve her elenen talihliden sonra şarkılar söylüyorlar!

Willy Wonka’nın Kişiliği ve Hayatı

Bu arada Willy Wonka ona sorulan sorulardan dolayı geçmişe dönerek anılarını hatırlıyor. Bu şekilde aslında Willy Wonka’nın gerçekten bu kişiliğe sahip olmasının nedenini anlamaya başlıyoruz. Willy Wonka cadılar bayramında onun yaşındaki her çocuk gibi şeker toplamaya gidiyor. Kendisinin çocuk halini ilk gördüğümüzde garip bir alet dişlerine bağlanmış ve bu halde sanki her an gülümsüyormuş gibi bir his veriyor bize. Ardından topladığı şekerlere babasının el koyduğunu görüyoruz. Bu arada Willy Wonka’nın babası şehrin en ünlü diş doktoru ve oğlunun da şeker ya da çikolata cinsi şeyler yemesine izin vermiyor. Onun topladığı şekerleri şöminedeki ateşe atarak yakıyor. Ancak hayatında hiç şeker ve çikolata yemeyen Willy babasının bu davranışıyla tatlılara karşı daha da meraklı oluyor. Bir gün şöminenin ateşinde kül olmuş şekerlemelere ve çikolatalara bakarken bir tane çikolatanın tam olarak yanmadığını görüyor ve hemen tadına bakıyor. Willy artık çikolatadan vazgeçemez bir hale geliyor ve babasının tüm uyarılarına rağmen evi terk edip çikolatanın ana memleketlerine gideceğini söylüyor. Ve gidiş o gidiş babasıyla o günden sonra bir daha asla görüşmüyorlar. Buradan Willy’nin neden aileleri sevmediğini ve çikolata, şekerlemeler tarzı şeylerle neden bu kadar ilgilendiğini daha iyi anlıyoruz.


Kazanan Talihlimiz Charlie!

Teker teker bütün talihliler hırslarının ve ukalalıklarının kurbanı oluyorlar. Kendilerine uyan şekilde ve şarkılar eşliğinde aileleri ile birlikte eleniyorlar. Sonunda tek kalan talihli Charlie’yle büyükbabası oluyor ve Willy Wonka onları uçan camdan asansörüyle evlerine kadar bırakıyor. Büyük ödül olarak Charlie’ye çikolata fabrikasını bıraktığını söylüyor. Charlie ailesini de yanına almak istiyor fakat bizim ailelerle sorunu olan Willy Wonka bunun yaratıcılığı engellediği tarzından bir şeyler söyleyerek onu fabrikada sadece kendisiyle birlikte yaşamaya davet ediyor. Ailesiyle çikolatalar arasında seçim yapması istenen Charlie gözleri yaşlı bir şekilde o zaman bu ödülü istemediğini söylüyor. Charlie’nin bu tepkisine anlam veremeyen Willy tekrar teklifini tekrarladıktan sonra biraz şaşkın biraz da kırgın bir biçimde çikolata fabrikasına geri dönüyor. Bu olanlardan sonra Willy kendisini mutsuz hissediyor ve düşünmeye başlıyor. Düşündükçe onu mutsuz eden bu olay artık vicdan azabı halini alıyor ve çikolataları da artık kimseye tat vermemeye başlıyor.

Willy Wonka ve Charlie için Yeni Hayatların Başlangıcı

Charlie’nin hayatı daha kötüye gitmiyor ve babası aynı yerde öncekinden daha iyi bir iş buluyor. Charlie bir gün dışarıda ayakkabı boyuyor ve ayakkabısını boyadığı kişinin Willy Wonka olduğunu görüyoruz. Willy, Charlie’ye kendini hiç iyi hissetmediğini söylüyor ve onu kötü hissederken neyin iyi hissettirdiğini soruyor. Charlie’den ailem yanıtını alıyor ve Charlie ona neden ailesine karşı olduğunu soruyor. Willy sorunun onun ailesi olmadığını ve tüm bu aile meselesinin olduğunu, ailelerin neyi yapıp yapmamalarını söylediklerinin ve bunun yaratıcılığa zarar verdiğini söylüyor. Ancak Charlie ailelerin bunları koruma amaçlı söylediklerini söylüyor ve istersen sorabilirsin diyor. Willy burada aslında içinde olan ancak kendisine bile söylemeye cesaret edemediği baba hasretinin de verdiği duygularla: “Kime soracağım, babama mı?” diyor. Yıllardır görmediği ve bu yüzden hep biraz kırgınlıkla hatırladığı babasının yanına gidiyor. Orada babasıyla biraz olsun kucaklaşıyorlar. Willy bundan sonra Charlie’ye teklifini tekrar yineliyor ancak Charlie bir şartla kabul ediyor ve artık Willy Charlie’nin ailesinden biri oluyor.

Willy ailesi olduğu için her zamankinden daha mutlu ve huzurlu, Charlie’nin ise artık bir çikolata fabrikası var…

SONuç

Bu hikâye belki şu ana kadar izlediğimiz “Ailenizi sevin, sevdiklerinize değer verin!” mesajlarını veren tüm filmler arasında bunu çocuk dünyasından bir masalla anlatan ve anlatırken iyiyi, kötüyü, doğruyu, yanlışı kesin çizgilerle ayıran bir film olma özelliğini taşıyor. Masal dünyasının iki ana kahramanı olan Willy ve Charlie'nin, bize bu çikolata fabrikası hikâyesinde verdiği en önemli mesaj, hayatın sürprizlerle dolu olduğu ve imkânsız diye bir şeyin olmadığı. İçerisinde çocuklar için çok güzel mesajlar ve espriler barındıran bu film Johnny Depp’in muhteşem oyunculuğuyla daha büyük yaştan seyircilerinde izlemesini fazlasıyla hak ediyor. Keyifli seyirler...



0 yorum :

Yorum Gönder