Sinemada Son Peygamberi Anla(t)mak (Özel Dosya)

The Message (1976) - Muhammad: The Last Prophet (2002) - Muhammad: The Messenger of God (2015)

Sayfalar

22 Mart 2020

Strings / İpler (2004)

Türkiye'de kuklacılık dendiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olan Ünver Oral, "Kukla ve Kuklacılık" isimli kitabında, "Kuklanın geçmişi muhakkak ki insanlık tarihi kadar eskidir." der. Hindistan'da ortaya çıkan, Orta Asya, Roma ve Eski Mısır'ı aşarak bütün dünyaya yayılan bu kadim sanat, önceleri toprak ve taş, sonraları ağaç, deri ve bez formuna büründü. Ve eskiden olduğu kadar yaygın olmasa da günümüzde hala varlığını sürdürüyor. Hal böyle olunca sinemanın bu köklü anlatı geleneğinden uzak durması da pek düşünülemezdi elbette. Şimdiye kadar kuklaları kullanan birçok film ve dizi görmüşüzdür. Ama hiçbirinin İskandinav menşeli "Strings" (İpler, 2004) kadar etkileyici bir görselliğe sahip olduğunu sanmıyorum. Danimarkalı yönetmen Anders Rønnow Klarlund ile kariyerindeki ilk ve tek senaryosunu yazan Danimarkalı şair Naja Marie Aidt ikilisinin yarattığı bu filmin en önemli özelliği ise tamamen kuklalar ile çekilen ilk uzun metraj film olması.


20 Mart 2020

Golden Time (2014)

Takuya Inaba'nın Golden Time adlı animasyonu, 60'lı yılların gözdesi olan bir televizyonun hurdalığa atıldıktan sonra oradan kurtulma çabasını ilginç bir biçimde ele alıyor. Bana göre teknik açıdan kusursuz olan bu güzel animasyonunu incelemeden önce televizyonun tarihine biraz değinmek istiyorum.


18 Mart 2020

Son Buluşma (2008)

Bir imparatorluğun postalsız, tüfeksiz, azıksız kalmış ordusu, dünyanın en güçlü donanmalarına geçit vermeyerek şanlı bir destan yazdı Çanakkale'de. Trabzon'dan, Muş'tan, Ankara'dan, Diyarbakır'dan, Artvin'den, Bingöl'den, Tokat'tan, Elazığ'dan... Anadolu'nun dört bir yanından gelen kadın, erkek, çocuk bir bir düştü toprağa.  Gurur duyulacak bir savaş, onurlu bir mücadele oldu Çanakkale. Emperyalizmin kanlı elleri sömürge diyarlarının analarından koparıp getirmişti evlatlarını. Düşman diye karşımıza koymuştu. Bir bir düştü yavrular. Şehitlerimizle koyun koyuna, her biri bizim evlatlarımız oldu.


8 Mart 2020

Period. End of Sentence. (2018)

Kadın olmak zordur, dünyanın her yerinde toplum tarafından ona biçilmiş rollere uyumlu, iyi bir anne, eş, kardeş, çocuk olması ve aynı zamanda güçlü olması beklenir. Birileri sürekli bir şeyler dayatır, etiketler yapıştırır, hizmet bekler ama kadına özgü her durum ayıptır. Konuşulmaması, bilinmemesi gereken sırları vardır. Çoğunluğun duyunca bile sanki cinayet işlemişsiniz gibi tepkiler verdiği Regl dönemi mesela…


Sinemamızın Emekçi Kadınları: 10 Kadın Yönetmen

"Bir kadın ne yapabilir diye bakıyorlardı, kuşkulu bir bakıştı." Bu söylem, Türkiye sinema sektöründe kendine bir yer edinme mücadelesi vermiş Bilge Olgaç'a aittir. Bu söylemde bahsi geçen kuşkulu bakış, aslında sadece sinema sektörü için değil kadının var olmaya çalıştığı her alana atılan o tanıdık hoyrat bakıştır. Türk sinemasına geriye dönük bir bakış attığım da ilk başta "neden hiç kadın yönetmen yok" şeklinde bir yakarış düğümlendi boğazımda. Bunun üzerine küçük bir araştırma yaptıktan sonra boğazımdaki bu düğüm, bir köz tanesi olup vicdanıma düştü. Çünkü bu alanda emek veren kadın sayısının hiç de azımsanmayacak bir oranda olduğunu fark ettim. Bugüne kadar bahsi geçen kadınların sinema sektörüne verdikleri emeği görmediğim için kendi adıma hepsinden özür diliyorum. Ve "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü" vesilesiyle Yeşilçam'dan günümüze bu alanda var olmaya çalışmış kadın yönetmenlerimizden 10 tanesini anmak istiyorum. Dilerseniz Yeşilçam'ın ilk kadın yönetmeniyle başlayalım.


24 Şubat 2020

The White Helmets / Beyaz Miğferler (2016)

Orlando von Einsiedel'in yönettiği, 2017 yılında "En İyi Kısa Belgesel" Oscar ödülünün sahibi olan The White Helmets filminde Suriye'deki savaş ve kendini insanları kurtarmaya adamış bir grup işleniyor. 2013 yılında kurulan Beyaz Miğferler, Suriye'nin sivil savunma örgütü diyebiliriz. 120 merkezde faaliyet gösteren bu örgütün 2.900 sivilden oluştuğu söyleniyor.  Beyaz Miğferler olarak adlandırılan bu grup savaş uçaklarının sesini duyar duymaz canları pahasına sivillere yardım etmeye koşuyor. Hep diken üstünde bekleyen, adım başı patlayan bombaların tozu dumana kattığı şehirde bir evden diğerine yetişmeye çalışan, Suriye'nin kahramanları. Her sabah kendi aileleri ile vedalaşıp Halep'in El Ensari semtinde bulunan merkeze gidiyorlar. Merkez dediysem henüz yıkılmasa da perişan haldeki bir yapı.


22 Şubat 2020

Resurface / Sörf Terapisi (2017)

Yönetmenliğini Joshua Izenberg ve Wynn Padula'nın yaptığı Resurface filminin başlangıç sahnesinde, gaziler kaybettikleri uzuvlarının yerine protezlerini takıyorlar.  Bu sahneden sonra "Sörf yapmak onları nasıl iyi edebilir ki?" diye düşündüm. Ama sahneler ilerledikçe fark ettim ki film bu sorumu yanıtsız bırakmıyordu. Bu insanlar bir şeylerle mücadele etmeye bağımlılar, uzun yıllar bu şekilde eğitim görmüşler; bu nedenle sörf yaparken dalgalarla mücadele etmek bir nevi savaşta olma hissini yeniden yaşamalarını sağlıyor. Tek bir fark var ki burada kimse kimseye düşman değil, kimse öldürmüyor ve ölmüyor. İlk kez bir savaşta kazanınca mutluluğu içten yaşayabiliyorlar belki de. Su ile buluştuklarında vaftiz edilen bebekler gibi günahlarından arınıyor, düşünceleri okyanusa karışıyor.


Lady in the Water / Sudaki Kız (2006)

İşin aslı birçok ebeveyn çocuklarına masal anlatmayı sever. Ama bazıları çocuklarına anlattığı masallar konusunda çok daha ileri gider. Söz gelimi Orta Dünya'nın yaratıcısı J. R. R. Tolkien'i ele alalım. Kendisi 20 yılı aşkın bir zaman boyunca, her aralık ayında çocuklarına mektup yazmış ve bu mektupların Noel Baba'dan geldiğine onları inandırmıştır. Yani sadece masal anlatmakla kalmamış, bu masalı çocuklarıyla birlikte yaşamıştır. Belki M. Night Shyamalan onun kadar ileri gitmiyor ama o da "Lady in the Water" filminin temellerini atarken, aslında çocuklarına anlattığı bir masalın peşine takılıyor. Hintli yönetmen, anlattıkça onu ve çocuklarını daha çok büyüleyen bu masaldan, en sonunda bir resimli kitap ve bir uzun metraj film çıkarmayı başarıyor.


22 Ocak 2020

Gerçek Kesit: Manyak (2018)

1990'ların başı… Özel kanalların kurulmaya başladığı yıllar... Sarıbıyık diye bildiğimiz Çağlar Kaşıkçılar, o dönemde kurulan kanallardan biri olan Flash TV'ye dublaj için gider. Orada kendisine çekilmesi planlanan Gerçek Kesit programından bahsedip oynamasını teklif ederler. Cahit Kaçıkçılar bu teklifi kabul eder. İlk iki bölüm yan rollerde oynar, üçüncü bölümden sonra başrole geçer. Onuncu bölümden sonra da programın senaryosunu yazmaya başlar. Bilmeyenler için bu enteresan bir bilgi! Evet, senaryonun büyük kısmını Çağlar Kaşıkçılar yazmıştır. Gerçek Kesit, Flash TV'de 450 bölüm yayınlanır.


19 Ocak 2020

Türk Pasaportu / Turkish Passport (2011)

Üzerinden üç çeyrek asır zaman geçmesine rağmen II. Dünya Savaşı, hakkında en çok söz söylenen, araştırmalar yapılan, kitaplar yazılan ve filmler çekilen meselelerden biri. Ama buna rağmen, o döneme ait hala aydınlanmamış ya da unutulmaya yüz tutmuş olaylar bizi şaşırtmaya devam ediyor. Mesela "Türk Pasaportu"nda bir grup kahraman Türk diplomatın Fransa'daki Yahudi kökenli Türk vatandaşlarını kurtarmak için hayatlarını ve kariyerlerini hiçe saymalarını izliyoruz. Tarihin tozlu raflarından çıkarılmış bu bilinmeyen hikâyeyi, yönetmen Burak Cem Arliel, hamasi söylevlerin kurbanı olmadan, samimi ve vurucu bir şekilde ele almayı başarıyor.