Sayfalar

30 Ekim 2022

İPEK HALININ TARİHİ Belgeseli: İlmekler Vasıtasıyla Aktarılan Hayatlar

Her insan aslında bir hikâyedir. Ve her insan özünde bir hikâye anlatıcısıdır. İnsanoğlu, çağlar boyunca farklı yollar ve malzemeler kullanarak, hikâyesini anlatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı denemiştir. Başlangıçta mağara duvarlarını boyayan insan, sonraları taş yüzeyleri kazıyarak ya da ihtişamlı yapıların duvarlarını kabartmalarla süsleyerek hikâyelerini aktarmayı sürdürmüştür. Zaman ilerleyip insanoğlu geliştikçe taşların yerini kâğıtlar almış ve insan, hikâyelerini kâğıdı kullanarak aktarmaya devam etmiştir. Ama bu süreçte kullanılan malzeme sadece taş, duvar, kaya, ağaç ya da kâğıt değildir elbette. Çoğu zaman unutulan ya da diğer eserlerin yanında gölgede kalan bir yol daha vardır: Halıcılık!


16 Ekim 2022

7. Türk Dünyası Belgesel Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu!

Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu ve Türk Dünyası Kültür Sanat ve Sinema Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türk Dünyası Belediyeler Birliği’nin desteklediği 7. Türk Dünyası Belgesel Film Festivali Gala ve Ödül Töreni, Haliç Üniversitesi Konferans Salonunda gerçekleştirildi.


13 Mart 2022

Dabbe: Zehr-i Cin (2014)

Şehirden uzakta bir ev… Lanetli bir köy… Bu köyün gizemini keşfeden bir kadın… Hasan Karacağ, “Dabbe: Bir Cin Vakası” (2012) ve “Dabbe: Cin Çarpması” (2013) filmlerinden aşina olduğumuz bir konuyu bir kez daha damarlarımıza zerk etmeye çalışıyor. “Zehr-i Cin” alt başlığını taşıyan bu beşinci Dabbe filminde, serinin diğer filmlerinde daha önce görmediğimiz hiçbir şey yok! Bu filmde de bizi köye yapılan bir yolculuk bekliyor. Bu filmde de lanetli köyden kurtulmayı başaran biriyle tanışıyoruz. Bu filmde de “aynalı oda” ritüeli ile karşılıyoruz. Bu filmde de sürpriz bir son bizi şaşırtmaya çalışıyor. Ve en önemlisi bu filmde de kötü insanların cinlerden beter olabileceği vurgulanıyor.


7 Kasım 2021

Türk Sinemasında Korku Türünün Tarihsel Gelişimi

Korku insanın hayatta kalmasını sağlayan temel içgüdülerinden biridir. Korkmak adrenalin seviyemizi yükseltir. Bu nedenle korku filmi izlemek, bastırılmış mutsuzluklarımıza yönelik boşalma terapisi yapar. Aslında insan bilinç altında yaşamak istediği tecrübeleri, güvenli bir alanda yani sinema perdesinde izleyerek tecrübe eder. Bu da insanı mutlu eder. Dehşete düşmekten ve korkutucu şeyler izlemekten zevk alınmasının sebebi de budur. Korku filmi izleme içgüdüsünün geçmişine gittiğimizde; giyotinle kafası kesilen insanı görmek için kalabalıkların meydanlara toplandığını hatırlarız. Uygarlığın biraz daha geliştiği dönemlerde ise uzun kış gecelerinde köylerdeki halkın, ocağın başına oturup korku hikayeleri anlattığını biliriz. Dönemin sosyokültürel bakış açısını yansıtan bu hikayeler ideolojik bir tavra sahip olurdu. Ve hikâyeyi dinleyenlerin korku ihtiyacını karşılardı.


13 Ekim 2021

RUR: Rossum’un Üniversal Robotları - Karel Čapek & Kateřina Čupová (Çizgi Roman Eleştirisi)

İçinde bulunduğumuz bu çığrından çıkmış zamanda birer kul olan robotların, efendisi insanoğlunu köleleştirdiğine dair birçok hikâyeye şahit olduk. Şimdilerde bu uçuk kaçık başkaldırı hikâyeleri bize çok sıradan hatta kaçınılmaz bir gelecek tasviri olarak gelebilir. Ama bundan tam bir asır önce Karel Čapek, insanlığı “robot” kelimesiyle tanıştırdığı “R.U.R.” isimli tiyatro oyunu ile herkesi şok etmişti. 1921’de seyirci ile buluşan, birkaç yıl sonra ise dünya çapında bir efsaneye dönüşen bu oyunun başarısı elbette sadece dönemini çok iyi analiz etmesi değildi. Aynı zamanda geleceği tahmin etmekte bir kâhin kadar başarılı olan oyun, insanlığın sonunu getirecek korkunç güne dair eleştirel alt metni ile de zamansız bir şaheser olduğunu ispatlıyordu. Telemak Kitap’dan çıkan “RUR: Rossum’un Ünivarsal Robotları”nda Čapek’ten bir asır sonra kolları sıvayan Kateřina Čupová, bu ölümsüz eseri çizgi roman dünyasına taşıyor. Büyüleyici bir sadelik ile göz kamaştırıcı bir görselliği aynı potada eriten Čupová, orijinal esere yakışan bir uyarlama ortaya koymayı başarıyor.


10 Ekim 2021

Yaşar Kemal’den Üç Anadolu Efsanesi

“Dünyanın ucunda bir gül açılmış / Efil efil esen yele merhaba / Karanlığın sonu bir ulu şafak / Sarp kayadan geçen yola merhaba.” Yaşar Kemal’in dilinden hepinize merhaba diyerek başlamak istiyorum bu yazıya. Çünkü 6 Ekim’de bu dünyadan göçüp giden Yaşar Kemal anısına olacak bu yazı. Yoksullukla geçen ömrünü edebi zenginliğe çeviren bir aydının anısına. Anadolu halkının yüreğinden kopup geldi Yaşar Kemal. Yazdığı hikayeler ve yarattığı karakterlerle Anadolu halkının hikayelerini ilmek ilmek yüreklere işledi. Onlarca öykü yazdı. Onlarca kitabı basıldı. Yazdıkları onlarca dile çevrildi. İnce Memed, Yer Demir Gök Bakır, Binboğalar Destanı, Demirciler Çarşısı Cinayeti, Fırat Suyu Kan Akıyor, Çakırcalı Efe… Yazdığı kitaplar onlarca filme uyarlandı. Ağrı Dağı Efsanesi, Yılanı Öldürseler, Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik… Bu yazıda da Üç Anadolu Efsanesi adlı kitabındaki üç hikâyeden uyarlanan üç Yeşilçam filmini inceleyeceğiz. Dilerseniz önce kitaptan biraz söz edelim.


12 Eylül 2021

The Witch (2015)

The Witch yani Türkçe ismiyle Cadı filmi 2015 yapımı bir film. Eski ve bilindik bir film olması nedeniyle spoiler içeren bir yazı olacağını şimdiden belirtmek istiyorum. Filmin konusu kısaca şöyle: 1630’larda New England’da (Amerika’ya göç eden İngilizler’in oluşturduğu eyalet) yaşayan beş çocuklu bir aile, aşırı dindar oldukları ve yaşadıkları topluma uyum sağlayamadıkları gerekçesiyle, mahkeme tarafından yargılanır. Mahkemeye boyun eğmeyen baba, ailesini toplayıp köyden ayrılır. Issız bir yerde kendilerine bir yaşam kurarlar ve köyden kovulmalarına neden olan kibir onları şeytanın tuzağına düşürür.


30 Ağustos 2021

Dabbe: Cin Çarpması (2013)

Hasan Karacadağ’ın, çektiği “Dabbe” filmlerinden daha çok, Dabbe’yi daha “gerçek” kılmak adına yaptıklarıyla konuşulduğu yadsınamaz bir gerçek. Hem filmlerinde kullandığı binbir çeşit numaraları göz önüne aldığımızda hem de filmleriyle ilgili yaptığı açıklamalara baktığımızda şimdiye kadar bunu sarsılmaz bir inançla gerçekleştirdiğini görürüz. “Dabbe: Bir Cin Vakası” (2012) filminde kullandığı yeni üslup denemeleriyle bizi şaşırtmaya çalışan Karacadağ, kendini unutturmadan hızlı bir şekilde kotardığı serinin dördüncü filmi “Dabbe: Cin Çarpması” ile üçüncü filmden bir yıl sonra arzı endam etmişti bildiğiniz gibi. “Bir Cin Vakası” ile benzer bir çizgide olan “Cin Çarpması”, yine bir Dabbe filmi olmaktan ziyade onun tartışmalı ününden faydalanan bir film olarak dikkat çekiyor.


24 Ağustos 2021

Uğur Tatar'ın "Kertenkeleler Ölmeye Mahkûmdur" Kitabı Çıktı!

Blogumuzun kurucusu Uğur Tatar tarafından yazılan "Kertenkeleler Ölmeye Mahkûmdur" kitabı, KDY (Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık) tarafından yayınlandı! Daha önce “Kulübelerde Vızıldayan Haikular” ismini verdiği kitabında topladığı Haiku biçimindeki şiirleri ile karşımıza çıkan Uğur Tatar, bu kez de serbest tarzda yazdığı şiirlerini “Kertenkeleler Ölmeye Mahkûmdur” isimli kitabıyla okuyucusuna sunuyor. “Öldürdüğüm Tüm Böceklerden Özür Dilerim”, “Eski Aşkların Koleksiyoncusu”, “Ahmak-ı Hayal”, “Yalnız Gezgin’in Kayıp Risalesi” ve “Aleladenin Acayipliği” olmak üzere beş bölümden oluşan kitapta, yaşarken yazmaktan zevk alan sıradan ama uslanmaz bir hayalperestin çığlıklarını duyacaksınız. Kitabı satın almak için tıklayın...


19 Ağustos 2021

Eskihisar Belgesel ve Kısa Film Yarışması’na Başvurular Başladı!

İKTAV VAKFI tarafından düzenlenen; Gebze Gazetesi, Devr-i Âlem Belgesel TV programı, Avrasya Gazeteciler Derneği’nin desteklediği ve Maksat Sinema Olsun’un basın sponsoru olduğu “Kocaeli Eskihisar Belgesel ve Kısa Film Yarışması”na başvurular başladı. Türkiye’de belgesel ve kısa film konusundaki üretimi teşvik etmeyi amaçlayan yarışma; aynı zamanda tarih, kültür, doğa ve çevre bilinci konusunda da farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Yarışmacılar, son katılım tarihinin 30 Kasım 2021 olduğu yarışmaya “Tarih” ve “Kültür Turizmi” konularında belgesel ya da kurmaca eserlerle katılabilecekler. Başvurular İKTAV VAKFI’na ait olan www.kulturtarihimiz.com sitesinden online olarak yapılıyor.