Sinemada Son Peygamberi Anla(t)mak (Özel Dosya)

The Message (1976) - Muhammad: The Last Prophet (2002) - Muhammad: The Messenger of God (2015)

Sayfalar

19 Ocak 2020

Türk Pasaportu / Turkish Passport (2011)

Üzerinden üç çeyrek asır zaman geçmesine rağmen II. Dünya Savaşı, hakkında en çok söz söylenen, araştırmalar yapılan, kitaplar yazılan ve filmler çekilen meselelerden biri. Ama buna rağmen, o döneme ait hala aydınlanmamış ya da unutulmaya yüz tutmuş olaylar bizi şaşırtmaya devam ediyor. Mesela "Türk Pasaportu"nda bir grup kahraman Türk diplomatın Fransa'daki Yahudi kökenli Türk vatandaşlarını kurtarmak için hayatlarını ve kariyerlerini hiçe saymalarını izliyoruz. Tarihin tozlu raflarından çıkarılmış bu bilinmeyen hikâyeyi, yönetmen Burak Cem Arliel, hamasi söylevlerin kurbanı olmadan, samimi ve vurucu bir şekilde ele almayı başarıyor.


29 Aralık 2019

2019 II. Uluslararası Dostluk Kısa Film Festivali'nden Notlar

Geçtiğimiz günlerde, başkanlığı Faysal Soysal'a ait olan ve Âşık Veysel anısına yapılan, Uluslararası Dostluk Kısa Film Festivali'nin ikincisi gerçekleşti. Reis Çelik, Feyyaz Duman, Nima Javidi, Vuslat Saraçoğlu ve Ado Hasanovic'in jüri üyesi olduğu festivalde, birçok ülkeden katılımın olduğu ve çok farklı konulara sahip filmlerin yer aldığı görülüyor. Bu yüzden farklılıkların bir araya geldiği bu festivalde, kültürlerin renkli dünyasıyla karşılaşmaktan mutluluk duyduğumu belirtmeliyim.


15 Aralık 2019

Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu (2019)

Filmin yapımcısı bildiğimiz gibi Mustafa Uslu. Mustafa Uslu'nun yapımcılığını yaptığı bir diğer film olan Müslüm'de Timuçin Esen'in Müslüm Gürses'e benzerliği konusunda müthiş bir şok yaşamıştım. Oyunculuğun yanı sıra makyajın başarısı da harikaydı. Bazı sahnelerde Timuçin Esen'i Müslüm Gürses'ten ayırt edemediğim anlar olmuştu. Naim filminde daha büyük bir şok yaşadım. Makyajsız bu kadar benzeyen bir oyuncu bulmaları oldukça hayret verici. Hayat Van Eck sanki bu rolü oynamak için doğmuş. Rolüne de iyi çalıştığı ortada. Hatta Hayat Van Eck hiç doğmamış olsa bu film çekilemezdi şeklinde iddialı bir cümle bile kurabilirim.


24 Kasım 2019

Halit Refiğ Sinemasına Kısa Bir Bakış ve Hanım (1988)

Türk sineması 50'li yıllardan sonra ivme kazanmıştı. Özellikle 60'larda sosyal politik ortam, sinemada hareketli bir dönem başlatmıştı. Sinema topluma yöneltilen bir eleştiri yöntemi, olumsuzlukları dile getiren bir araç olarak kullanılmıştı. Bu dönemde Türk sineması bir kimlik arayışındaydı. Halit Refiğ ise Türk sinemasının kimliğini, bağrından çıktığı halkın içinde araması gerektiğini düşünen bir sinema yazarıydı.


18 Kasım 2019

Atıf Yılmaz ve Kadınlar

Atıf Yılmaz, 1950'lerden itibaren Türk sinemasının her döneminde birbirinden başarılı filmlere imza atmıştır. Bu başarıyı yenilikçi tutumuna borçludur. Sadece yenilikleri takip eden bir yönetmen olmakla kalmamış, takip edilecek yeniliklere imza atmıştır. Sinemaya, sinema eleştirmenliği ve senaryo yazarlığı ile girmiş, afiş tasarımları yapmıştır. 1951 yılında ise ilk filmi Kanlı Feryat'ı çekerek yönetmenliğe adım atmıştır. Ayrıca mesleki örgüt kuruluşlarında yer almış, prodüksiyon firmaları kurmuş, 114 film çekmiştir. Bu uzun soluklu sinema kariyerinde birçok ödüle layık görülmüştür.


17 Eylül 2019

Damdaki Kemancı, Elveda Rumeli ve Göç Üzerine

1907 yılında "Tevye'nin Kızları" adıyla çıkan kitabın tiyatro, sinema gibi birçok uyarlaması yapılmış, günümüze kadar birçok varyasyonu üretilmiştir. Hatta güncel tarihte Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde müzikal tiyatro olarak oynamaktadır.


31 Temmuz 2019

Maksat Sinema Olsun "8" Yaşında: Alelade bir Hikaye

Gecenin karanlığı bir kâbus gibi üzerine çökmeden önce, ışığa ulaşmak için var gücüyle kanatlarını çırpıyordu. Nihayet ışığın geldiği yere ulaşmayı başardı. Ardından içeriye girebileceği bir delik aramaya başladı. Binanın etrafını hızlıca turladıktan sonra üst katlarda bir pencerenin açık olduğunu fark etti. Artık derman kalmamış kanatlarını zorlukla hareket ettirerek pencereden içeri girdi. İçerisi sanki gün yeni doğmuşçasına aydınlıktı. Gözleri bir anlığına kamaştı; tekrardan görebildiği zaman etrafına şaşkın bakışlar attı. Bu uçsuz bucaksız gibi gözüken binanın içinde, domino taşları gibi dizilmiş, farklı boyutlarda bir sürü cam küre vardı. Şeffaf bir sıvı ile dolu olan cam kürelerin içinde ise insan benzeri siluetler, cenin pozisyonunda, hareket etmeden öylece duruyorlardı.


22 Temmuz 2019

Food, Inc. (2008)

Bir gün içerisinde neler yiyoruz? Yediğimiz şeyler hakkında ne kadar bilgiye sahibiz? Tükettiğimiz hazır gıdaların nasıl üretildiğini ve sağlığımızı nasıl etkilediğini öğrenmeye cesaretimiz var mı? Gıda endüstrisindeki sömürüye ve aç gözlülüğe dair gerçekleri ne kadar biliyoruz? Yediğimiz her lokma ile gezegenimizi değiştirebileceğimiz gerçeğiyle yüzleşmeye hazır mıyız?


9 Haziran 2019

Sinemada Son Peygamberi Anla(t)mak (Özel Dosya)

İnsanoğlu yıllar boyunca O’nu ve bir yaşam boyu verdiği kutsal mücadeleyi hem anlamaya hem de anlatmaya uğraştı. Tabii ki bu yüce insanın, Allah’ın son elçisi Hz. Muhammed’in “anla”tılmaya çalışılması için sinemanın da bir araç olarak kullanılması kaçınılmazdı. Fakat tahmin edebileceğiniz üzere elimizde O’nunla ilgili çok fazla film yok. Son Peygamber’in anlatıldığı üç sinema filmini sizin için detaylı bir şekilde inceledik. İyi okumalar...


Muhammad: The Messenger of God / Hz. Muhammed: Allah'ın Elçisi (2015)

Peygamber'in doğumu ile başlayan ve onun 13 yaşına kadar ki hayatına odaklanan, senaryosunu Mecid Mecidi ile Kambuzia Partovi'nin birlikte kaleme aldığı "Muhammad: The Messenger of God" (Hz. Muhammed: Allah'ın Elçisi, 2015) filminin henüz proje aşamasındayken bile birçok tartışmanın ana konusu olacağı belliydi. Öyle ya, sonuçta Peygamber'in sinema perdesinde gözükecek olması, herkesin kolaylıkla kabul edeceği türden bir fikir değildi! Hatırlarsanız film, 7 yılın sonunda tamamlanıp vizyon için gün saydığında, eleştiriler de artarak devam etti. Neticesinde 3 yılda tamamlanan dev platolarda çekilen, 30 milyon dolarlık bütçesi ile İran sinemasında bugüne kadar çekilmiş en büyük bütçeli yapım payesini elde eden bu görkemli film, haksız eleştirilerle birkaç cümleye indirgendi ve hatta kimilerince tek bir karesi dahi izlenmeden "aforoz" edildi! Anlayacağınız bu film, ne halkın sevgisini kazanabildi ne gişede büyük başarılar elde edebildi ne de ödüllere boğuldu. Sessiz sedasız bir şekilde unutulup gitti. Peki, Mecidi'nin bu cesur ve iyi niyetli çabası, gerçekten de bunca eleştiriyi hak ediyor muydu?