Sayfalar

19 Ocak 2021

Astronot Fehmi (1978)

2004 yapımı “Büyü” ve sonrasında 2006 yapımı “Dabbe” filmlerinden sonra Türk sinemasının kısır sayıda olan korku filmi yapımlarında patlama görülür. Dar kalıplar içerisinde sıkışıp kalsa da ve sadece cinler etrafında debelenen filmler çekilse de olmayan korku filmi sinemamız hareketlenmeye başlar. Filmlerin kaliteleri tartışmaya açıktır; çoğu birbirinin kopyası, içi boş ve seyirciyi istismar eden, hatta dini konularda zırvalayan yapımlar olarak tarihe geçmiştir. Milenyum öncesi korku filmlerimizin sayılacak kadar az oluşu gibi, bilimkurgu türündeki filmlerimiz de çölleşmeyi daha şiddetli ve susuz şekilde yaşar. 2000’li yıllarda artan korku filmleri furyasını yakalayamayan bilimkurgu türünde yapılan filmler, 1990 öncesi filmlerdir ve türün bildiğimiz yapılarını kapsamaz. Daha deneyseldir, bilimkurgu demeye bin şahit ister. Yine de el emeği göz nurudur. Düşük bütçelerle yapılmışlardır ve imkansızlıklardan zuhur etmişlerdir. Bu sebeple sinemamız için önemli bir yerde dururlar. Bu filmler arasında 1978 yapımımı Astronot Fehmi’de vardır. Erotik-bilimkurgu türü içerisinde sınıflandırılabilecek bu film için diğer filmler adına söylediğim iyi niyetli olma hali geçerli değildir. Nedenlerine buyurun beraber bakalım…


15 Ocak 2021

Sinema Hikayeleri - Alexander Kluge

1932 yılında Almanya’da doğan Alexander Kluge birçok meziyeti bir araya getirmiş biri. Yazar, filozof, akademisyen, yönetmen ve daha fazlası… Öyle ki sevenleri kendisini Fransız yönetmen Godard ile kıyaslamaktan geri durmamıştır. 
1966 senesinde ilk uzun metraj filmi “Abschied von gestern” ile o yılın Venedik Festivali’nde “Gümüş Aslan” ödülünü alacaktır. 1968 senesinde ise “Die Artisten in der Zirkuskuppel: ratlos” filmiyle Venedik’te Altın Aslan ödülünün sahibi olmuştur. Günümüzde hala geçkin yaşına rağmen film çalışmalarına devam etmektedir.


Dabbe (2006)

2000’li yıllara kadar iki elin parmaklarını geçmeyen Türk korku filmleri, 2006 yılında gösterime giren “Dabbe” ile büyük bir sıçrama yakalamış ve ilk kez bu filmde baskın bir şekilde gördüğümüz “kötücül cinler” teması, Türk Korku Sineması’nın tozlu raflarının cinli filmlerle dolmasına yol açmıştır. Temeli İslam inancına dayanan, zamanla bir korku unsuru haline gelen ve Dabbe’nin şimdilik 6 filmlik bir seriye dönüşmesini sağlayan cinler, Hasan Karacadağ’ın filmleri ile başlayan süreçte birer tüketim nesnesine dönüştürülmüşlerdir.


14 Ocak 2021

Örgüt (1976)

Ayhan Işık’ın yönetmen, oyuncu ve “A Film ve Reklamcılık” şirketi olarak yapımcısı olduğu Örgüt filmi sinemamız açısından önemli bir konumda duruyor. Filmin tamamı olmasa bile çok büyük bir kısmı (71 dakikalık filmin 60 dakikası) tek mekanda geçiyor. Tek mekanda  geçen filmlerimiz yok denecek kadar az olması yanında, filmin mekan olarak uçağı seçmesi filmi daha da kıymetli kılıyor. Filmin konusuna gelirsek: Pilot Korkut’un (Ayhan Işık) kullanacağı uçak içerisinde, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 6 delege çok önemli ve gizli bir konuda toplantı yapıp karara varacaklardır. Toplantıyı engellemeye çalışan iki farklı örgütün ölümcül planları vardır. Toplantı sabote edilmeye çalışılır. Düşmanın hain planlarının karşısına pilot Korkut korkusuzca dikilecektir…


12 Ocak 2021

Dünyayı Kurtaran Adam (1982)

Film bizi “Star Wars”dan alınan bazı görüntülerle karşılıyor. Bu esnada seyirci filmde karşılaşacağı distopik dünya hakkında bilgilendiriliyor. İki kahraman Türk pilotu Murat (Cüneyt Arkın) ve Ali’yi (Aydemir Akkaya) uzay araçları içinde uzaylılarla savaşırken görüyoruz. Uzay gemilerini bilgisayar oyunundaymışçasına patır patır patlatıyorlar. Bu sırada bilinmeyen bir güç tarafından, bilinmeyen bir yere çekiliyorlar…


8 Ocak 2021

Yangın (1977)

Yönetmenliğini 5 Mayıs 2006 yılında 81 yaşında kaybettiğimiz Atıf Yılmaz’ın yaptığı Yangın filminin ülke sinemamız adına çok önemli bir yeri vardır. Her ne kadar kıyıda köşede kalmış  olsa da ve Atıf Yılmaz’ın devasa filmografisinde (Yangın, yönetmenin çektiği 120 filmden 84. filmidir) geri planda dursa da bu film, Ayhan Işık’ın ölmeden önce oynadığı son filmdir. Dramadan komediye birçok farklı türde film çeken Atıf Yılmaz’ın filmlerinde zengin kadrolar kurduğu ve sinematografiye önem verdiğini biliriz. Yangın’da her ikisinden de bolca var. Kadro alev alev yanıyor resmen…


7 Ocak 2021

Turist Ömer Uzay Yolunda (1973)

Turist Ömer serisi Yeşilçam’ın güldürü türü örneklerinden biridir. Bu seri aynı zamanda Türk sinemasında en başından beri var olan seri komedi filmi geleneğini sürdürmüştür. Helal Olsun Ali Abi filminde tanıştığımız Turist Ömer tiplemesi tutunca karakterin üzerinde çalışılmış, serinin ilk filmi olan Turist Ömer, 1964 yılında vizyona girmiştir. Seri boyunca Almanya, Arabistan, Afrika, İspanya’yı dolaşan Turist Ömer'in en sonunda yolu uzaya düşer. Esasında Yeşilçam'da fantastik ve bilimkurgu tarzına pek fazla rastlanmaz. Çünkü maliyetlidir. Yine de 70’ler bu türün en çok iş yapan dönemidir. Daha çok çizgi roman ve Amerikan bilim kurgularından uyarlanan filmler çekilmiştir. Halk kahramanımız Turist Ömer de 70’lerin ortasında bu modaya uymuş ve uyarlama bir bilimkurgunun içinde yerini almıştır. İlk filmden 9 yıl sonra yani 1973 yılında vizyona giren Turist Ömer Uzay Yolunda filmi serinin son filmi olur. Ayrıca serinin en ilgi çekici filmi olduğu da aşikardır. Fakat özgün bir hikâye değildir. Star Trek dizinin The Man Trap bölümünden uyarlanmıştır. Dünya sinema tarihinin uzun metrajlı ilk Star Trek filmidir.


3 Ocak 2021

Uçan Daireler İstanbul’da (1955)

1920’li yıllarda çizgi roman sayfalarında gözükmeye başlayan uzay maceraları, 1940’lı yıllarda sinemada boy göstermeye başlamış ve 1955 yılında Raymond F. Jones’un romanından uyarladığı “This Island Earth” ile Joseph M. Newman, uzay maceralarının ilk klasik örneğini vermiştir.[1] Aynı yıl Orhan Erçin ise hem Türkiye’de çekilen ilk bilim kurgu filmlerinden biri (diğeri Lütfi Ö. Akad’ın yönettiği “Görünmeyen Adam İstanbul’da”) hem de Türkiye’de çekilen ilk uzay macerası filmi olan “Uçan Daireler İstanbul’da”ya imza atacaktır. Çekildiği dönemde Edirne’de görüldüğü söylenen bir uçan daire haberinden esinlenen
[2] “Uçan Daireler İstanbul’da”, yolu İstanbul’dan geçen kahramanların filmlerine bir başkasını ekliyor… 


31 Aralık 2020

Sinema Tarihindeki En İlginç Reklam Kampanyaları (2. Bölüm)

Kimi yönetmenler, yapımcılarıyla kafa kafaya verir ve şeytanın dahi aklına gelmeyecek fikirler bulup filmleri vizyona girmeden önce bu fikirleri piyasaya sürerek gişede zafer elde etmeye çalışırlar. Bu formülün tuttuğu yapımlar gördük. Ancak izleyicinin oralı olmadığı, elinin tersiyle ittiği de oldu. Ne olursa olsun kimi kesim bu mitlere inandı ve bu efsanelerin peşinden koştu. Bir çoğunluk var ki onlar ise yıllardır benzerlerini görmeye alıştığımız bu PR çalışmalarına göz açtırmadı; yapımcı ve yönetmenlerin ipliğini pazara çıkarmak için uğraşıp durdular. Gerçek ya da uydurma, ne olursa olsun bu eğlenceli dosya konusunun ikincisiyle sinema arkeolojisi adına kazı çalışmasına devam edelim dedik ve siz değerli Maksat Sinema Olsun okurlarına en ilginç üç reklam kampanyasını yılbaşı hediyesi olarak sunuyoruz…


Kırışıklıklar - Paco Roca (Çizgi Roman Eleştirisi)

İspanyol karikatürist Paco Roca’nın grafik romanı “Kırışıklıklar”, baş karakteri Emilio’nun yaşlılığında, hayatının son demlerini rahat ve huzurlu bir ortamda yaşaması için huzur evine yerleştirilmesiyle açılıyor! Tabii iyi niyetli birisi böyle düşünebilir ama gerçekte olan ise çocukların küçüklüklerinde kendilerini bakan büyüten anne babalarını, onlar yaşlanınca huzur evlerine “postalamaları” olarak söyleyebiliriz. Acı ama gerçek… Emilio’nun çocuğu da hayat telaşı, belki eşinin zorlanıp istememesi gibi sorunlardan dolayı babasını bakım evine bırakıyor. Oğlu, Emilio’yu hangi sebeple huzur evine bıraktığını söylenmese de Emilio’nun kendisinde “alzheimer” başlangıcı olduğu için sebebini tahmin etmek çok zorlaşmıyor…